27 Şubat 2013 Çarşamba

MİM:))


Uzuun zamandır mim yapmamıştım. "Damla sakızlı dondurma" 'nın cevapladığı sorular hoşuma gidince kayıtsız kalamadım. Buyrun cevaplarıma geçelim:

Kedi olsaydınız hangi cins kedi olurdunuz?
Leopar <3 Pırıl pırıl tüyleri, koca vücuduna rağmen çevikliği ve zarafeti, sapsarı kehribar gibi berrak gözleri, pespembe burnuyla dünyanın en güzel hayvanı bence. Desenini üzerimdeki hiç bir eşyada görmekten hoşlanmasam da doğada eşsiz olduklarını düşünüyorum.

Enstrüman olsaydınız hangisi olurdunuz?
Bass gitar:) 4 teli olmasına rağmen her gitar çalan bass çalamaz. O parmak uçları nasır tutmadan da öğrendim denilmez. Hangi şarkı olursa olsun bassları kapatıp da bir dinleyin derim. HİÇ Bİ İŞE YARAMAZ GERİ KALAN MELODİ:))) Ne o tadı verir ne de şarkıdan bir şey anlarsınız. Ritim duygusunu  hissettirendir. Amfiye takıp son ses verdiğinde gırtlağında hissedersin her bir notayı:) Baterinin tek başına yapamadığını yapar. Çalabiliyor muyum? Maalesef:/ İster miydim? Kesinlikle evet! 

Hangi yazarın yazım tarzını kendinize yakın buluyorsunuz?
Ahmet Ümit. Neden bilmem saçma şeylerden de bahsetse öylesine okuma isteği uyandırıyor ki insanda kitabı elimden bırakasım gelmiyor. Keşke benzeyebilsem birazcık bile olsa sıkmadan okunuyorsam ne mutlu bana:)))) 

Ruhunuzu anlatan şehir?
İstanbul! Bu şehirde doğdum, büyüdüm... Çok sevsem de insanı yıpratıyor, yoruyor, bazen de karşına çıkardıklarıyla şaşkına çeviriyor. Güneşliyken capcanlı, lodos eserken boğucu, kasvetli, rahatsız edici... yağmurluyken hafif... rüzgarlıyken yırtıcı, içine işleyen... Bir günün içinde sana bütün bu saydıklarımı tamamen hissettirebilen bir şehir burası. Dünya üstündeki diğer şehirleri bilemem, henüz görmediğim binlerce şehir var ama İstanbul benim için çook özel. Doğu ve Batı arasındaki köprü... 
Sürekli iki uç arasında gidip gelen hiç dengesini bulamayan, sürprizlerle dolu diye tarif edebilirim ancak. Kısaca BEN:))

Sevdiğiniz sanat dalı?
Kesinlikle taraflı cevap vereceğim bu soruya. MİMARLIK! Sıradan boşlukları "yaşanılası Mekanlar" haline dönüştürme sanatı. İnsanların mutluyken kendi konforlarını, yaşam standartlarını belirledikleri, hayatlarını nasıl bir düzende geçirmek istediklerini düşünüp aktardıkları sanat dalı. 

...vee "mimar"; içinde "temel" sözcüğü geçen her olgunun altındaki gizli kahraman:)

EDİT: Yeni sorular buldumm dayanamayıp cevaplayacağım... çok güzeller:)

1-En son kime yalan söyledin, neden?
Engin'e. Aslında hiç işim yoktu ama onun için süslenmek içimden gelmedi. Ektim:/ Şu an zaten hayatımda kimseyi istemediğimden, hem de yanında kendimi rahat hissetmiyorum. Hep sanki alıştığı ben olmazsam yargılayacakmış gibi geliyor hem de karşılık verirsem de sürmezse hassas dengeler zarar görür:/ Bunları düşündükçe eğlenemiyorum. Hep bir laf sokasım geliyor. Böyle zehirli moda girip karşımdakinin her hamlesini bloke etmeye odaklanınca hiç mutlu olmuyorum. 

2-Biz okumuyoruz farz et, kendine bir itirafta bulun.

Mimarlık bölümünü bırakacağıma bitirseydim keşke diyorum. Ha olmadı keşke gastronomi okusaymışım:/

3-En son severek okuduğunuz kitap hangisi?
Murathan Mungan- Yüksek Topuklar. Elde kalem, not defteriyle satır satır dikkatle okunması gerekli bence. KADIN OLMAK ve kadın çeşitleriyle ilgili yerinde analizler var:)

4-Şu an istediğin işi mi yapıyorsun?
HAHAHAHAHAH:))))))İş mi ben mi:))))) Hala öğrenciyim. Kronikleşti bu durum benim için. Artık rahatsızlık veriyor. Çalışma deneyimim olmadı pek ama mesleğimle ilgili bir sorunum yok. Ama aklımda hala Pasta Şefi olmak, kendi pastanemi açmak var. Belki bir gün....

5-Mutlu musun?
Mutlu değilim ama huzurluyum şu ara. Sakinleştim fırtınalardan sonra. 

6-Öleceğini bilsen, ömrünün son zamanlarını nerede, kimle geçirmek isterdin?
Kıbrıs'ta Sez'in yanında olurdum herhalde.. Baktım beni üzüyor evini yakardım:) Huzurr içinde ölürdüm:)

7-Favori şarkıcın ve şarkısı?
Bu ara Kelly Clarkson - Because Of You.

8-Her bölümünü heyecanla takip ettiğin dizin var mı?
The Big Bang Theory:))

9-Keşke...?
KULLANMIYORUM:)

10-Kötü alışkanlıkların var mı?

Fevriliğim. 

11-Sence ideal eş nasıl olmalı?
Bu yazımda yazmıştım:) Güçlü karaktere sahip, her güçlükte çökmeyen biri olmalı diye ekleyebilirim. Fiziksel olarak da elleri bakımlı ve güzel olmalı. Dişleri de bembeyaz olmalı:))))))

BEĞENEN HERKES MİM.İ YAPABİLİR:) MİM OKUMAYI DA CEVAPLAMAYI DA SEVİYORUM;)

İYİ GECELER...

23 Şubat 2013 Cumartesi

MARNİ Parfüm

Bugün bu parfümü kokladım ve tek kelimeyle ba-yıl-dım! Almak için sabırsızlanıyorum. Piyasada 65ml ve 120ml şeklinde satılıyor. Şişesinin tasarımından kokusuna kadar özenli bence. Şişenin ruby renkli kapağı ve beyaz noktaları beni benden aldı:)))) Hem çok sevimli hem de biraz utangaç gibi geldi bana:p

Yaz kış kullanılabilecek orta kalıcılıkta bir ürün. Sizi 5 saat civarında götürebilir:) Hem çiçeksi hem şekerli hem de meyveli. Bir çok insana hitap edebilecek ama kendini belli eden bir koku. Sıradan değil. Sevil Parfümeri'de saat 16.00 civarında sıktım. Hala kokuyor bileğim. Bekledikçe tenle bütünleşen, çook daha güzelleşen bir parfüm. Tanıdıkça sevilen insanlara benziyor ve bence bir şanstan fazlasını hak ediyor:)


Detaylı yazısı için buradan bakabilirsiniz. Gördüğünüz yerde bileğinize sıkın ve 1 saat bekleyin. Öyle koklayın;) Naçizane tavsiyemdir.

21 Şubat 2013 Perşembe

3D KALEM YAPMIŞLARRRR!



Adamlar yapmış abii! Videoyu izleyin birazcık çizimle, mimariyle, tasarımla alakanız varsa bayılacaksınız!!! 2 Boyutlu düşün, çiz, kaldır, ya da direkt havada çiz :) Acaba kaç cm açıklık geçilebilir? Bir yerde yer çekimine meydan okuyor sonuçta :)

Oynamak için bile alınır çok eğlenceli:) Mükemmel bir şey. Ben mantık olarak renkli silikon tabancalarına benzettim. Tabii ki süper hızlı donanı. Havada kalabiliyor olması harika.

Taslak halindeki eskizleri canlandırmak açısından süper olurdu. Çizimin üstünden geç sonra parçaları birleştir. Al sana maket:) Hem de çook havalı;) Bir an önce almak istiyorum!!!!

BA-YIL-DIMMM!

EDİT: Merak edenler için 75$ mış fiyatı. Tam adı da 3Doodler - Handheld 3D Printer . Şurada aynı videonun yanı sıra açıklayıcı bir metin de var.

20 Şubat 2013 Çarşamba

The Body Shop Absinthe Purifying El Kremi

Mirebağğğğğ:))) Bugün size hem kokusuna, hem yapısına bayıldığım, hem de elleri yumuşacık yapan favorim olmuş kremimden bahsedeceğim. Ben öyle çok kuru cilde sahip değilim. Krem falanda ancak yazın duş sonrası soyulmamak için sürerim. Ama şu ara kullandığım antibiyotikten olsa gerek cildim kurumaya başladı. Ellerim de sık sık neme ihtiyaç duyuyor İstanbul ayazında:))) İşte bu krem Watsons Bella serisinin pabucunu dama attı diyebilirim. Böğürtlenli siyah çaylı olanın kokusuna aşığım ama gündüzleri sadece bunu, geceleri de Bella'yı kullanıyorum:) Birazcık daha zor emildiğinden gece daha iyi oluyor.

Yılbaşı zamanında TBS'yi talan etmiştim millete bir dolu hediye alırken kendime de bu kremi ve bi dolu şey almıştım. Kendime aldığım en iyi şey olmuş bu krem. Kokusu yeşilçay ve limon gibi öyle ferah kokuyor ki içiniz açılıyor. Bekledikçe koku kendini iyice belli ediyor.

Yapısı çok hafif, hiç öyle vıcık vıcık bir krem değil. Merhem gibi görünse de su gibi. Öyle olsa ben süremem zaten. Elinize sürün 2 dk. içinde çok güzel bir şekilde emiliyor ve yumuşacık yapıyor ama krem varmış hissi vermiyor. Yeni çıkmış bu ürün ben denemek için küçük boyunu almıştım. Yarıyı geçtim neredeyse. Koşup yedekleyeceğim. Çantamın olmazsa olmazı haline geldi kısa zamanda. Tek sevmediğim tarafı kapağı:) Kremlendikten sonra o kapağı kapatmaya üşeniyorum resmen:p Döndür döndür:p Ben 12tl'ye almıştım. Umarım zam gelmemiştir:)

Kokusunu çok nadir olarak sevmeyen de oldu ama ben bitki çayı karışımlarını çok sevdiğim için bayıldım:) Tester'ını koklayıp öyle almak lazım kremleri. Ben az kalsın kenevirli olanla karıştırıyordum bunu. Kıza "verme" diyorum, ısrarla "yok bu yeni" diyor.Yazık olacaktı inatla almasaydım :p Bu arada o ne kötü kokudur öyle... Sürünce kokusu hemen gitmiyor bi de. Nemlendirmesine laf yok ama doğruya doğru:)

Başka kullanıp da seven var mıı???? Ben mutlaka deneyin derim.

19 Şubat 2013 Salı

KOZMETİK 7#: Maybelline Color Tattoo Serisi: Eternal Gold VS. On and On Bronze

Bir kozmetik ürünü yazısıyla daha karşınızdayım. Bu seriden ilk olarak On and on bronze rengi aldım ve aşık oldum. Kolay sürümlü, saatlerce kalıcı, tek başınayken bile güzelken, üzerine ne renk sürersen sür olduğundan daha canlı göstermesi de cabası. Fiyat kalite karşılaştırmasında 10üzerinden 10 alır benden kesinlikle. Tabii ki makyaj otoritesi değilim hem de ilk krem farım kendisi ama beğendim. Kullana kullana yarıladım diyebilirim hatta. Son günlerde far şeklinde sürmek dışında koyu renkli makyajlarımda eyeliner olarak kullanıyorum. Yine muhteşemm görüntü, yine muhteşem kalıcılıkk:)

Bu üründen bu kadar memnunken neden başka renklerini denemiyorum diye düşünüp Eternal Gold rengini aldım 4 gün önce.. Renk konusundan bahsedersem eğer, bence çok fazla parlak bir renk gündüz için. Ancak üzerinden kahve, yeşil veya bakır tonları geçilerek kullanılabilir. Almadan testerını iyice inceledim tekrar tekrar denedim yapısı aynı mı diye. Hiç bir problem yoktu. Aldım eve geldim, ilk kullanımda göz kapağımda pul pul oldu. Üstünden geçtikçe bir türlü homojen olmadığı gibi çiğ bir renk oluştu. Sonra belki fazlaca uyguladım diyerek baz da dahil komple silip baştan sürdüm sonuç benzerdi. Resmen şok oldum. On and on bronze da böyle bir şeyle hiç karşılaşmadım çünkü. Aldığım yere götürsem mi diye düşündüm ama vazgeçtim. Fişini saklamayı akıl etmemiştim çünkü. Ne yapmalıyım bilmiyorum:/ Bir renkten o kadar memnunken diğerinde böyle çıkması üründen de soğuttu beni. Taupe'yi de alırım diye düşünürken hem de. Beni buldu resmen.

Ürün sergideyken yanlış saklama koşulları nedeniyle basbayağı bozulabiliyormuş demekki. Özellikle Gratislerde raf sistemlerindeki aydınlatmalarda led kullanılmalı. Ucuza kaçıp spot ışık kullanılırsa aşırı ısınıp ürünlerin yapısını bozabilir ambalajın üzerinden bile.

Geçenlerde Flormar mağazalarının birinde oje standında kullanılan aydınlatma yüzünden ojenin şişesi çatlamadan ortadan ikiye ayrıldı:/ Şişeyi kaldırayım derken şişesinin yarısı zeminde yarısı elimde kaldı akan ojeleri saymıyorum bile. Görevliyi çağırdığımda inanamadı. İlk defa karşılaştığım bir durum ama tamamen aydınlatmanın aşırı sıcaklığından meydana gelmişti.

KISACA BİR ÜRÜNÜN NEREDEN ALINDIĞI DEĞİL NASIL KOŞULLARDA SAKLANIP, SERGİLENDİĞİ ÖNEMLİ. ZİNCİR MAĞAZALARIN BU KONUDA DUYARLI OLMALARI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM.

Umarım kimse böyle tatsız durumlarla karşılaşmaz. Her ihtimale karşın artık ne alırsam fişini mutlaka ilk kullanımıma kadar saklayacağım. Bu da bana ders olsun.

18 Şubat 2013 Pazartesi

KOZMETİK 6# Essence Longlasting Asansörlü Göz Kalemi- Bling Bling ve Essence Kajal Pencil- Taupe me!

İşte sayın seyircilerr.. karşınızda akmaz, kokmaz, kaybolmaz, bulaşmaz kalem denince bu ünvanı sonuna kadar hak eden göz kalemii!!!!! Ovalasan da çıkmıyor. Bana asansörlü kalemleri sevdiren şaheseeeeeeer...Essence Longlasting - Bling Bling!!!!!!! Rengine ne demeli...... Güzel bir bronz-altın arası renge sahip. Ben koyu renk göz makyajlarımda incecik kirpik dibime uyguluyorum. Aydınlık ve derinlik katıyor bence:) Siyah, (mürdüm)mor ve yeşil tonlarına çok yakışıyor. Yumuşak, sürümü çok kolay, rengi şahane, fiyatı da çok uygun. Essence'in her ürününe bayılmasam da bu ürününe taptım. Başka renklerini de toplayacağım en kısa zamanda:)

Fotoğrafta görüldüğü gibi tek kötü tarafı sivriltilemiyor oluşu. Malesef kalemtraş aparatı düşünülmemiş. Exaggerate'in kalemtraş aparatını kullanacağım bu iş için:))) Başka da hiç kötü yorumum yok. Başta rengiyle ilgili tereddüt ettim napacağım bu kalemi diye. İlginçtir neredeyse her renk farla uyumlu:) Ben Color Tattoo - On and on Bronze krem farın üzerine bile uyguladım. Renkleri çok yakın olmasına rağmen alt ve üst kirpik dibim ışıldadı:)))) Kesinliklee tavsiye ederim.

Gelelimmm 2. kalemimize... Essence Kajal Pencil- Taupe me! Rengine vuruldum falan ama çok da bir özelliği yok. Normal kalem işte. 2 saat sonra alt kirpik dibinden yok oluyor. Ovalayınca üst kirpikten de yok olması işten bile değil:))))) Gündüz makyajı için uygun zaten. Göz içine sürünce bir tuhaf göründü bende yalnız:)))) Orta sertlikte, sürümü kolay güzel tonlu bir göz kalemi. Turuncu, bakır hatta altın tonlu makyajlarınızı dengeleyecek tonda. Taupe renginin en büyük hayranlarındanım. Hangi ton makyaj olursa olsun gölge yapmak için çok elverişli bir ton. Yeşillerle ve kahve tonlarıyla çok uyumlu. Öyle çook beklentiye girmeden alabilir kullanabilirsiniz. İndirimde 3.5 tl mi neydi fiyatı.

İyi haftalar dilerim:)))))

Tuzla deyince akla hemen Filizler Köfteeeeee gelirrr!

Neden ama bi sorun bi sorun:))))
- Temiz.
- Köftesi bugüne kadar yediğim enn lezzetli köfteler sıralamasında ilk 3'te rahat yer bulur.
- Etle arası çok iyi olmayan ben bile ne kadar yesem rahatsız olmuyorum:)
- İrmik helvası candırrrrrr!
- Tamam ya tek tek saymicam... her şey çok lezzetli. Bugün domates çorbası içtim o bile güzeldi:)
- Her daim kalabalık, haftaiçi öğlen saatinde boş masa bulmak imkansıza yakın. Buna rağmen servis hızlı.

Tuzla'da yaşamıyorum en başta bunu söyleyeyim de bir tanıdıklık muhabbeti olmasın. Valla sahipleriyle tanışıklığım yok:)))) Tamamen kendi kişisel beğenimi yansıtmak için yazdığım bir post bu. Sahil boyunca bir dolu köfteci var ama enn güzeli Filizler. Salacak'ta da bir şubesi var üstelik.

İlk gidişim bir okul gezisi sayesinde oldu. Tuzla'daki İstanbul Mercan sitesinde gezi vardı. Yazlık bir bölge orası sahilde. Villa tipi evler var sıra sıra. Çok da bir önemi yok bu detayın:p Öğlen tatilinde doluştuk servislere doooooğru Filizler'e. Yediğim köftenin tadı damağımda kalmıştı taa 9 sene önce. Ben unutmam burayı arkadaş deyip kafama yazmıştım bile. Sonra o dersten 2 kere daha kalınca yine gittim, yine gittim:p Okuldan nefret ederdim ama en güzel anım bu olmuştur:)

Bugün de maaile ViaPort'a gittik. Allahım ne indirim var öyle. İnsan nereye bakacağını şaşırıyor valla:) Ben çok bişi almadım ama benim dışımdaki 4 hatun siftah yaptılar bayağı:)Bense 1atkı, 1çift küpe, Yves Rocher'den  tırnak düzgünleştirici base coat, bir de göz temizleme solüsyonu hediye verdiler o:)))))) Neyse konuyu dağıtmadan devam... baktık allahın unuttuğu yerdeyiz :p Nerde yesekkk nerde derkennn... Tuzla epey yakın e hadi doğğru Filizler'e. Babaannemle, teyzem ilk defa gittiler sayemde. Bayıldılar valla.

Kaşarlı köftesini de, normal köftesini de tavsiye ederim. Naçizane önerim 1,5 porsiyon köfte + piyazla çok rahat doyulur:))))) Üstüne tatlı yer misiniz, yemez misiniz bilmem ama dondurmalı irmik helvası tavsiyemdir;) Çaylar müesseseden diye biliyorum ben;) Fiyatlar da normal.

Gece gece canınızı çektiririm böyle :)))))

Gidene afiyet olsunnn;)

16 Şubat 2013 Cumartesi

Dersler de onaylandı..8. dönem başladığı gibi son bulsun!!!

Olaylı bir ders seçme  haftasını geride bıraktığıma göre 8. döneme hazırım:)) "Son" diyemiyorum sanki büyüsü bozulacakmış ya da bir aksilik olacakmış durumlarına karşılık.

Neden olaylı biraz bahsedeyim... Ben okula başladığımdan bu yana daha hiç otomasyonla ders programının aynı anda açıklandığına şahit olmadık bölümce:)))) "Olur mu öyle şey??" dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ama biz alıştık:))) "Normalde"(bahsettiğim şartlarda) önceden kararlaştırılan her "gruptan" 3 4 arkadaş sabah 8'de okula gider, "koridordaki panoya" asılan ders programının fotoğrafını çeker, favori arkadaşlarına gönderir, ama bunlardan önce otomasyon açılır açılmaz programı göremeyen herkes bütün derslere aynı anda abanır onaylar ve otomasyonu kapatır:D Ola ki otomasyon açıldıktan 5 dk sonra otomasyona girdiniz. Ortada ders göremezsiniz:) Bütün dersler bütün gruplar çoklu seçilmiş ve siz donakalmışsınızz:)))) GEÇMİŞ OLSUNNN!

Öyle bir durumda yapılacak en iyi şey öğleden sonra saat 2'yi beklemek. 9- 14 ARASI NE Mİ OLUYOR? Anlatayım. Öncelikle okuldaki grup arkadaşlarına zamanında programı atmadılarsa kesin fırça yerler. Hele gruptan biri 9.05 vakası maduru olmuşsa okuldakinin vay haline:)))) O sırada danışmanlar ne mi yapıyor? Derslerini sorunsuzca seçmiş, alttan dersi olmayanların derslerini onaylamak yerine önlerinde kilolarca evrakla uğraşıp susmayan telefonlarının fişini çekiyor, cep telefonlarını asla açmıyor, santrale telefon bağlamasınlar diye fırça kayıyorlar:))) Biz evlerinde gözü çapaklı otomasyon başındaki öğrenciler için ilk önce en az 2 dönem öncesinin ders programı deneme amaçlı konur. Herkes atlar. 5 dk sonra durum çakılıp FB, Twitter vs. gibi ağlarda isyanlar, mentionlar yağmur gibi yağar.

"2 SAAT" sonra hata fark edilir,  program değiştirilir. O zamana kadar kimse derslerle oynamaz. O 2 saat süresince de telefon trafiği başlar.
"-Ben şunu seçtim sen naptın,
 -projede kimdesin,
-boş günün var mı?,
-ya sen o hocadan ders almıştın sınavda ne soruyor:),
-hoca nasıl,  ben sabah seçemedim yaa ortak dersimiz yok:((,
-danışmanla konuştun mu,
-ayy onu mu seçtin geçmiş olsun." vs vs vs vs diyaloglar uzar giderr...

Saat 14'te danışmanlar yemekten dönerler. İlk onaylamalar başlar. Osırada otomasyon yeniden hareketlenir çünkü danışmanlar her dersin her şubesini seçenlerin seçtiği her derse red verir:)))) O sırada denk geldiysen kaparsın:) Bir de ders tüccarları var. O dersi bırak sana şunu alırım, veririmciler, yalvaranlar gırla:))))

Bu bahsettiklerim geçen döneme kadar aynen böyleydi. Bu dönem ders programı 2 gün önce açıklandı. Herkes şoka girdi:))))) "Bir yanlışlık vardır gene biz hepsini seçelim"ciler türedi. Programa göre az nefret ettiğim hocaları seçmeye çalıştım. Yalnız bir tane seçmeli dersim eksik kaldı, onu da kontenjan açtırırım diye başka seçmedim. İçime doğmuştu gerçi bu dönem şansım yaver gitmicek, okula gitsem de farketmez diyerek önemsemedim. Arkadaşlarla sürekli telefonlaşma halindeyiz. Benim göremeyip de seçemediğim ders açılır açılmaz doluşmuşlar, ben niye seçmemişim. GÖREMEDİM BİLE. 9.00da açtım otomasyonu 9.03'te her dersi seçtim onaya bastım. Kim ne ara görmüş de seçmiş o dersi anlayan beri gelsin.

Dışarı çıktım gezdim akşam baktım yok, bakmadım. Ertesi gün 3 defa kontrol ettim ders yok, danışmanı da aramadım. Çarşamba sabahın 10'unda telefon yağdı peşpeşe. Program değişmiş, otomasyon karışmış, danışmanlar herkese red vermiş :))))) Baktım bende değişiklik yok. Dersleri değiştirsem olay, uğraşmadım. Akşam tekrar girdim arkadaşa sordum napayım diyerek, dersi bıraktığını, o sırada telefonda olduğumuzu söyledi. Ben seçtim sanıyormuş. Ben hiç görmedim o dersi 1 an bile.  Kısmet deyip söylediği başka dersi seçtim. O sırada danışmanıyla konuşan başka bir arkadaş beklediğini, cuma günü KONTENJAN açılacağını duyduğunu söyledi. "Ben seçtim." deyip kapattım. Bugün de öğlen baktığımda hepsi onaylanmıştı. Rahatladım. Saat 4ü geçe arkadaş aradı telaş içinde. Danışmanla konuşmuş dersi açmıyormuş, ne görüyorsa onları seçmesini söylemiş. Varan bimilyon:)))))) Gene iç sesim beni yanıltmadı. Haklı çıktım mutluyum:)))))

Bizim okulda işler sırasına göre yapılsa bile mutlaka aksilik olur. Allahın emri. Danışmanlar en çok o bütün dersleri aynı anda seçen ahmaklara küfrettiler bu dönem. Program açıklanmış bi zahmet önceden seçiver derslerini yaz bi kağıda. Saatinde de otomasyondan seç. YOOOOKKK! İLLA O TELEFONLAR EDİLECEK. GRUBUYLA AYNI DERSLERE GİRECEK. Önceden yapamıyorlar çünkü. Ben de çok saydırdım ama beni vurmadı Allahtan. Derslerim de onaylandığına göree 8. DÖNEM BAŞLASINNN!

UMARIM SORUNSUZ BİR DÖNEM OLUR. YÜKSEK NOTLARLA MEZUN OLURUMM!

P.S Bu post.u niye yazdım... dönem sonunda hatırlayıp güleyim diye. Neler çekmişim bu güne gelmişim vs. için.

15 Şubat 2013 Cuma

Gece gece aklıma geldi... geçenlerde bi gece arkadaşlarla yemek için sözleştik. Tam sokağın başında favori arabalarımdan biri, içinde hoş bir tip, cam hafif aralanmış, sigara içiyor, biraz da gergin... arabadan yükselip aralık camdan taşan şarkı ise efsane! Gary Moore- Still got the blues...  Vayyyy...... diye geçirdim içimden. ADAM HEM HAVALI, HEM TATLI, HEM DE ZEVK SAHİBİ;) Kimi bekliyorsa artık. Şanslıymış dedim.

Sokağın başında durdum taksi bekledim. Gelmedi. Ama o şarkı bitene kadar süzdüm. O sırada arkadaşım aradı bizim oradan geçerken beni de alabileceğini söyledi. O telefondan 5 dk sonra da ben arabaya bindim. Ama göz koyduğum tatlı şey beklemeye devam etti. Yaklaşık 4 saat sonra taksiyle eve döndüm. Gözlerime inanamadm. Dejavu gibiydi. Araba yine orada, ama bu sefer içindeki sarışın hatunla şiddetli bir kavga vardı. Bu sefer çalan şarkıysa Kurt Cobain- Where did you sleep last night? (MY GİRL):/  Hatta müziğin sesi epey yüksekti kavganın şiddeti anlaşılmasın diye. Üzüldüm resmen. Şarkıya bakılırsa aldatma mevzuu olabilir. Tahmin sadece.

İlginçtir o arabadaki çocuğu da, kızı da, arabayı da ilk defa ve son defa o gece gördüm. Halüsinasyon olabilme ihtimali de var yani:p Eve yürürken dilime sinsice dolandı şarkı. Uyuyana kadar ma göğğlll... maa göğğllll diye diye bir hal oldum:)

Bu da böyle bir anımdır...

Sizi muhteşem 2 videoyla baş başa bırakayım artık... İyi gecelerr......

Gary Moore- Still Got The Blues



Kurt Cobain- Where Did You Sleep Last Night?

14 Şubat 2013 Perşembe

RUJ ARIYORUMMMM #2

RUJ ARIYORUM #1 post u için buradan tıklayın:) Post.u yazdıktan sonra 3 tane ruj satın aldım. 3ü de çok güzel renkler ama yine de "hah buldum" diyemedim henüz. Ürünleri sıradan tanıtayım şimdi.

1- FLORMAR LONGLASTİNG L01

Bu ürün L17'yle beraber bir çok blogta karşılaştırma konusu olarak yazıldı edildi. Ben de 2'si arasında uzuun süren debelenmem sonucu pes ettim. L01'in cazibesine vuruldum gitti. Her gören soruyor markası ne no su nedir diye:) Dudakta çok doğal duran tatlı bir renk. Aslında kutusunda oldukça kahverengi tonunda görünse de benim dudağımda azıcık şeftali yoğunlukla koyu somon bir renk:) Nası bişi canlandırdınız kafanızda bilmiyorum ama ben okuyor olsam "ne diyo bu şuursuz" derdim:p Elimde makine olmadığından URL'leri mecburen ya kendi sitesinden  ya da belli başlı satış sitelerinden alıyorum. Bu ruj kahve içerken falan bulaşıyor malesef. Tazelenmesi gerekiyor. Ama renginin hatrına alınır bayıla bayıla kullanılır. Cici kız görüntüsü için çok uygun:) Sevgilinin ailesiyle tanışma günü için uygundur bence:)

2- INNOVA MAXİLİPS 59:

Bu beni öyle şaşırttı ki anlatamam. Normal fiyatı 40 tl ama ben indirimden 19tl ye aldım. Kalıcığı güzel, rengi şahane, kurutmuyor, nem veriyor, üstelik amacı nem vermek olan çoğu ürün gibi ıslak da durmuyor. Ben bu rengi soft hazel diye tarif ederim. Benim dudaklarımda kiremit rengi gibi duruyor. Kırmızının kahve tonlarına yaklaşanı diyelim:) Günlük kullanımda çok rahat edebileceğiniz kendini farkettiren bir renk. Yalnız yapısı ilk sürüldüğünde birazcık yağlı his veriyor. 10dk sonra ben o hissi hissetmiyorum bile. Yumuşacık bir ruj. Yemek sırasında peçeteyle hırpalasanız bile tam olarak yokolmuyor. Yakın tonlarda dudak kalemiyle bence 6 saat idare eder. Beyaz fincanda kahve içerken neredeyse yok gibi belli belirsiz bir iz bırakıyor. BENİM ÇOK TAKILDIĞIM BİR KONUDUR BU:) Alırken çok tereddüt etmiştim ama iyi bir alışveriş olmuş. Bu ruju çok sevdim. Stok bile yaparım. Bulduğunuz yerde gidin deneyin;)

Ruj arayışlarım devam edecek. En güzeli bulana kadar....

KOZMETİK 8# Rimmel Exaggerate Asansörlü Göz Kalemi

Bugün size sevimsiz bir ürün tanıtacağım. Fiyatı 11.90tl. Ama hiiç parasında değilim. O kadar övmüşler ki kullananlar bu kalemi, yok akmazmış, yok bulaşmazmış, amanın zamk gibiymiş yapışıp kalıyormuş, rengi hafiflemiyormuş bile vs. vs. vs. Ben Noir rengini aldım ve beklediğim gerçekten siyah ve kolay sürümlü olmasıydı. Bu kalemi hamle üstüne hamle yaparak sürebilirsiniz ancak. Tek seferde süreyim çıkayım durumu yok.

Rengini vermesi için ben 3 kat geçmek zorunda kaldım, hatta gözümde Maybelline Color Tattoo serisinden Eternal Gold rengi vardı. Üzerinden de turuncu pırıltılı bir toz far geçmiştim. (Keşke fotoğrafını çekseymişimm) Üzerine sürmeye çalıştığımda siyahtan çok yeşil renk verdi ilk katta. Üst üste uygulamalarım sonucunda siyah elde edebildim ama çok zaman harcayarak. Hatta anneme de denettim. Belki ben becerememişimdir diyerek. Onun göz kapakları benimkilerden daha yağlıdır. O bile epey zorlandı sürerken. Eyeliner çekmeye üşendiğim günlerde sürerim diye almıştım. Ne yazık ki beklentimi bu anlamda hiç karşılamadı bu ürün. Bir de gözümün üstüne sürdüğümde (sanırım 3 kat üstüste sürdüğümden) günün sonunda simsiyah olmasa bile hafifçe bulaşma yapmıştı . Yazın bu kadar yoğun olmayan bir uygulamada daha iyi sonuç alırım diye umuyorum.

Ha artısı yok mu derseniz tabii ki var. Şöyleki;
-Waterproof özelliği var.
- Kalemi göz içine de sürdüm( benim gözlerim suludur:) rüzgar esince hemen sulanır). 3 saat sonra %70'i duruyordu. Giden kısmı da göz pınarı tarafından gitmişti zaten. Çıkarırken zorlandım bile hatta.
-Başka bir uygulamada kalemi alt kirpik dibine uygulayıp arkasındaki süngerle dağıtmıştım. Yine 3-4 saat sonra aynen duruyordu. Akmadan falan.
-Sünger aplikatörü çekildiğinde çıkabiliyor ve arkasında kalem traşı var. Bence bu güzel bir özellik. Asansörlü kalemleri normalde ucu sivriltilemiyor diye kullanışsız bulurdum. Bu kalemde öyle bir şey yok:)
-Çok sert bir kalem, kırılması ihtimali yok bence:) Artı özellik olarak sayabiliriz. Asansörlü kalemler 2 kullanıştan sonra yamuluveriyorlar genelde.

Söylediğim gibi ben pek sevemedim ürünü. Tekrar almam. Onun yerine Avon supershock almayı tercih ederim. Bi de Gosh Türkiye'ye gelsin artıkk!

Kullanıp da memnun kalanlar bana yazarsa sevirim:) En çok hangi özelliğini sevdiniz?

Bir de şöyle bir uygulama var kendi sitesinde. Bakalım beğenecek misiniz?

Mektup Arkadaşım

Geçenlerde Matmazel Blogunun sahibesi mektup arkadaşı aradığını söylemişti:)))) Ben de eski usul nostaljik her şeye bayıldığım gibi hemen mevzuya atladım, gönüllü oldum. Veeee 13.02.2013 tarihinde ilk mektubum taaaa Fransalardan elime ulaştı. Çok mutlu oldum. Ben de cevabımı hemencecik yazdım zarfına koydum. Yarın postaya vereceğim. Umarım sorunsuz ulaşır yerine.

Öyle cici yazmış ki bayıldım bayıldım:) Mektup klasörü edindim hemen. İlk zarfımı iliştirdim içine. Ağzına kadar dolup taşmayı bekliyor. Çok eğlenceliymiş beklemesi. Hakkında hiç bir şey bilmediğin birinin sana yazması, heycanla açıp okumak falan...

Daha da yazarsam hüngürt şakırt olacağımı hissettim. Zaten bugün matem günüm. Sevgililer günüymüş pehpehpeh...

Limonlu cheesecake yapıp son kırıntısına kadar zevkle yemeyi planlıyorum:))))  Tavsiye ederim tarif vermem:p

Hade öptüm herkesi...

P.s Çift olanları kıskanmakla beraber dandik hediye almayı bile özledim:/ Bana verildiğinde söylensem de günlerce:(((((( Böhhhhhhhhhhhhhhhhhh:'( Özlemicemmmmm kimseyiii! Hak etseydi yanımda olurdu zaten.

7 Şubat 2013 Perşembe

MİM: HAKKIMDA HER ŞEY #2


Yaşadığın şehrin sevdiğin/sevmediğin yönleri nelerdir?
Sevdiğim yönleri aslında çok kalabalık olmasına rağmen herkes kendi hayatını yaşıyor. Kim nasıl isterse hayat o yönde akıyor. İmkanlar çok, cesaret edip ilk adımı attıktan sonra akılcı davranırsan o kapılar peşpeşe açılıyor. Yeter ki kararlı ol, ne istediğini bil.
Sevmediğim yönler, keşmekeş, bitmeyen stres hali. Gerili bir yay gibi herkes. Kime dokunsan kafası atmaya hazır. Hoşgörü yok, anlayış hiç yok. Herkes bencil. Kimse kimsenin farkında değil. Yalnız ölmek çok kolay bu şehirde.
Her şeyine rağmen çok seviyorum bu şehri, Boğazı, denizini, yunusları, Adaları, vapurları, martılarını, kargalarını, sonbaharda mayın tarlası gibi köşe kapmaca oynatan atkestanelerini, ilk baharda kaldırımları buz pistiymişçesine kayganlaştıran dutlarını:)))))) Trafiğini, keşmekeşini, çeşitliliğini, yolda yürüme hızından bile yabancıyı ayırtedebilme hallerini, 72 milletten insanın birarada yaşamasını, çarpık yapılaşmayı, rant için şehrin göbeğine atılan "imzaları".... Güzelsin İSTANBUL...BAŞKA HİÇ BİR YERDE YAŞAMAYI DÜŞÜNEMEYECEĞİM KADAR GÜZEL.
Fobilerin var mı?Varsa ne?
Köpeklerden korkarım. Çocukluk travması işte:/ Annem korkardı beni de uzak tuta tuta soğutmuş hayvanlardan.
Bir de nedense yükseklik fobisi başladı ben son 2 3 yıldır. Uçaktan korkmayan ben ilk yalnız uçuşumda aşırı panikledim.
Bloggerlığa nasıl başladın?
Geçtiğimiz yıl nisan ayında bir gece sıkıntıdan patlarken dedim blog açayım nolcak:)))) Sevgilimle aram soğuktu, kopmaya yakındık. Derdimi defterlere yazmaktan sıkılmışım çünkü kendimden başka sesimi duyacak kimse yoktu ve tanıdığım insanların öğüt verici konuşmalarından, hep onu haklı bulmalarından bezmiştim. Kendi sesimi duyurmak, beni hiç tanımayan insanların severek okumasını istedim. Kendime yaptığım en iyi kıyak olmuş meğerse:))) Blogumun olduğunu bi tek sevgilime söylemiştim sonrası geldi, yazdıkça keyif aldım, karıştırıp keşfettikçe zevk aldım. Yeni ilgi alanları edindim, kozmetikle hiç aram olmamasına rağmen okumak, araştırmak, yeni şeyler denemekten zevk aldım. İnsanlarla tanıştım, çok şey öğrendim, bi çoğunu çok sevdim. İyi ki varsınız <3
Hayatta en çok gerçek olmasını / senin olmasını istediğin şey nedir?
Oğlum olmasını çok isterim.
E-book mu yoksa eski usul,ellerinde hissedebileceğin kitapları mı okumayı tercih edersin?
Kitabın sayfalarını çevirmenin tadı başka:)) Okurken koklarsın da miss gibi saman kağıdı:)
En sevdiğin mevsim hangisidir?
Sonbahar.
Dürüstçe cevap vereceğini varsayarak soruyorum. Elinde bir şeyleri değiştirecek güçte tek kullanımlık bir güç olduğunu düşünelim.Bu kadar büyük bir şans avuçlarındayken bencillik edip kendi isteklerin doğrultusunda mı kullanırdın yoksa daha geniş düşünüp herkesin yararına olan bir değişiklik yapmak için mi kullanırdın? Ve bu değişiklik (bencillik edip de yaptığın yada herkesin yararına olan) ne olurdu?
Zihin okuyabilmek isterdim. Böylece kimseyi yanlış anlamayacağım ve yanlış anlaşılmayacağım:)))Hayatta en nefret ettiğim şeylerden biri bu çünkü.
Burcunuz nedir?
YENGEÇ.
Sana yapılacak en büyük işkence ne olur?
Yavaş konuşan, lafları ağzında geveleyen, lafı dolandırıp sonunu bağlayamayan insanları dinlemek zorunda bırakılmak.
Tek başına bir insan keyif almak için neler yapabilir?
Oje sürebilir, kocaman güneş gözlüğü takıp sahilde insanların arasına karışabilir, gece yolculuğuna çıkıp kafa dinleyebilir, arabada müziği son ses açıp dümdüz yolda araba kullanabilir:))))) Bir de tazecik çekilmiş filtre kahve koyup sallanan koltukta(ya da masaj koltuğunda) ayaklarını uzatıp hayal kurabilir:)))

Bu da bittii:))))))

6 Şubat 2013 Çarşamba

Cilt Rutini Edinme Post.u #4

Bu yazıda size dermokozmetiklerimin kistik iz bırakan aknelerimin kaşısında nasıl kifayetsiz kaldığını anlatacağım. Ürünleri hayatımda hiç olmadığı kadar düzenli kullanmama rağmen 2 ay boyunca başa dönmekten başka bir etki göremedim.

Başta evet kurutuyor cildim tazeleniyor izler hafifliyor ama ilk periyodda eski haline geri döndü. Ben de çareyi doktorumu değiştirmekte buldum. Kullandığım tüm dermokozmetiklerimi ve sürme ilaçları çantama attığım gibi gittim. Hatta geçen ay yaptırdığım check up sonuçlarımı bile götürdüm. Sonuç olarak muayeneden sonra 2 haftadır antibiyotik kullanıyorum(AZRO). 4 haftalık bir kür verdi bana başlangıç için. Bu süre içinde ek olarak TONİK KULLANMAMAMI söyledi. Ben de bitmiş olan toniğimi yenilemedim o yüzden. Onun yerine yüz yıkama jelime DEVAM KARARI ALDIK( Avene Cleneance Gel). Bunun dışında ek olarak da La Roche Posay Effaclar DUO ve Differin adlı medikal ilacı birer gece arayla sürmemi söyledi.

Kürüm 25 Ocak tarihinde başladı. Ve alerjik cildim saolsun DUO ile fena bir etkileşime girdi. 4.güne kadar sorunsuz idare eden cildim yüzümü yıkayıp kuruduktan sonra sürdüğüm DUO sonrası aşırı derecede yanma ve karıncalanma hissi verdi. Şaşırdım ama alerjik olabileceği fikri saçma geldi. Çünkü hiç bir yerde okumadım alerji yaptığını:/ Yanma devam edince üzerine kuruluktandır deyip 10dk sonra nemlendiricimi sürdüm daha da beter oldu. Aynaya bakmamla birlikte kırmızı kabarcıkları görünce şok oldum. Hem yanaklarımın üzeri kupkuru, hem de çok tahriş olmuştu dokunamadım bile. Sabah yine şişti suratım ve hassasiyet devam ediyordu. Sadece yıkamakla yetindim. Gün geçtikçe hassasiyet azaldı. Dün gece günler sonra ilk defa DUO'ya bir şans daha verdim. Daha sürdüğüm anda yanma başlayınca anında yıkadım. Biraz bekledikten sonra nemlendiricimi sürdüm. Bugün ilk iş olarak da aldığım eczaneye geri götürdüm. İade ettim ve firmaya alerji durumunun bildirilmesini istedim. Ben daha önce ürün hakkında kötü hiçbir yorum duymamıştım hatta eczacı bile şiddetle itiraz etti:" İlaç etkileşimidir alerji yapmaz" diyerek. Yine de ürünü geri aldılar mutlu oldum. İlgilendikleri için teşekkürlerimi ilettim zaten.

Sonuç ortada. Ama bana oldu diye herkese alerji yapacak değil elbet. Henüz doktoruma bildirmedim. 3.haftanın sonunda kontrolüm var nasıl olsa. O zaman söyleyeceğim. Bakalım yerine ne önerecek:/

Bu arada antibiyotik cildimi kuruturken göz kapaklarımı da kuruttu. Acilen göz kremine ihtiyacım var. Ama artık cidden tırsıyorum kendi başıma ürün almaya. Yakar mı ya da aşırı yağlandırır mı vs. vs.vs. Eczaneler de tester ürün vermiyorlar. Ben mecbur muyum tam boy ürün parası ödeyip bir de memnun kalmayınca iade etmeye her seferinde:/ Bunun bir çözümü olmalı cidden. Tester ürünlere nasıl ulaşacağımı söyleyecek biri çıkarsa çok mutlu olurum. Son çare güvendiğim firmalara mail atmak olacak işe yarar mı bilmem:/

Gelişmeler şimdilik böyle. Sivilce savaşımla ilgili detayları gelişmelerle tekrar yazarım. Merak ettikleriniz olursa da bildiğim/öğrendiğim/deneyimlediğim kadarıyla yazmaya çalışırım.
"Cildiniz sorunsuz hep pamuk gibi olsun" dileklerimle:))

3 Şubat 2013 Pazar

Unutulmayanlar #1



Bir gün, dedi ki:
"Sen güçlüsün!
Bir enkaz olsan da şimdi, sen güzelsin 
Toza bulandıysa da kanatların nolmuş? Hala parlak, canlı, kuvvetli
Titrediğini hissetsen de içinin üşüdüğünü mutsuzluktan, yalnız değilsin....
Sen ankasın...zamanı gelince küllerinden yeniden doğacaksın..
Acele etme...yanacaksın, kül olacaksın,canın acıyacak, bu hiç bir acıya benzemeyecek.......
Ama geçecek....
Günü geldiğinde kalkıp silkineceksin önce. 
Yere güvenle, kendinden emin, sağlam basacaksın....kök salacakmışçasına......titretebilirmişçesine...
Sonra başını kaldıracaksın yerden.
İLERİYE, ASLA GERİYE DEĞİL, DOSDOĞRU İLERİYE ODAKLANACAKSIN.......
Kanatlarını silkip tozunu atacaksın sabırsızca......
Herkes hayran kalacak güzelliğine..Sen bile......
O zaman geldiğinde belki ben yanında olamayacağım.......ama inan kalbim hep seninle......
Seni kimse yıkamayacak.......
Sendelersen beni anımsa..sana göz kırpıyor olacağım... karşıya bak ve ileri uç........olanca güzelliğinle..."






!!!!!!!! Bu not, yıllar önce yaşadığım bir hayalkırıklığının ardından "MELEK" rumuzlu arkadaşımla aramda geçen bir konuşmanın şimdilerde hazmedip, anlamlandırıp kendi kelimelerimle oluşturduğum halidir........

Video Harry Potter filminden bir sahne. Bilen bilir Dumbledor'un Anka Kuşu Fawkes'ın yanma sahnesi. Serbest çağrışımın gözünü seveyim:)))))))