27 Temmuz 2013 Cumartesi

durum raporu

Bu postu yazmaya 3 gün önce başladım ama vize durumu belli olmadığından yayınlamak konusunda acele etmiyim dedim:)))

Al işte evde oturmaktan iyice makyaj blogu olduk iyi mi:p Son yazdıklarımı aldığımdan beri 3 aydan fazla oldu. Tembel olmayaydım da teker teker aralara sıkıştırıvereydim ama yook:p  Bunları yazıp bitireyim ki yeni aldıklarıma sıra gelsin:p  Almanın, alışverişin sonu yoook:/

Bu sene tatil için yurtdışına ailecek gidelim dedik. Hepimiz farklı zamanlarda aldık pasaportları, tarihler denk gelmişken turu seçtik, şirkete pasaportları teslim ettik ama aksilik olmadan olur mu hiççç :s Fotoğraflar biometrik diye beğenilmemiş. Vesikalık lazımmış. Biz ailecek konsolosluğa gidersek sorun çıkarmazlarmış. Eyvallah atladık gittik sabahın köründe Çek Cumhuriyeti Konsolosluğu'na. Sıra geldi girdik ama tur şirketi kafasına göre abuk subuk doldurmuş belgeleri. Adlarımızın doğru olduğuna şükrettik. 10günlük vize için başvurduk allahtan. Çok incelemediler aldılar. Yarın öğlen alacağız pasaportları bakalım:) Gerçekten merak ediyorum. Vermezlerse şaşırmam. Bir de öncesinde defalarca vizeden red yemiş bir kadın vardı. Ağladı, sızladı, "param yok" dedi, "gitmem lazım Pazartesi uçağım var" dedi. Baya meşgul etti insanları. Biz araya kaynadık. İnşallah çıkar:) Çok maceralı oldu hazırlığı. Bir daha önüne gel tur şirketinden aslaaa tur satın almam. Anneme de çok kızdım zaten. Dersini aldı o da.

Pasaportları aldık şükür kazasız belasız. Çıktı vizem çıktııı :)))) Yihhuuuu!!!!!Yarın öğlende uçağım var. İstikamet Viyana! Yıllardır gitmek istediğim yer<3 Peşinden Budapeşte ve Prag. Umarım harika geçer ve dönüşte size anlatacak bir sürü anım olur. Olabildiğince çok fotoğraf çekmeye çalışacağım. Ara ara İnstagram'a yüklerim. Blogda kutucuğu var. Oradan da takip edebilirsiniz:))) Alışveriş için deliriyorum. Umarım istediklerimi bulabilirim.

Benden şimdilik bu kadar. 1 haftalığına yokum. Beni özleyin olur muu??????

24 Temmuz 2013 Çarşamba

Kozmetik 20# Lancome Doll Eyes Rimel

İlk bakışta buram buram gül kokan, ambalajı ergonomik, son derece şık, klas bir sunumu var. Lancome'un vermek istediğiniz etkiye göre her çeşit maskarası var. Benim tercihim gerçekten uzun, simsiyah ve kıvrık kirpiklerden yana oldu.

6 aylık kullanım süresi var ve ürün 6.5ml. Göz için yapılan bir ürünün parfüm kokması pek hoşuma gitmedi açıkçası. Alerjik bir durum yaratmadı da. Tercih meselesi sadece.

Lancome der ki;

"Hypnôse Doll Eyes tek tek ayrılmış bir görünüm ve yoğun hacim için kirpiklere yoğunluk verir ve kıvırır. 
Yeni patentli fırçası sayesinde kaygan, pürüzsüz ve kusursuz bir uygulama imkanı sağlar; kirpikleri ağırlaştırmadan dolgunlaştırır."

Hypnose Drama'yı eleme sebebim yaz günü ağırlık yapmayacak, çok yoğun olmayan bir rimel aramamdı. Keşke alsaymışım dedirtti.

Hakkında övgüler duyunca almalıyım diye düşündüm. So black rengini aldım özellikle ama aradığım gece karası bu değildi. Kirpiklerimde sıradan bir rimelden farklı bir duruş sergilemedi. Ne uzattı, ne tek tek ayırdı, ne hacim verdi.

Amaç kirpikleri belirginleştirmekse ve dökülmemeyse  onu genelde her rimel yapıyor zaten. Doğal görünüş anlayışımız farklı demek ki:p Fark yaratmasını bekledim ama nafile.

Sanırım sorun fırçasında. Kıl fırçaları silikonlara göre daha çok severim normalde. Benim orta uzunlukta, kendinden kıvrık ve seyrek kirpiklerimi birbirine yapıştırdı. İlk aldığımda yapısı su gibiydi. Kat kat sürmeye hiç müsait değildi. Zaman geçtikte biraz daha toklaştı ama hala üst üste uygulamada iyi sonuç alamıyorum. Tek katıysa bana yeterli gelmiyor. Alt kirpikler içinse fena değil:p Ki 40 yılın başında alt kirpiklerime rimel sürdüğümü göz önüne alırsam çok da gerekli değil bana.
Ürün kolay temizleniyor. Waterproof olmamasına rağmen akma bulaşma yapmadı. Eğer aradığınız "yok gibi" bir rimelse tam size göre:)

Solda benim kirpiklerimdeki duruşunu görüyorsunuz. Flaşlı ve flaşsız  hallerini koydum.

Boşa para verdiğim, beklentilerimi karşılamayan bir ürün oldu benim için. Hem sonrasında Lancome, L'OREAL ve Maybelline'in aynı gruba ait olduğunu, aynı fabrikadan ve çok benzer içeriklerle çıktığını öğrenince iyice şaşırdım. Rimel favorilerim çoğunlukla Maybelline'den :))))

Bittikten sonra tekrar almam. Denemeden almamanızı da tavsiye ederim.

Markadan vazgeçmeden önce Hypnose Drama'ya mutlaka şans vereceğim. Elimde Hypnose Star'ın da deneme boyu var. Bakalım o nasıl çıkacak:)

KULLANIP ÇOOK  MEMNUN KALAN VAR MI BU ÜRÜNDEN????? Yorumlarınızı beklerim.

23 Temmuz 2013 Salı

Kozmetik 19# Physicians Formula Happy Booster Allık- Rose


Bu allığı aylar önce ilk Seregon'un blogunda gördüm. Kalpleri ve pembiş kutusunu görünce mutlaka benim olmalı dedimm <3 Bir arkadaşımla fellik fellik ararken eczanelerde satıldığını öğrendik. Hatta ilk o koştu aldı bayılınca mutlaka al dediğinde 2. kez tekrarlatmadım:)

Bana pembe allığın hiçç yakışmayacağını düşünüyordum bunu alana kadar. Meğer koca bi hataymış. Herkese yakışacak bir pembe allığın olduğuna inanıyorum artık.

2 katlı bir ambalaja sahip. Alt kısım yine delikli ve içinde pek işe yaramaz sevimli bir fırçası var:) Ambalajı sağlam. Kaç defa yere düşürdüm ama çatlama kırılma olmadı çok şükür:) Çantaya rahatlıkla atılabilir. Sert kıllı fırçalarla biraz tozuma yapıyor ama yine de abartılı değil.

Görüntüsü kadar pigmentasyonu da güzel bu allığın. Hem minicik hem kocaman o yüzden. Kabartmalarıysa hemen yok olmuyor:)))) Hala aynı sevimlilikte:) Rengi bence kışlık. Soğuk tonlu bir bebek pembesi. Soğuktan kızarmış doğal yanaklar yaratıyor tam olarak. Duruşu çok doğal. Işıltısız mat bir allık. Rahatlıkla dağıtılabiliyor. Tebeşir gibi durmuyor. Elinizi hafif tutmanızı tavsiye ederim. Gün içinde yenilemeye pek ihtiyaç duymuyorum ama sabah sürüp akşama dışarıda devam edecekseniz üstünden geçmeniz gerekecektir:)

Kısaca bu allığı çook seviyorum. İyi ki almışım. Öneren Seregon'uma da binlerce teşekkür <3 Biterse bir gün düşünmeden yine alırım. Herkese tavsiye ederim:)

Kozmetik #18 The Balm İnstain Allıklar- Pinstripe ve Swiss Dot

En çok merak edilen The Balm İnstain Allıklardan 2sini Gratis indiriminden kaptım. Toplamda 6 allık var ama ben sadece 4ünü görebildim. Diğer 2'sini gördüğümde mutlaka inceleyeceğim. Toile'de gözüm var bloglarda gördüğüm kadarıyla müthiş... bulduğum yerde almak istiyorum:)

Bugün size Pinstripe ve Swiss Dot'u tanıtacağım. Allıklar diğer The Balm allıklara benzemiyorlar. Çoook pigmentliler ve gerçekten abartmıyorum. Mutlaka kontrollü olun sürerken yoksa al yanaklı palyaço olmanız kaçınılmaz. Pinstripe değil ama Swiss Dot aşırı derecede tozutuyor. Kendi aralarında da ortak bir özellik yok sanırım:)

PİNSTRİPE
Pinstripe'in kapağını açtığımda verdiğim tepki "Aaa Nars Sin bu resmen:)" oldu. Hemen denemek istedim. Bulduğumuz ilk kabuki fırçayla sürdük kalıp gibi kaldı. Bari rengi görelim diye dışarı çıktık gün ışığında çok hoş bir gül kurusu rengine sahip. Kendinden sedefli. Simli değil. Pudra fırçasıyla dağıttığımda cilde güzel oturuyor, tebeşir gibi durmuyor güzel bir canlılık veriyor. Uçup gitmiyor ki benim için en önemli kriter bu. Bu sabah 11de sürdüm akşam 6'da temizleyene kadar nasıl sürdüysem hala aynıydı.
Bu derece morluk barındıran bir allığı seveceğimi hiç düşünmemiştim ama bana tabuları yıktıran bir allık oldu. Çok pigmentli allıkları sürmek için kullandığınız bir fırçayla ya da kontür fırçasıyla çoook hafif bir şekilde denemenizi öneririm. Beyaz tenliler ve esmerler bayılacak;)

Swiss Dot 
Rengi şimdiye kadar gördüğüm şeftali pembelerin enn tatlısı. Fratboy allığın koyusu. Sıcak tonlu bir renk. Allık olarak yapılmadığını düşünüyoruz Selinle:)) Paketlemede bir yanlışlık olmuş kesin. Far olarak üretilmeliymiş. Hem de mat pigment far:) Bu kadar tozutan bir allık daha ömrümde görmedim çünkü. Aşırı pigmentli olması da cabası. Üstelik cilde orantılı bir şekilde dağıtmak için çok uğraşmanız gerek. Doğal görüntü elde etmek zor. Naparsanız yapın renk patlayacak:)
Benim yüzümde "yeni tokat yemiş pembesi" olarak tanımladığım bir tona büründü:D Pigmentleri de görüntüyü destekledi. Tabii ki nefret ettim:p Çeşitli fırçalarla daha doğal uygulayabilmek için denemeler yapacağım. Far olarak denediğimde bazsız bile performansını beğendim diyebilirim. Birazcık topaklandı ama olur o kadar:) Crease bölgesine yakışacak yazlık bir tonu var. Bir ömür kullansam far olarak bitiremem :p


Kısacası şu, paketlemesi kadar yapılarına da özenselerselermiş keşke. Göz alıcı ama bir yandan da aceleye gelmiş gibi bir seri çıkarmış The balm bu sefer. Pinstripe'i ayrı tutarak söylüyorum. Diğer allıklar hakkında da çok parlak şeyler yazılmadı sanırım renklerinin birbirinden güzel olması dışında. Alacaksanız mutlaka testerına bakın, yüzünüzde deneyin. İyi ki bana indirimde denk geldi. Yoksa normal fiyattan alsam üzülürdüm çok net.

Yorumlarınızı beklerim:)

Lancome Trésor - Midnight Rose Edp Kofre





Bugün size şimdiye dek kullandığım parfümler içinde enn özel olanı anlatacağım <3 Yaklaşık 3 ay önce kendime artık bir imza parfümü arayışına girmiştim. Genel olarak şekerli kokulardan hoşlandığım için az bilinen, kişiyi baymayan, kendine has ama ne koktuğu tahmin edilemeyen bir parfümdü aradığım. Yüzlerce parfüm denedim hatta bazılarını 2 3 defa farklı zamanlarda denedim ama hiçbiri içime sinmedi. Ya fazla popülerdi, ya da sezonluklara aklım kayıyordu. 

Oldum olası kararsızımdır, yanımda her seferinde biriyle denedim parfümleri ama öyle tutarsız yanıtlar aldım ki aramaktan vazgeçtim bir süre. İnternetten aklıma takılan, iz bırakan parfümlerin bir listesini çıkardım ve benzer noktalarının vanilya ve misk olduğunu farkettim. Bunların haricinde parfüm denemeyecektim artık. 


Bir gün tek başıma avmlerden birinde dolaşırken gözüme parfüm reyonu ilişti ve kendimi daha önce hiç denemediğim ama janjanlı paketi, zarif şişesi ve minik gülüyle gözümü alamadığım bir parfüme yapışmış buldum. Denediğim anda buldumm dedim. Öyle tanıdık geldi ki bir notası bana... Hem sıcak, hem davetkar, bir o kadar tanıdık... Kışın enn soğuk günlerde içtiğim Rasberry Mocha <3 

Demek ki fikir sormak için kimseye ihtiyacım yokmuş dedim:) Gerçekten tutarsız zevklerim var. Arkadaşlarımın bu kız bunu çok sever dedikleri şeyler genelde ters tepmiştir:))))

Tereddüt etmeden almak istedim ama sıkılma ihtimalimi göz önüne alarak 30 ml lik minik boyunu aldım, yanında üçlü kofresiyle uygun fiyata geldi. İçinde deneme boyu Hypnose Star rimel ve Lancome İnlove ruj serisinden nemlendirici özellikli harika bir gül kurusu mini ruj var. Ama sıkılma ihtimalim yok <3  Sabah sıkıyorum akşama kadar kalıyor üzerimde. Durdukça güzelleşen parfümlerden. İlk sıktığınızda biraz keskin ve hafif ekşimsi bir böğürtlen kokusu var ama bekledikçe vanilya ağır basıyor. Koku yumuşuyor. Annem saçıma sıktığım bir gün "her adımında arkanda iz bırakıyor" demişti. Doğru seçimi yapmışım :))))) Belki gün olur aklım kayar başka parfümler de edinirim ama piyasadan kalkana dek benimle olmaya devam edecek. Bittikçe alırım. 3 aydır kullanmama rağmen yarılayamadım bile. Çok bereketli.




Top notes: raspberry rose absolute <3
Heart: jasmine, peony, currant buds, pink pepper 
Base: Virginian cedar, musk and vanilla <3



Sevil Parfümeri'nin yorumu şöyle:
"Rengarenk, eğlenceli, neşeli Bir Koku. Aşkın şeker kaplı gülü. Gençliği, modernliği ve zarifliği sembolize eden bu çekici koku Paris’te bir aşk saklambacına konu oluyor. Tresor Midnight Rose, ağız sulandıran tatlı bir elma tazeliğiyle beklenmedik bir karşılaşmanın meyvesi olan “aşkın sevimli gülü” olabilir. Yoğun gül özü ve canlı ahududu tanecikleri arasında canlanan derin bir ilk görüşte aşk. Yasemin ve gül dokunuşu, taze kuşüzümü tomurcukları, sedir özü, vanilya ve misk notalarıyla büyüleyen ve bağımlılık yaratacak bir parfüm."






Reklam yüzü olarak Emma Watson seçilmiş. Sade makyajı ve masum bakışlarıyla genç kitleyi hedef almışlar. Ben şahsen kendini oldum olası albenili bulmasam da yukarıdaki reklamda oldukça zarif ve sade bir duruşu var. Kabul etmek lazım:)





Romantik reklam filmini de ekliyorum. İyi seyirlerr:))





21 Temmuz 2013 Pazar

Kozmetik # 17 Physicians Formula - Mineral Wear Talc Free Mineral Sıkıştırılmış Pudra - Beige


Biliyorsunuz geçen aylarda Roaccutane tedavisi gördüm ve sivilcelerimden tamamen kurtuldum. O süre zarfında kapatıcılık özelliği olan, maske gibi durmayan ve toz toz görünmeyen bir pudra arayışındaydım. Arkadaşımın doktoru tavsiye etmiş ve koşup deneyerek bu pudrayı aldım.

Ürün 9 gram. 2 kademeli bir kutusu var. Alt gözü delikli ve aplikör fırçası da orada bulunuyor. Yalnız fırça hiç işe yaramıyor. Ürün toz toz oluyor onunla uygulamaya kalkınca. Çantaya atmalık fırça bile değil belirtmek gerekirse:) Çok kapatıcılık aramayanlar pudra fırçasıyla, yoğun kapatıcılık isteyen makyaj süngeriyle uygularsa memnun kalır. Duofibre fırçalarla toz toz oluyor.

Cildime kesinlikle zarar vermedi. Yeni akne oluşturmadı, kısa sürede favorim oldu. Cilde uygulandıktan 5 dk sonra bütünleşiyor neredeyse yokmuş gibi görünüyor. Kadife dokunuşu hissi veriyor. (bana 2 ton kadar koyu). Koyu renk lekelerim için yeterli kapatıcılığa sahip. Bendekinin turuncu alt tonlu bir rengi var. Yanlış hatırlamıyorsam 4 renk seçeneği vardı. Eczanelerde bulabilirsiniz. Fiyatı 60 lira. Yanında hediye olarak mini far paleti hediye etmişlerdi bana:)

Bu üründen memnunum ama Mac Studio Finish Pudra ve Mineralize Skinfinish Natura'yı merak ediyorum. Yenilemeden önce sanırım onları deneyeceğim:)

Seregon'la Gratis Alışverişi

Aylardan beri blogger Seregon'la buluşup kahve içme planımız vardı ama ne hikmetse bir türlü zaman uyduramadık. Benim okulum, onun iş temposu derkeenn dün aradım, gayet plansız programsız buluşmak için sözleştik:) Biraz gecikmeli de olsa buluştuk. Kahve içtik, fal baktık:) Alışveriş yaptık, deli yürüdük:p Bağdat Caddesi'nin altını üstüne getirdik. Kaç tane Gratis varsa hepsine girdik. Elimiz boş çıkmadık:) The Balm allıkları buldukkk :)) Hazine bulmuş gibi sevindik. Çekmeceleri karıştırdık bol bol ve ikişer adet allığımız oldu:) Çok da eğlendik. Videomuz da vardı ama aktarmayı beceremedim. Tekrar deneyeceğim:)

Neler aldık kısaca bir özet geçeyim:)

İKİ GÜNLÜK TOPLU GRATİS ALIŞVERİŞİM:)

Birlikte aldıklarımız:
Giovanni Tea Tree Triple Threat Şampuan ve saç kremi (Seregon'un önerisi)
Benri Kare Pamuk
Swippers Peeling Etkili Yuvarlak Pamuk(enn sevdiğim)
Essence Asansörlü Göz Kalemi (Think Khaki)
The Balm Instain Allıklar (Swiss Dot& Pinstripe)
Uni Islak Mendil (Fotoğrafa eklemeyi unutmuşum:)

Diğer Aldıklarım:
Essence Me & My Ice cream Krem allık
The Balm Pigment far
The Balm Put a Lid On it Far Bazı (Stokladım)
Fresh and Soft Makyaj Temizleme Mendilleri (Hassas Ciltler)
Garnier BB krem Etkili Göz Altı Kapatıcı (yenilenmiş paketi)
Bir sürü Benri kare pamuk:)

Bu indirim bana yaradı. Stoklamak istediklerimi stokladım. Merak ettiğim ürünleri buldum. Bu arada bazı marketlerde eğer vücut losyonu deneyip de kokusunu beğenmezseniz arkadakilere de bir bakın derim. Bazen bozulmuş olabiliyor. Dün başımıza geldi mesela. Miss gibi yeşil elma kokması gereken ürün küf gibi kokuyordu:/ Eğer biri size şiddetle önerdiyse ve siz kokuyu beğenmediyseniz bozulmuş olma ihtimalini göz önünde bulundurun.

The Balm Instain Allıkları bulamamış olanlar için görüşlerimi yakında yazacağım:) Sıkı durun:)

19 Temmuz 2013 Cuma

Kozmetik 16# MAC Peaches vs. Make Up For Ever 20- Satin Blood Orange

Bugün size 2 favori allığımın karşılaştırmasını yapacağım. İkisi de şeftali tonlarında ve doğal duruyorlar. İstesenizde PALYAÇO'ya dönemezsiniz. Ha benim ten rengim NC25 tabii belirtmeliyim. Daha açık tenliler için biraz dikkat ister illaki:) Peaches bende yok gibi duruyor ve duruşuna bayılıyorumm!

Ürünlerin ikisi de pudra yapıda ama tebeşir gibi durmuyorlar. MAC daha cilt rengine yakın bir tondayken, MUFE allığım Mac'e göre daha pigmentli ve coral tonunda.

Bir ton koyusu (22numara) MUFE'nin en çok satan allığı ünvanına sahip. Daha yoğun bir coral. (22, Beyaz tenlerde muhteşem duruyor tavsiye ederim. ) Ben Sephora'ya aslında NARS Torrid için gitmiştim. Standda görevli MUA ikisini de yüzüme uyguladı ve pigmentasyon istiyorsam MUFE'yi, biraz ışıltı istiyorsam NARS seçmemi söyledi. MUFE'yi çok az farkla içime sindiği için seçtim. İyi ki almışım.

Haydi karşılaştıralım şimdi de:

MUFE 20- Satin Blood Orange 
+ Pigmentli
+ Mat
+ Coral
+ Kalıcılığı iyi
+ Tebeşir gibi durmuyor.
+ Turunculuk barındırdığı halde baskın değil.
+ Mıknatıslı kapağı ve şık bir ambalajı var.
+ Tozutmuyor.
- Gramajı düşük
- Gece makyajı için pek uygun değil.
- Yanakları çok belirginleştirdiği için daha çok doğal tonlarda göz makyajlarıyla uygun.


MAC Peaches
Pigmentasyonu az.
+ Mat
+ Hemen her makyaja uyum sağlıyor. Yoğun göz makyajlarıyla çok kullanışlı oluyor.
+ Cildimde "yok gibi" dursa da fark yaratıyor.
- Gün içinde yenilemek gerekiyor.
+ Tebeşir gibi durmuyor.
+ Tozutmuyor. Ama fırçaya daha zor alınıyor. Yapısı sert.
+ Gramajı yüksek.
+ Hem gece hem gündüz kullanılabilecek tam bir "joker" eleman.

Siz hangisini beğendiniz????

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Lush Mint Juups Dudak Peelingi

Lush ürünlerini hep duyardım ama öyle bol kokulu, oyuncaklı ürünler/sunumları falan gereksiz bulurum. Bu yüzden yanına yaklaşmadığım markadır kendisi. Roaccutane tedavisi gördüğüm 3aylık sürede dudaklarım aşırı kurudu ve pul pul görünüyordu. Hem de her gün bin türlü nemlendirici sürdüğüm halde. Diş fırçasıyla hafiften fırçaladığım zaman da arada bir kanama yapıyordu:/

Aradım taradım tek dudak peelingini Lush'ta buldum:) 3 çeşidi vardı. Çilekli, naneli ve ballı sanırım. Çilekli ve ballı olanın kokusu çok ağır geldi. Ben de nane delisiyimdir oldum olası. Kapağı açar açmaz tanıdık bir koku çarptı burnuma: AFTER EİGHT! EN SEVDİĞİM ÇUKULATAA <3 Sunumu sevimli minik bir kavanozda yapılıyor. Kokusu çukulata parçacıksız naneli çukulata olarak tanımlanmış.



Yapısı toz şeker parçacıkları halinde. Hafif ıslatılmış dudaklara kuru elinizle bolca sürün ve pütürlü bir halde bir süre bekleyin. İşiniz bitince yiyebilirsiniz de:) Tatlı krizine birebir:p

Benimkinde ıslak helle kavanoza dalmalarım sonucu şeker tanelerinde hafif taşlaşma oldu. Buna dikkat edin derim.

Etkisine gelincee... gerçekten işe yarar bir ürün. Tek sürüşte bile pürüzsüz dudaklara sahip oluyorsunuz. Bana pek pratik gelmedi hem de hijyenik bulmadım ürünü. Almak çok şart mı derseniz bence değil. Dediğim gibi toz şekerden yapılmış bir ürün. Ben memnun kaldım ihtiyacım olduğu için. Ama dudaklarım normale döndüğü için artık ihtiyaç duymuyorum. Kışın soğuk havalarda tekrar kullanabilirim. Ruj sürmeden asla dışarı çıkmayan biri olduğum için bana pürüzsüz dudaklar gerekiyor:)

Ürünü aldıktan sonra çeşitli peeling tarifleri gördüm nette. Tariflere bakılırsa balla toz şekeri karıştırınca da aynı sonuç elde ediliyormuş. Denemedim ama kesinlikle daha ucuz bir yöntem hem de lezzetli:)

Ürün bittikten sonra tekrar alacağımı sanmıyorum. Hem küçük bir kavanozun fiyatı bana pahalı geldi. Değmez diye düşünüyorum:)

Deneyen var mı bu ürünü aranızda??



RUJ DOSYASI 3 # Nude

Bugün size uzun zaman sonra yine ruj tanıtacağım:) Ruj delisi olduğumu artık herkes biliyordur. Öyle ki bu dosyaları hazırladıktan sonra bile bir sürü ruj aldım/sipariş ettim. Onları da "yeniler" adıyla bir dosya halinde yazacağım sanırım. Bugün sayıca elimde çok az olan Nude/şeftali tonlu rujlarımı göstereceğim.

1- Flormar Wild Serisi CW25:  Flormarın şimdiye kadar çıkardığı en güzel seriydi bence. Rujun yapısı mat. Dudağı kurutmuyor ama kuru gösterebiliyor. Dudağımdaki duruşu sıcak tonlu bir bej. Yaşımı olduğundan büyük gösterdiği için pek tercih etmesem de gece çıkarken ağır göz makyajlarıyla kullanıyorum. 

2- Golden Rose Ultra rich Color Serisi  No:61 : İşte başkasında görüp de bayıldığınız rujun size hiç yakışmaması sorunsalının benim için en acı örneği:/ Rengi cidden çok güzel ama benim dudaklarım için örtücü değil malesef. Kalın sürsem çizgilere doluyor az sürsem kapatmıyor. Dudaklarımın koyu kırmızı olduğunu söylemeliyim en başta. Eğer buğday tenli ve sarışınsanız bu ruja kesin bakmalısınız. Tavsiyemdir. Ama kendinden renkli ve kurumaya meğilli dudaklarınız varsa uzak durun:) Sıcak tonlu kullanışlı bir şeftali tonuna sahip. Rengi bir harika.

3- Rival De Loop 101: Alırken mağaza ışıklarında çok beğenerek almıştım Rossmann'dan. Ama eve geldiğimde hiç sevmedim. Turuncu kahve arası bir rengi var. Yumuşak sürümlü, dudağı kurutmayan bir yapısı var. Satin görünümlü. Doğal dudak tonlarında. Ama bana yakışmadı. Sıradan durdu. Bu yüzden sevmedim. Arkasındaki kare kısım çıkıyor ve isterseniz fırçayla sürebilirsiniz. Ambalajı şık ve kullanışlı. Solda flaşsız sağda flaşlı halini görüyorsunuz. Sıcak günlerde terleme yapıyor gördüğünüz gibi. Fotoğraflarda coral gibi görünse de kahve alttonlu  bir şeftali renginde. Denemeden almayın. Gerçi fiyatı çok uygun o yüzden çok da üzülmedim kullanamadığıma. (Seregoncuğum için bu kadar detaylı yazdım bu ruju. Merak etmişti:) Umarım yeterli olmuştur.)

4- Clinique High İmpact 16 Honey blush: Bu ruj serisini seviyorum ama kalıcılıkları yok gibi. Bu renge bayılıyorum. Özellikle altın rengi ya da bronz göz makyajı yaptığımda muhteşem bütünlük sağlıyor. Kendi içinde sedefli ışıltıları var ama simli değil. Dudakta hiç pütür olmamalı sürerken çünkü kusurları belli ediyor. Bende tam altın rengi gibi görünüyor:) Sıcak tonlu bir ruj. İddialı diyebilirim duruşu için. Tam yazlık bir rengi var. Gece de gündüzde kullanılabilir. Bronz ten şart! Bu seride en sevdiğim renk diyebilirim. 
DOĞRU TONLARLA KOMBİNLENDİĞİNDE SİZE IŞILDIYOR GÖRÜNÜMÜNÜ VERECEKTİR. Herkes soracak hangi marka olduğunu. Ama yanlış tonlarla gayet vasat duruyor:) Denenmiştir. 

Kullandığınız var mı içlerinde? Farklı nude tonları önerileriniz olursa beklerim:)







15 Temmuz 2013 Pazartesi

MİM : BEN KİMİM?

Uzuun zamandır şöyle dişime göre mimler çıkmıyordu. Peş peşe 2 mim birden yayınlıyorum şimdi de.

Kimim ben?
87 doğumluyum. Tek çocuğum. 9 yıllık ÇİLELİ üniversite hayatımı nihayet sona erdirdim. Neden 9 yıl? 3yıl mimarlık + 1 yıl hazırlık okuduktan sonra baktım olmuyor. Mutsuzum. Hocaların her biri ömür törpüsü. Ben kendimi anlatamıyorum. Onlar beni anlamıyor. Aile baskısıyla 3 yıl  ite kaka okumaya çalıştığım bölümü bölüm başkanımın son alaycı cümlesiyle bitirdim. İlişiğimi kestim ve arkama bakmadım. Aynı gün dersanenin birine kayıt yaptırdım. Sistem değişmişti, üzerinden 4 yıl geçmiş ve ben neredeyse her şeyi alfabeyi söker gibi baştan öğrendim. Zorlu bir yılın ardından sınava girdim. "Bir hayatım olabilsin diye." Sınavın stresiyle odaklanamadım, sınav fobim hortladı, ağır bir panik atak kriziyle kendimi dışarı zor attım defalarca. Gözetmenler şeker, su, çay vs. getirdiler. Sakinleştirmeye çalıştılar. İşe yaramadı... Sonuçlar açıklandı... Düşündük taşındık çizim kursuna gidip yetenek sınavıyla iç mimarlık okumanın daha iyi olacağına karar verdik. Hem derslerimi de saydırabilecektim. 20 günlük deli gibi çizim maratonundan sonra ilk mülakat engeliyle karşılaştım. Sırf öncesinde mimarlık okudum diye alınmadım. Abuk subuk polemiklerle baskı altına almaya çalıştılar. En son almazsanız almayın deyip çıktığımı hatırlıyorum:) 2. girdiğim okulun sınavını da mülakakatını da geçip kaydımı yaptırdım macera aramadan daha fazla. Sonunda o da bitti mezunum:))))
Henüz iş başvurusunda bile bulunmadım. İşsiz güçsüz ev kızı modunda takılıyorum...

Yengeç burcuyum. Yükselenim Terazi. Ruh halimin çalkantılı olmasına şaşmamak gerek. Burcumun özelliklerini hem taşıyorum hem taşımıyorum. Eskiden tam bir yengeçtim. Artık döndüm sanırım. Dolunaydan çok etkileniyorum. Agresif ve tahammülsüz oluyorum. En belirgin özelliğim inatçı olmam ve sahipleniciliğim. Anaç ruhluyum, kırılganım, şımarığım. Stres benim bütün dengemi tepe taklak ediyor. Hiç gelemiyorum.
Sabırsızım, ukalayım, biraz melankolik, epey sulugözlüyüm. Bir şeyi/kimseyi baştan sevmediysem sonradan kolay kolay sevmem.




Blogunun adı nereden geliyor?

Einstein Was HERE! Aslında tahmin etmek için dahi olmaya gerek yok. Adım Selin. Ters çevirdim Niles. Baktım sert ünsüzle bitti... bişi eksik. Kulağı tırmalıyor. Sonuna uyumlu bir sesli harf ekledim oldu bitti:))) İçime de sindi. Çok sevdim.
Blogun ismiyle ilgili günlerce düşünmedim. Zaten o kadar sabırlı da değilim. Bir gece yarısı aklıma geldi uyguladım gitti...

Neden kişisel blog?

Çünkü deneyimlerimi paylaşmayı seviyorum. Ben her ne kadar insanların deneyimlerinden ders almaktan hoşlanmasam da :))) Her şeyi düşe kalka öğrendim bugüne kadar. "Yapma!" denildiğinde inadına yaptım. Çoğu kez canım yandı ama oturup ağlamadım. Öğrendim! Bu blogda da sevdiklerim, sevmediklerim, kendim, hayatım, başıma gelenler, beni teğet geçenler, kaçırdıklarım, pişmanlıklarım, mutluluklarımı paylaşıyorum. Tek bir konu üzerinde yoğunlaşamayacak kadar maymun iştahlıyım. Düşünseydim, planlasaydım böyle hevesle yazamazdım. Mükemmeliyetçiyim ve kafamdaki şablona ne kadar az benzerse planladığım işler o kadar çok mutsuz oluyorum. Plansız yaşamak bir nebze olsun stresimi azaltıyor gibi. Ben de "her telden yazacağım" diyerek girdim blog dünyasına. Kendimi kısıtlamamak için...
Artık olanları kendime saklayamayacağım kadar dolduktan sonra herkese anlatmaya karar verdim:) İşte bu yüzden blog açtım. İyi ki açmışım.

Kişiliğim:

Baskın karakterliyim. Dikkat çekmeyi sevdiğim kadar utangacım da. Telefonda konuşmaktan çok çekinirim mesela. Yüz yüze iletişimde çok daha rahatımdır. Yaşıtlarımla nedense pek anlaşamam. Kendimden büyüklerin yanında daha rahat ediyorum. Pohpohlanmak hoşuma gider;) Eleştirilmeye hiç gelemezdim eskiden ama artık yapıcı eleştirilere tahammül edebiliyorum. Kimi zaman kendim sorarım güvendiğim insanlara sevmedikleri ne var diye:)

Çok çabuk sinirlenebiliyorum. Sesimi kontrol edemiyorum öyle anlarda. Gözüm dönüyor. Ben sinirliyken bana laf anlatmak imkansızdır. Kendimi kapatırım. Cesaret edip sarılabilirsen ne ala;) Sakinleştiğimde (genelde 5 dk sonra ) eğer kötü şeyler söylediysem pişmanlıktan ölürüm, hatta ağlarım :/ Berbat bir huy ama mizaç meselesi işte. Ağlayan insana dayanamam.

İnsanları mutlu etmeyi severim. Yedirmeyi, içirmeyi, gezdirmeyi, güldürmeyi, eğlendirmeyi, sohbet etmeyi severim, evimde ağırlamaktan büyük keyif duyarım. Kahve falı bakarım zevkine ama her zaman değil günümde değilsem hayvanat bahçesi sayabilirim:) 6. hissim güçlüdür. Genelde yanılmam. Çoğu zaman cesaretsizimdir. Ama bi defa gözümü karartırsam kimse durduramaz. Doymak bilmem. Uçlarda yaşıyorum her duyguyu. Nefret etmemeye çalışıyorum insanlardan. Kendimi "o"nu düşünmeye mahkum kılmamak için. Bağışlarım ama unutmam. İçten olsun yeter. Samimiyetsizliğe, gereksiz kibarlığa gelemiyorum. Dobralıktan yanayım. Beni rahatsız eden , beynimi kemiren bir şey varsa kaybetmek pahasına söylerim.

Uçaktan, yükseklikten ve köpeklerden(çocukluk travması) korkarım:/ İçim çekilir resmen.

Benim için güvenmek çok önemli. Arkamı döndüğümde arkamdan konuşacak potansiyelde birini etrafımda tutmam.

Burçlara inanırım. En sevdiğim burçlar ikizler, koç, yengeç. Hiç anlaşamadıklarımsa aslan, kova ve yay.
Ne kadar kova tanıdıysam baştan inanılmaz muhabbet kurup sonrasında korkunç kavgalarla bitirdik. İyidirler hoşturlar, muhabbetleri ultra komik, her konuda çok rahat konuşabilir, tartışabilirsin, seni uçurur... da kaypaklar be. İşlerine gelmedi mi tozzzzzz.

Yay'ın sevgilisi olmak mı? ASLAAA! Arkadaşı ol senin için dünyayı önüne serer. Ama sevgilisi için fedakarlık yapacağında 40 defa düşünür. Bana gözümü kapadığımda yüzde yüz güvenebileceğim insanlar lazım. Eğlencelik iyi gün arkadaşları her gün bulunur.

En yakın arkadaşlarımdan biri akrep/yay. Saygı duyarım kendisine. Akıl sorduğum nadir insanlardandır. Eleştirsin beni sonuna kadar. Baskın karakterdir o da, ne istediğini bilir. Aslında benziyoruz baya baya.. Ama çok da farklıyız. İyi ki var benim canımmm!

Biri aslan. Çook fırtınalı bi ilişkimiz var. 5. sınıfta tanıştık. Aynı çoçuğa aşık olduk yıllarca. Platonik. Ara ara yıllar süren küslüklere imza attık. Bize dip dibe olmak hiç yaramadı arkadaşlığımız boyunca. Şimdi yine küsüz saçma bir sebepten ve ikimizde geri adım atmayız ta ki karşılaşana kadar. Seviyorum onu her şeye rağmen.

İkizlerin gelgitlerini kendime benzettiğimden mi bilinmez en iyi anlaştığım, en az çatıştığım insanlar. DELİ DELİYİ GÖRÜNCE SOPASINI SAKLAR MİSALİ:P

Takıntılıyım. Sevdiğim şeylerin üzerine titrerim. Başlarına bir şey gelme korkusu tüylerimi diken diken etmeye yeter. Bir şeye çok özendiysem kimseye emanet edemem. Yarım bırakmak bende deli vicdan azabı yaratır. Yapmam gereken bir işin tesliminden önce bana sorulması, sıkıştırılmak beni çok gerer. Son dakikacıyım. Sorumluluk sahibiyim. Yaratıcıyım. Her konuda bahaneler üretmekte üstüme tanımam:))

Hoşlandıklarım:
Şarkı söylemek(sesim kötü:), yemek yapmak, misafir ağırlamak, tavla oynamak(yeni öğreniyorum), makyaj yapmak, alışverişşş <3, puzzle yapmak, bu ara İnstagram'a fena sardım. Fotoğraf çekmeyi sever oldum bakalım. Makine alacağım sanırım sonunda. Takip etmek isteyenler için; İnstagram'da Nilesiii adıyla bana ulaşabilirsiniz.

Nostaljik olan her şeye bayılırım. Şarkılar, eski kitaplar, oyuncaklar, eşyalar, danteller, küflü şarkılarr:))))
Hele ki 90lar <3 Çocukluğuma dair her detayı çok severim beni duygulandırır, gülümsetir. Ama diziyi hiçç sevmedim. Samimi gelmedi. Karakterler havada kalmış. Zorlama olmuş. 80ler dizisinin izlenebilirliği yok. Kıyaslanamayacak kadar kötü bir iş çıkmış.

Bir şarkıyı, kitabı, filmi eğer sevdiysem 40 defa okumaktan, peşpeşe dinlemekten çekinmem. Bunu zevkle yaparım.

En sevdiğim film: Can dostum (intouchables)/Midnight in Paris
En sevdiğim animasyon: Ratatouille
En sevdiğim dizi: GG/ House MD/ Da Vinci's Demons

En sevdiğim şarkı: Deep Purple - Soldier Of Fortune
Son zamanlarda en çok dinlediğim şarkı: Gripin- Aşk Nereden Nereye
Depresif olunca dinlediğim şarkılar: Anathema - Lost Control/One Last Goodbye/Parisienne Moonlight
En gaz şarkı: İron Maiden- The Trooper/ Dance of Death <3
Nostaljik şarkıların kralı: rAY cHARLES- hİt ThE rOaD jAcK!
Her albümünü aldığım:Teoman

En çok okuduğum kitap: Şeker Portakalı- Vasconcelos
Başucu kitabım: Neufert <3 eheheh!/ Kültür sanat mimarlık- Bülent Özer
En sevdiğim kitap: Hobbit- JRR Tolkien
En çok etkilendiğim kitaplar: Tolstoy- Diriliş, Dostoyevski - Suç ve ceza

Hoşlanmadıklarım:
Aptal yerine konmak, yalan söylemek, bir lafı karşımdaki için 2 kereden fazla tekrarlamak zorunda kalmak, bana bir lafın 2 defadan fazla söylenmesi, ısrarcılık, bana zorla bir şey yaptırılmaya çalışılması (inadına yapmam!).

 Acımasız insanlar, sabit fikirliler, sadece kendini düşünenler, her şeye söylenenler, enerji hırsızları, fikir hırsızları, hak yiyenler, kayıranlar, laf anlamazlar, kendini akıllı sananlar, sinsi insanlar, iki yüzlüler, yüzsüzler BENDEN UZAK OLSUN.

En çok sevdiğim makyaj malzemem:
RUJ! Öyle ki sürmeden çıkınca kendimi eksik hissediyorum:/

Çantamda olmazsa olmazlarım:
Telefonum, şarj aletim, ipodum, cüzdanım, birkaç paket mendil, ıslak mendil, anahtarlığım,tükenmez kalem, 3 tane ruj ve ayna. Bavulla geziyorum evet:)

En son okuduğun Kitap: Cehennem- Dan Brown bitiremedim bir türlü. Bir önce Murathan Mungan- Yüksek Topukları okuyup çook beğendim.

Gene çook uzattım bulmuşken mimi:))))) Umarım okurken sıkılmadınız. Öpücüklerrr:)

10 Temmuz 2013 Çarşamba

MİM: 25 SORU!

YİNE MİMM YİNE BEN:)))))) EPEY UZUN OLACAK YİNE BAŞTAN UYARAYIM;)))

KURALLAR:
-Sorular içerisinde bir kuralla belirtilmediği sürece, soruları yalanlarla cevap vermek kesinlikle yasaktır.
-Sorulardan herhangi biri boş bırakılamaz.
-Mim bitirildikten sonra kadim bir ritüel olarak 3 su bardağı -yaklaşık 800 ml- su içilmelidir. (Lütfen yanınızda bulundurunuz.)
-Mim aile bireyleri tarafından yarıda kesilirse lütfen kaydedip kapatınız, sekmeyi değiştiriniz veyahut pencereyi aşağıya indiriniz.
-Bu mimin ideal cevap süresi 15 ve 45 dakika arasıdır. Puanlama veya sıralama yapılmayacaktır.
-Mim yapılırken giriş ve kurallar kısmının paylaşılması zorunludur.
-Başlamadan önce lütfen ekran parlaklığınızı makul bir düzeye getirip fişinizi elektrik kaynağına takınız. Ani kapanmalar ve batarya bitmesi gibi vakalar sigortamıza dahil değildir.

1-En sevdiğiniz renk/renkler nedir?
Kırmızı ve lacivert!

2. İnsanları boy/kilo/dış görünüş/göz rengi/vesaireye göre sınıflar mısınız?
Anatomik yapısına göre ayrım yapmam ama rüküş veya değil diye ayırırım.


3. Ayakkabı numaranız nedir?
37.5 :/ Hiç sevmiyorum ayak numaramı... Babet bulmak ölüm, sandalet imkansıza yakın:/ Hafif de tombiktir sağolsun. Hayatım boyunca hep ayakkabıların içine yama gibi tabanlık koydurmak zorunda kaldım. Öyle her beğendiğim modeli alıp giyemedim, internetten ayakkabı alamadım fln:/ Küçük ama buçuklu:/ Sevimsiz.

4.Hiç dişiniz çürüdü mü?
Şeker sevdiğimden olsa gerek çok fazla dolgum var:/

5.Herhangi bir yeteneğiniz var mı?
Öyle üstün yetenekli falan değilim ama yemek konusunda yaratıcıyım. Hangi malzemeye ne yakışır falan doğaçlama yapabiliyorum:)))) Bir de "göz kararı" denilen olayda başarılıyım. Elimin ayarı var çok şükür. Bu da bir yetenek bence:) Yumurta bile kıramayan insanların olduğu bir dünyada yaşıyoruz:)

6- İlgi alanlarınız nelerdir?
Sürekli değişir:/ Uzun süre aynı şeyi yapamıyorum. Dans da ettim, organizasyonlarda da çalıştım ama hepsi çok kısa sürdü. Yıllardır değişmeyen birkaç şey var; Biriktiriciyim. Kalem veya not defteri mesela... aynısından 5 tane de olsa seviyorsam gördüğümde almadan duramam:) Serisi varsa tamamlamaya çalışırım. Maket malzemelerine karşı ayrı bir sevdam var. Elime geçen her paket kağıdı, yan ürün, ambalaj, çubuk, kürdan vs. ne bulursam maket yapılabilir gözüyle bakıyorum. Bir gün lazım olurcuyum:)
Kozmetik delisiyim şu ara. Makyaj videoları izliyorum, yerli yabancı bloglar takip ediyorum. Ürün araştırıyorum,  fara ve ruja doymuyorum. Canım sıkıldıkça evde göz makyajları yapıp yapıp siliyorum. Falan filan... Bakalım bu heves ne zaman bitecek...

7. Hayatınız boyunca en nefret ettiğiniz insanlardan birinin kişiliğini tanımlayınız.
Hiçbir bok bilmeyip ben bilirim havalarında gezen, tek ayak üstünde 40 yalan uyduran, kompleksli, kıskanç, 2 lafından biri para olan, sinsi, samimiyetsiz insanlardan nefret ederim.

8. Şu anda resmi olarak eğitim görüyor musunuz? Okulla ilgili düşüncelerinizi belirtiniz.
Bitttiiiiiiiii <3 KURTULDUM ESARETTEN:)

9. İnsanlarla ilişkilerinizi nasıl tanımlarsınız? İnsanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Hayatımın geneli gibi inişli çıkışlı... Ya çok samimi olduğum biriyle 3 yıl hiç görüşmüyorum, ya etrafımda çok insan varken sıkılıp kimseyle görüşmek istemiyorum, yalnızlıktan sıkılınca fellik fellik insan arıyorum:)) Plansız programsızım. Çünkü ruh halim çok değişken. Heveslendiğim bir şey için 1 hafta sonra gitmemek için bin bahane üretebilirim.  Hani 25 yıllık dostluklar falan var ya sanırım benim 2 kişi hariç geçmişten taşıyacağım kimsem olmayacak etrafımda. Çünkü beni anlayabilen insan sayısı az. Üşendiğimde ve hiç dışarı çıkmak istemediğimi hissettiğimde insanların bunu üzerlerine alınıp kendi kendilerine yorumlayıp mana çıkarmalarını tuhaf buluyorum:)))) Bir yerden sonra yalan söylemek zorunda kalıyorum. Daha çok sıkıntı hissediyorum. Bazen rahat bırakılmak istiyorum gerçekten. NİYE SOMURTTUN, NİYE YÜZÜN DÜŞTÜ, NEREYE DALDIN, NOLDU, CANIN SIKKIN SÖYLEMİYORSUN, HASTA MISIN vs. gibi sorularla gün içinde öyle çok karşılaşıyorum ki. Yengeç burcuyum ve modum göz açıp kapayıncaya dek 3 defa değişir. Aklıma geçmişten gelen kötü bir anı geldiyse buz gibi olurum, içim ürperir yüzüm düşer ama bunu anlatamam. İçime kapanırsam ruh halinden hiç çıkamam:) Hassasım, aslında kimseyi kırmak istemem, iyi niyetliyim ama dobrayım. Herşeyi en net haliyle anlatmaya çalışıp hiç anlaşılmamak da sinirlendiriyor tabii beni:p Sorun bende rahat olun:P asdfghjklşi

10. Cinsiyet rolleriyle ilgili fikir ve düşünceleriniz nelerdir?
Kadın ve erkek eşit değil bence.

11. Türkçe'nin dil kurallarını nasıl buluyorsunuz?
Sayısalcı olmama rağmen, dil bilgisini ilkokul 2 den beri çok severim. Köken, etimoloji açısından çok zengin bir dil. Farsça, arapça ve osmanlıca dillerinin karışımı. Yazıldığı gibi okunması hoşuma gidiyor. Kuralları kesinlik barındırıyor. Düzenli bir yapısı var. Alman bir arkadaşım "melodisi olan bir dil" demişti. Öğrenmesi kesinlikle çok zor. Eklemeli olduğundan  gerçekten kafa karıştırıcı. Çok esnek anlamlar barındırabiliyor. Sakız gibi nereye çekersen oraya :p

12. Kendinizi etrafınızdaki insanlardan üstün görür müsünüz?
Kendimi öyle görmem ama öyle davrananları bozmayı severim:)

13. Uykuyu sever misiniz, küçükken sever miydiniz?
Çok uyuduğumda vicdan azabı çekiyorum ben:) Küçükken gayet oturmuş bir uyku düzenim vardı. Nolduysa üniversitede oldu zaten. Uykusuzluğa dayanamayan, arabaya biner binmez sızan kalan insan günde 4 5 saat uykuyla yaşar oldu. Koltukta sızıp 13 saat aralıksız uyuduğum da oldu. Genele bakarsak geç yatıp öğlen uyandığımda huzursuz oluyorum, günü öldürmüşüm, amaçsız yaşamışım gibi geliyor.

14. Biri size bugün ölecek olduğunuzu söylese üzülür müydünüz, üzülürseniz ne için üzülürdünüz?
 Boğazıma bir yumru takılırdı:() Anneme üzülürdüm geride bırakacağım için, başka da üzülecek bir şey yok.

15. Paraya ve statüye değer verir misiniz?
Statü çok umrumda olmaz ama paranın varlığı beni iyi hissettirir. Ama hayatı her lafı para olan insanlardan hiç hazzetmem.

16. Kendinizle ilgili 3'ü doğru 4 şey söyleyin.
-Çabuk kızarım.
-Alışveriş bağımlısıyım.
-Çok cimriyim.
-İyi niyetliyim.

17. Banyo yapmayı sever misiniz?
Saç yıkamak benim için azap. O yüzden girene kadar aşk/nefret ilişkisi var aramızda. Girene kadar kendimi defalarca ikna etmem gerekir. Girince çıkmak bilmem, suyla oynamayı severim:) Zaten ehlikeyf insanım:p

18. Hayvanları sever misiniz, en çok ne tür hayvanları seversiniz?
Dokunmaktan hoşlanmıyorum hiçbirine. Köpeklerden de çok korkarım zaten. Etraftalarsa tedirgin oluyorum.  

19. Genetik bilimiyle ilgili düşünceleriniz nelerdir? Canlıların genetiğinin değiştirilmesi sizce ne gibi sonuçlar doğurabilir? (Şöyle iyi/kötü sonuçlar doğurabilir çünkü...)
Lisedeyken biyoloji en sevdiğim derslerden biriydi. Genetik mühendisi olmak istiyordum. Sayısal seçmemin tek sebebi oydu hatta:p Olmadı Mimar olduk:))) Bana mucizevi geliyor. Tamamen şifrelere olasılıklara bağlı. Elinin altınca binlerce kumanda düğmesi varmışçasına ve hangisine dokunursan bambaşka boyutlar açan detaylar silsilesi. Karmaşık ve bir o kadar ürkütücü. O şifrelerin tamamına hakim olmak YARATICI olmakla eşdeğer. Yaşamın sırrı milyonlarca şifrede gizli işte... Çöz çözebilirsen...

20. Hayatınızı nasıl buluyorsunuz?
Dışardan bakıldığında renkli görünüyormuş:))) Sormuşluğum var insanlara. Bana sorarsan plansız programsız, çoğu zaman amaçsız, anlık kararlar, büyük riskler, hayalkırıklıkları, boyumdan büyük hayaller, istikrar yoksunluğu, bütün sıkıntıları maskelemek için bolca kahkaha  vs. vs. Renkliymiş be:p

21. Yaz tatilini beğendiniz mi?
Tatil mi o da nesi:)))) Okul bitti, iş yok... Tatilde değilim boşluktayım.

22. Dış görünüşünüze önem verir misiniz?
Ruh halime bağlı. Bazen inanılmaz salabiliyorum. Bazen makyajsız bakkala gitmek istemiyorum:)

23. İnternet sizi tatmin ediyor mu?
Hea... En iyi arkadaşım. Uyumak için ihtiyaç duyuyorum. Sıkılınca sarıyorum. Kafamı dolu tutmak için sarıyorum. Unutmak için sarıyorum. Olmayınca çok sıkılıyorummmm!

24. Kaşınızı kaldırabiliyor musunuz? (İkisini birden değil, şu kaş atma olayı.)
Yepppp;) Sağ kaşımı bi atarım aklın çıkar:p Yapabildiğim en karizmatik mimiklerden biri. Diğeri de yamuk ağızla alaycı gülüş:))))

25. Gözlüklü müsünüz? Gözlüklüyseniz lens mi yoksa gözlük mü tercih edersiniz? Gözlüksüzseniz, gözleriniz bozuk olsaydı lens mi yoksa gözlük mü kullanmayı tercih ederdiniz?
Lens kullanıyorum 12 yıldır. Olmayınca kör gibi oluyorum zaten:/ Gözlüğün hiç bir türü yakışmıyor bana. Elmacık kemiklerim çok çıkık. Alnım da dar. Modeller çok kısıtlı. Ama kemik gözlükleri hoş buluyorum yakışanda.


Fiyuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu! Sonunda bitti. Deli zormuş sorular:/ Neden 3 bardak su için dediğini anladım şu an. Mutfağa doğru depar atmadan yayınlayayım da gitsin:))))))

İçiniz bayarsa kapatın gitsin amannn :p Öpücüklerrrr....

5 Temmuz 2013 Cuma

Mezunum, mezunumm da mezunummm!!!

ONCA STRES, GERGİNLİK, AĞLAMA KRİZLERİ, İNTİHAR TEŞEBBÜSLERİ, CİNNETLERDEN SONRA; BUGÜN PROJEYİ "SON DEFA" DİYEREK TESLİM ETTİM.

SONUÇ: BB! 

VEEEE BENNN ARTIK İŞSİZLER KERVANINA KATILMIŞ, SON DERECE SEVİNDİRİK, HOPPA BİR YENİ MEZUNUMMMMMMMMMMMM!

İç Mimar oldumm!

YİHHUUUUUUUUUUUUUUUUU!!!!!!

SEVİNCİMİ ANLATAMIYORUM ŞU AN. BU ANI ÖYLE ÇOK BEKLEDİM Kİ. 2004'TEN BERİ...

BİLMEYENLER İÇİN SÖYLİYEYİM DE; 9 YIL AYNI OKULDA OKUMADIM:P Daha önce üniversiteyi bırakmışlığım var.

Niye büyük yazdım o_? Çünkü sakin değilim:)))) Çook mutluyum! Bunu hak ettim. Bu ay benim hediye ayım:) Hem doğum günüm, hem mezuniyetim bir araya geldi ve peş peşe kutlamalar planlıyorum:)))

Annem, muhteşem insan, sabırlı kişilik, melek! Emeklerini nasıl öderim hiçç bilmiyorum:/ Varlığı bile yeter bana. İyi ki var. Her anıma şahit olsun. Allah onu benden ayırmasın!

Babaannemin hediyesi manevi açıdan paha biçilemez... Babamın ve babaannemin bu günü görmeyi çok isteyip ama görememelerine atfen, sonsuz aşk sembollü bileklik ve kolye almış. İnanılmaz duygulandım. Gördüklerimin arasında enn zarif tasarıma sahip olanı.

Anneannem ve dedem <3 Taa kalkıp 1 günlüğüne kep törenime geldiler Samsun'dan. Öyle mutlu oldum ki.
Kep törenim biraz buruk geçti benim ruh halim yüzünden. Haketmemiş gibi hissediyordum. Sahne arkasında epey oyalandık arkadaşlarla. Poz üstüne poz verdik. Bir sürü fotoğraf çekildik. Her patlayan flaşa sırıttım:))))

Topuklularım şansıma çok rahattı. Çok sık giymediğim için korkuyordum rahat edemezsem naparım diye ama 4buçuk saat boyunca çok iyi idare ettim.

Bu fotoğrafı kuzenim çekmiş. Annem salona girmeden cübbeni giy de görelim deyince tokasız modasız kepimi kafaya geçirirken yakalamış:) Gördüğünüz gibi ARI MAYA oldum:)))))

Ben ennn çok bu pozu sevdim!!! Ruh halimi yansıtmış, hafif heyecanlı, biraz gergin, mükemmelik kaygısı taşıyan:))





Gün nasıl geçti özetleyeyim biraz: Bize saat 1'de tören alanında olmamız söylendi. Sabah kuaförüme koştum. Hava da nasıl nemli.
Dedim ki: "şu meşhurr 1 hafta bozulmayan fönlerinden çek." 
Mümkünü yokmuş efendim, 2 boyası 1 fönü varmış, bekleyecekmişim. 
"O zaman iyi günlerrrr" deyip tam çıkıyordum kii; "hayrola?" diye seslendi:)
"Büyük gün! Kep törenim var!"
"Kimseye çaktırma geç otur şu koltuğa çekeyim de git şişşştttt!" dedi:))))))


Gün güzel başladı gayet:)) Eve geldim ama makyaj yapıcam, yüzüm terli. Kabusum! Hemen Avene'in termal suyunu sıktım. Biraz kendine geldi, hemen makyaja başladım. Yüzümden terlediğim için kompakt ürünler kullandım daha çok. Güneş kremi, üzerine Balm Shelter sürdüm. Üzerinden PF ürünlerinden Mineral Wear geçtim. Allığım Mac Peaches'tı. Rujum Mac See SHEER <3 Göz makyajım mat bej toz far üzerine sedefli turuncu far ve siyah eyelinerdan ibaretti. Rimelimi sürdüm bitirdim:)))))

Sonucu görüyorsunuz:)))





Ön sırayı ailecek 10 kişi kapattık:p Ben de tesadüfen hem ilk takdim sırasında en ortaya denk gelmişim, hem de kep atılırken katakulli çevirip bölümce hukukçuları çok pis sollayıp en öne konuşlandık. Kuliste yaklaşık 2 saat bekledik:/ Fakültenin en kalabalık bölümü olduğumuzdan dolayı en sona attılar bizi. Biz daha kep atamadan sahneden kulise yönlendirildik. Noluyor demeden arka bahçede açık alana çıktık. Herkes dizildi biricik hocamızın etrafında. Her derdimize koşan danışmanımız, güler yüzüyle, sabrıyla her an bizimleydi. Mutlu sonda herkes onunla olmayı seçti <3 İYİ Kİ VARSIN YAPRAK HOCAM <3 

O izdihamdan sonra HÜLOĞĞĞĞĞĞĞĞĞĞ sesleri arasında ilk kez kepleri fırlatıverdik:)))))) Sonra içeriden kulise çağrıldık. Hukukçuların yemin töreninden sonra sahnede kep atacaktık bu kez. Bütün sahne girişlerini kapattık:))) En kalabalık olduğumuzdan kimse araya kaynayamadı. Sorana hukuk diyorduk:p Muzur arkadaşlardan biri sıkıldı topukluların üstünde. Kepi fırlatacaktı önden sahneye. Yemini sabote etmek için, zor tuttuk:p Neyse buyrun dendi ve biz akın akın sahnenin önüne geçtik. Hukukçular en arkada kaldılar ohh olsun:)

Durduğum yer o kalabalıkta yine tam karşılarında:))))))) Bu kadar mı denk gelir bütün pozlar şahane çıkmış o yüzden:) Tansu Çiller gibi salonu en önden selamladığım doğrudur:p O kalabalıkta en yakın arkadaşlarımı kaybettim.  Sahnede bi an görebildim sarıldık o kadar. Meğer aramızda bir kaç kişi varmış sadece:)) Neyseki aynı karedeyiz:)

İşte o an! Kepler yine havada yihhuuuu!!!!!!!!!!!!!!!!!! 
Peşinden çalan şarkı: NOSSA NOSSA :)))

SAHNEYİ YIKTIK!

TAM 1 HAFTA SONRA MEZUNUM İŞTE! HAYATIMIN EN UNUTULMAZ GÜNÜYDÜ.

Bugünün hediyesi büyük boy AFTER EIGHT! Ennn sevdiğim çukulata. En yakın arkadaşlarımdan biri Viyana dönüşü getirdi. Bugün alabildim ancak. Muhteşem bir şey oldu benim için:)

İŞTE HAYAT ASIL ŞİMDİ BAŞLADI!

Mucckkk <3 sevgilerimlee....