3 Ekim 2013 Perşembe

Kış mı geldi ne?

Sonbaharı çook severim küçüklüğümden beri. Hafif hüzünlü, ideal sıcaklıkta, giyinmenin çok kolay olduğu, şortlardan, sandaletlerden vazgeçmek istemeyenlerin son demlerini yaşadıkları, benim gibi terlemekten hiç hoşlanmayan bünyelerin rahata erdiği, güneşin insanları daha güzelleştirdiği, gün batımlarının başlı başına tablo görünümünde olduğu günlerdeyiz. görsel alıntıdır.

Kırmızının daha kırmızı, yeşilin gitgide sararıp solduğu, bembeyaz bulutların yavaş yavaş gri yağmur bulutlarına yerini bıraktığı zamanlar... Mevsim bu mevsim ama hava İstanbul için Kasım sonu sıcaklıklarında. Bugün 10 derece mesela! İnsanlar çizme giymeye başladı. Dik yaka kazaklara az kaldı. Dünkü yağmuru da yedik iliklerimize kadar ıslanıp, üşüdük:( Hazır değildik ki buna hiçbirimiz:((((

                                                                  Görsel alıntıdır: Buradan.
Benim içimse her zamankinden daha sıkkkın. Bir yolunu bulup neşelenmeyi başarırdım aslında ama enerjim çekildi sanki. İsteksizlik, üretkensizlik, yaratıcılıktan eser kalmama gibi belirtiler çıktı ortaya. Kafam dağılsın diye spora başladım ama uzun sürmedi yine her zamanki gibi. 1hafta gidip bıraktım yine:/ Bağğğzı gereksiz kişiler haklı. Niye zorluyorsam. Sıkıya zora gelemiyorum.

Panik atağım hortladı bugünlerde. Evden çıkınca toplu taşıma araçlarında sanki boğulacakmışım, bi yerlerde kısılıp kalacakmışım gibi hissediyorum. ilk durakta inicem deyip oyalıyorum kendimi işte:) Ne eğlenceli hayatım var dimi?

Okulu özledim.... Özleyecek bişe bulamadın mı diyorum bazen ama okul insanı meşgul ediyormuş ya. 8 yıllık bitmek bilmeyen üniversite hayatım sonunda bitti huzurla doldum 3 ay :) Eee? Sonra? İşe yaradığını hissetmedikten sonra boş boş oturmak da bir yere kadarmış. İnsanların iş bulamadıkları için neden bunalıma girdiğini anlıyorum artık. Bir de hep derdim "ben mezun olunca okulu hiç aramicam, özlemicem, bunaldım, yoruldum..." vs. Lafımı bir güzel çiğnemeden yuttum. Basbayağı hazımsızlık çekiyorum:)

Bloga neden yazmadığımı soranlar var. Hayatımda ekşın yok ki yazayım. Kozmetik blogu da değilim ki önüme gelen ürünü yazayım sürekli. Bir de İNSTAGRAM TEMBELLİĞİ diye bir şey var. Oradan an be an ne hissettiğini, ne yaptığını, ne içtiğini, ne giydiğini, canının ne çektiğini, özlediklerini, aldıklarını, görüp de paylaşmam lazım dediklerini 1 sn. de kısacık paylaşmak çok kolay. Ben de yaklaşık Mayıs sonundan beri çok fena alıştım bu tembelliğe ve çok sevdim:) Sağ cenapta minik bir kutucuk şeklinde "İnstagram'da Ben" gadgeti var. İsteyen beni takipleyebilir.

Ailevi birtakım sağlık problemlerimiz de mevcut bu ara. Onlar için de kafa yormacalı, üzülmeceli, dua etmeceli, moral vermeceli günler... Abim geldi geçenlerde. Gelme sebebi bunlarla ilgiliydi. Doğru düzgün vakit geçiremedik bile. Gitti:(  Yine özledim. Onun bitmek bilmez müzik aşkı vardır. Kulağı da iyidir. Klasik müzik onun için tutku resmen. Beni Metallica'yla tanıştıran ilk kişi odur. Daha 8yaşındayken Nothing Else Mathers'ı son ses dinletmişti bana:) Bu gelişinde de keman sesini hiç sevmediğimi unutmuşçasına elinde David Garret/ Encore albümüyle çıktı karşıma. Lanet olası çalgının tiz seslerini hala sevemiyorum ama albüm genel olarak şahane:)

Bildiğimiz bir çok parçanın yeniden yorumlaması var. En vurucusu da efsanevi Smooth Criminal şarkısı bence:) Gün içinde enerjiniz düştüğünde, pazartesi sendromuna yakalandığınızda son ses dinlemenizi öneririm:) Arabada dinlemeyin... birden gaza gelip 200'e vurursunuz:p Uyarmadı demeyin:)))

Son olarak 50 şarkılık David Garret derlemesiyle sizi başbaşa bırakıp kaçıyorum;)))) Bir dahaki yazıya kadar yorum bırakmayı unutmayın:))))))

Sevgilerimleee...

7 yorum:

  1. Aynı ben " işsizlik bunalımı " ! Çok iyi yaşıyorum kendisini güçlü görünmeye çalışıyorum ama sevdiceği görünce karamsarlaşıyorum o iş buldu çok şükür ama biz olabilmemiz için bende bulmalıyım :(

    Okulu hiç özlemiyorum evet oyalıyordu ama özelde olunca beş yıllık okul hayatım beş yılda hiç bir dersten kalmayarak geçti ;) şu kalma lüksü olmayanlardandım ama burslu değildim . Sen yaz yavru kuşum bak bana boş durdukça post yaptım hayal kurdum iyi geliyor hem bizim bloglarımız lifestyle denilenlerden illa bir konu hakkında yazma gereğinde hissetme ;) öperim çokcana

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. istediğimizi yazmanın da bahanesi var demek:p lifestyle;)))) bunu sevdim:) sırf sen okumak istedin diye post yazdım ya mesela işe yaradığını hissetmek güçlü bir duygu:))))) son 4 yıllık okul hayatım da hiç bir dersten kalmayarak geçti. 3ün 2 si ve 4ün 2si hariç çok da kasmak zorunda kalmamıştım. yine de sanat tarihi dersi almayı özledim. yükseklisans yaparsam bigün kesinlikle bu konuda olacak:)
      senin gene motivasyonunu sağlayan bir sevdiceğin var:)))) herşey bukadar belirsizken hayatımda iyi ki biri yok aslında. onun da beynini didiklerdim karamsarlıkla:p

      mutlu ortamlı bol maaşlı işimiz olsun bir an önce :))))) bende öptümmmm:)

      Sil
    2. Her şeyde vardır bir hayır inşallah olur ;) kendim sabredemiyorum ve dediğin gibi karamsarlığımla onuda yoruyorum yoruluyoruz herşey üstüste geliyor falan filan onunda zamanı vardır ki benimki benim ilk erkek arkadaşım baya geç oldu üniversitede :))))))))

      Sil
  2. Yıllardır Ankara'da getiririm kışı, ilk defa bambaşka bir yerdeyim. Ankara'da kış gerçekten sıkıcı, dediğin gibi ben de boğuluyorum adeta. Bakalım Türkiye'nin en doğusunda kış nasıl geçecek :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uuu baya kara kışa terfi etmişsin:-D bol ayazlı, geceleri -30ları görmeceli, atkın beren tamsa hiç üşümezsin. Kuru soğuk candır. Kışı bol güneşli geçer. Yağmur bilmezler pek nisan dışında. Dudak kremini nemlendiricini eksik etme çatır çatır çatlama oralarda.sıkılırsan yaz bol bol post biz de görelim karla kaplı yerleri buz tutmuş çatıları;-) kaldırımda yürürken dikkat et sarkıt inmesin kafana:-D çok uzattım... allah kolaylık versin.

      Sil
  3. Ahh bebeğim madem işin yok, özleyecek şeyler arıyorsun; beni özle :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nihaha o ne özgüven o;-) sen önce gel de bi yüzünü göreyim. Hiç görmediğin birini özşeyemezsin bebeğimB-) hem hatırlatıym en az 2günde 1 telde yarım saat konuşuyoruz zaten:-D. İyi ki varsın...öperimmm!

      Sil