31 Mayıs 2012 Perşembe

Aman Gün Almasın 30undan!



Daha 30'a 5 yıl var. 
Aceleye telaşa gerek yok:)
Hani evde kaldım kalıyorum diye korkmuyor muyum arada... yaşlandık diyip arkasına saklandığım şey tam da bu hani.
Evlilik delisi miyim? HAYIIIRRR!
Korkuyorum hatta deli gibi.
Bi ömür bi adamla geçer mi?
Hiç geçirmedim ki nerden bileyim.
Tahammül edebilir miyim?
Kendime bile dayanamıyorken çoğu zaman "ben"den başkasına.... HİÇ SANMIYORUM!
YİNE DE BU ŞARKIYI ÇOK SEVİYORUM:)
ANLATTIĞI ŞEYLER ASLINDA ÇOK DA UZAK DEĞİL ARTIK.
ARKADAŞLARIM HIZLA EVLENİP BARKLANIRKEN...ÇOLUĞA ÇOCUĞA KARIŞIRKEN....
TELAŞLANMIYOR DEĞİLİM HANİ.
GEÇ KALIR MIYIM DİYE...

GAMSIZ

Kalacağıma o kadar eminim ki yarın teslim var çizmiyorum bile. Bütünlemeye bırakacağım galiba. Bugünkü sınav için de nasıl desem bilemedim. Vize için kesin 70 alırım dedim ama 27.5 gibi saçma bir not aldım :/ Tanrım sonumu hayretsin. Geçeyim şu dersten:) Yarın ki teslim için de dileyeceklerim var ama yüzüm yok sanki:p Hayırlısı diyeyim benden çıktı artık:)

28 Mayıs 2012 Pazartesi

FERYAT FİGAN MOD



GÜNÜN ŞARKISI YASMİN LEVY'DEN... 

PERDONO

MALUM CAN SIKKIN GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİ İTİBARIYLA.


ÜSTÜNE SABAHIMIZ DA YAĞMURLU BAŞLAYINCA 

MELANKOLİYE BAĞLAMAK KAÇINILMAZDI...


ŞARKI  FRİDA FİLMİNDEN SAHNELER EŞLİĞİNDE GELİYOR........

ÇOK KONUŞTUM HADİ DİNLEYİN, HÜZÜNLENİN....

Erasmus Hayali Başlamadan Biter

...ve işte bir hikayenin sonuna geldik. Mutsuzum:((((( Çok isteyerek, uğraşarak, insanlarla mücadele ederek girdiğim yoldan dönüyorum:( Çok dramatik oldu farkındayım ama canım çok sıkıldı bu duruma. Yok eğitim dili Almancaymış yok İngilizce ders veremezlermiş derken bugüne kadar yapılan oyalama sonucu emeklerim boşa gitti tamamen. Hiç bir yere gitmiyorum. Bir hevesle başladığım Almanca kursunu da devam ettirmenin anlamı kalmadı:(((( Çok hazırlamıştım kendimi amaçsız kalmışım gibi bomboş hissediyorum. Halbuki önümde koskoca 3 proje teslimi artı 2 final var:( Nasıl atlatıcam bu şoku bilmiyorum:(

27 Mayıs 2012 Pazar

FOTOĞRAFSIZ TARİF 6 - Brownie

"Eurovision sonrası düş kırıklığı" vakasından sonra bi brownie iyi gelir. Sabah havaalanına elimde brownimle mi gitsem  Can'a ellerimle mi yedirsem:) Afiyet bal şeker olsa ... Çok üzüldüm çok. 7. lik asla layık değildi onun için. İlk 5'e bile razıyken ben. Sağlık olsun şu saatten sonra ama İsveçli oryantal kılıklı kadından nefret ettim. Şarkı desen vasat ötesi bir Celine Dion şarkısını andırıyordu sadece. Neysee tarife geçeyim en iyisi:))))) Bu tarif en favori ve sevilen tarifim. İster kare borcamda ister muffin kalıplarına bölüştürün. Yiyenler garanti bayılacak.

BROWNİE

Malzemeler:


3yumurta
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı ayçiçek yağı
1 su bardağı dolusu nescafeli su (kaynar olmayacak!!! ölçü : 2 yemek kaşığı kahve + 1 subardağı sıcak su. iyice karıştırdıktan sonra soğutup öyle eklenecek)
100gr. kakao
3 bardak un
1 paket vanilin
1 paket kabartma tozu
1 çay bardağı damla çikolata
1çay bardağı kuru üzüm
1 su bardağı iri doğranmış ceviz(bol olsun isteyen daha ekleyebilir)

Yapılışı:

Derince bir kapta yumurtalarla şeker iyice çırpılır.
Kakao elekten geçirilip karışıma eklenir. Mikserle topak kalmayıncaya kadar karıştırılır.
Yağ ve ılınmış nescafeli su karışıma dökülür. Dikkatlice mikserin en düşük ayarında çırpılır.
Mikseri sabit tutmaya dikkat edin.
(Kitchen aid'e sahip olanlar çok şanslı:)
Her yere sıçrayıp ortalığı batırabilir. 
Bayağı sulu bir karışım olacak. 
Topak kalmayıncaya kadar çırpılan karışıma un azar azar 1 bardak olarak 3 seferde eklenir.
Vanilya ve kabartma tozunu 2. seferde ekledikten sonra iyice karıştırın.

Kıvamı kek kıvamından hafif katıcaysa son bardağa gerek yok.  Değilse son bardağı azar azar ekleyin kontrollü olarak. Kriterimiz mikser dönmekte zorlanacak kadar katı olmayan bir hamura ihtiyacımız var.
Mikseri karışımdan çıkarıp damla çikolataları ve cevizleri ekleyin. Kaşıkla karışıma yedirin. 1 yemek kaşığı tereyağıyla yağlanmış kare borcama karışım dökülür. Homojen dağılması için sağa sola sallanır.

Önceden ısıtılmış 180derece fırında 35 dk kadar pişirilir.
Kapağı ilk yarım saat hiç açmayın! Kürdanı saplayıp çıkarın. İçi hamursa anlarsınız zaten. Üzeri çatlayınca fırından çıkarıp soğumaya bırakılır. Hemen kesmeye kalkmayın dağılır.

PÜF NOKTASI: Ben genelde 20 x20 lik kare borcamda pişiriyorum. İçini yumuşak sevdiğim için. Yüksek 9 parça çıkıyor bir kalıptan.
İsterseniz dikdörtgen tepside yapın. Daha kıtır olur üzeri. Daha ince olacağı için klasik brownie elde edersiniz. Zevkinize kalmış:)))))

AFİYET OLSUNNNNNN! YORUM BIRAKMAYI UNUTMAYINNNNN!

26 Mayıs 2012 Cumartesi

FOTOĞRAFSIZ TARİF 5: KEK

Aman öyle cicili bicili kek değil bu. Öyle normal kek. Hani bazen canın ister bi kek çırpıştırsam da yesem ya da anne arar :"Misafir gelicek akşama bişiler hazırla:)" İşte böyle de kurtarıcı bir tarif. Hem kolay hem de içine ne koyarsan koy yine güzel yine yumuşacık:) Ben çok yemek seçip, öyle herkesin yaptığı pastaymış, muhallebiymiş, kekmiş yiyemem. Bazıları yemek yaptığını sanır da hani böbürlenir şöyle maharetliyim böyle bilmem neyim diye. Bu tarif de işte çok şey bildiğini sanan ukalalara gelsin:p


KEK

Malzemeler:


3yumurta
1 çay bardağı sıvı yağ
7-8 çorba kaşığı toz şeker
2 su bardağı un
1 çorba kaşığı dolusu yoğurt
1 paket Vanilin
1 paket Kabartma tozu
(çok boş sevmeyen varsa : limon kabuğu rendesi- fındık kırığı- kuru üzüm- kakao vs.)

Yapılışı:
Yumurtalarla şekeri mikserin en yüksek ayarında iyice karışana kadar çırpın. Yağı ve yoğurdu ekleyip karışıma yedirin. Unu, vanilyayı ve kabartma tozunu da elekten geçirdikten sonra ekleyin. Cıvık olduysa 2 çorba kaşığı un eklenebilir. Katı olduysa 1 çorba kaşığı daha yoğurt ile karışım akışkan hale getirilir. Yağlanmış kek kalıbına dökülür. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 30 dk pişirilir. Her fırın da bir değil tabii. 20. dk da kürdan batırın. Ne olur ne olmaz;) Çıkardıktan sonra 10 dk ılınmasını bekleyin. Ters çeviriverin :)

Afiyet olsunnn!



25 Mayıs 2012 Cuma

BUGÜNÜN ŞEREFİNE : LOVE ME BACK

TEBRİKLER CAN  BONOMO!




ŞARKIYI İLK DUYDUĞUMDA ÇOK SEVMİŞTİM; BERBAT, YİNE REZİL OLACAĞIZ EROVİZYONDA DİYENLERE İNAT! HİÇ DE BİLEEE!

SEVİMLİ, İÇTEN, KLİBİ TİYATRO TADINDA ÇEKİLMİŞ HARİKA Bİ ŞARKI :)))

 KISA ZAMANDA FAVORİLERİMDEN BİRİ OLDU ÇOK NET!

MÜZİK OTORİTESİ OLMAYABİLİRİM AMA :

GÜLÜMSETEN ŞARKILARA BAYILIYORUMMM <3 <3 <3

BU YIL 1. OLMAMIZ GEREK!

24 Mayıs 2012 Perşembe

YANGIN VARRRR!!!!!!!


....diye bağırasım varrrrr!



Proje yetişmiyor.
Maketin lafı bile yok ortada.

Yarın bir şeyler yumurtlayıp göstermem lazım:((((((((((((

CUMA TESLİM VARRRR!!!!!!!

Ne yapacağım ben :((((((((((((((((((((((((((((((((((((((

YANGIIIIIIIIIN VAAAAARRRR! 

 DARALDIMMM :(((((((

edit: projeyi hallettim de yarınki teslimi napsak o cidden muallakta :))))) uykusuzluğun deli sınırlarında dolaşıyorum. 32 saatlik aralıksız uykusuzluğu 2 saat uykuyla böldüm diyelim:( hala uykum var deli gibi her an sızabilirim:(( şimdilik durumlar böyle sabaha karşı atarlanabilirim :) bu postu saçmalamak için kullanıcam bundan sonra ne olursa :) edit1 edit 2 gider artık. belli mi olur günün birinde en uzun post yarışması yapılırsa kazanırım belki :))))

edit 2: boşuna kasmışım. 4 e kadar uğraştım. baktım zaten tamamen mükemmel olamayacak teslim için. ben de yattım. sabah ozalitçi çilesi klasik... çıktıyı alıp okula götürene kadar 12 oldu zaten:) hanımefendi de atarlı. bakmaz kimselere geldiğin gibi sürünerek dönersin okuldan küfrede küfrede:( sonra biraz sevinirsin. göstersem asabımı bozacaktı iyidir iyi :p şimdilik boşluk hissi hakim ama çarşamba yine teslim var öf! sonra da bitmiycek zaten :/ neyse....

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Meslek Hastalığı

Solak bir insanın sağ kolu anlamsız biçimde ağrıdığında ne yapar? Benim ilk aklıma gelen dirsekten kesmekti:p şaka bir yana mouse kullanmaktan günlerdir ağrıyor bazende parmaklarım uyuşuyor. İşin fenası sol elimle mouse'u asla kullanamıyorum. Kötü alıştım :( Autocad denen bela da mouse'suz sadece klavye üzerinden halledilmiyor:s Dün gece buz koydum sabah geçmişti ancakk masama geçtiğimde ağrımaya başladı tekrar ben de 3. dksında çözdüm: Çizim masasının üzerinde laptopla çizim yapılmazmış. Bar taburesi de koysan bel ağrıtıyor arkalığı olmadığı için. Zaten 1.60 boyunda bi pigmeyim. Üstelik standart 3cmlik tabla yerine 20 cmlik ışıklı tabla koydurdum:s Masamın boyu ayaktayken belimden yukarıda :) Otururken siz düşünün. Teslimlere az kaldı çalışma saatlerim sekteye uğradı. Ben oturmuş şu saatte tek elimle klavyede yazıyorum bloguma :p Oda küçük yeni bir masa sığmaz. Salon sürekli işgal altında. İMDATTT!!!!

22 Mayıs 2012 Salı

KARARSIZLIĞIN SONU

...uykusuz kalmakmışş:(( Sen okula gideceğim diye kur saati sabahın körüne. Sürükle yataktan çıkabilmek için kendini.. Alarm bin defa çalsın çalsın (Lady Gaga --- Poker Face). Aynada suratına bak, mor göz altlarını gör moralin bozulsun. "BEN YATIOM YEAA" de ama uyuyama. AL İŞŞTE KARARSIZLIĞIN SONU:)))))Her işim böyle benim ya. Ne zaman yapmaya karar versem bahaneler kraliçesi olduğumdan her şeye bir bahane üretebiliyorum. Üstelik bünyemi zorlarsam da stres hali geçene kadar kusma, baş dönmesi, mide bulantısı, ağlama gibi belirtileri çok kolay verebiliyorum:s Ya bir doktor var mı bildiğiniz ruh halimi içimden emip alsın.  Bütün bu saydıklarımı + kronik tembelliği ve üşengeçliği silip yerine dinamik bir ruh versin. Hoplayan, yerinde duramayan, bıcır bıcır, çalışkan bide :))))) ahhh çok fena çokkkk ...

BU BÖYLE GİTMEZZ!

21 Mayıs 2012 Pazartesi

BENDE BUGÜN BİR ŞEY VAR DİYORDUM Kİ... ...

...bugün blogumun açılışının 1. ayı olduğunu hatırladım :)içimde bir yazma aşkı, bir ilham yığını, kelimelerle dolu bir kafa, tuhaf bir ruh hali, dağınık düşünceler...üstüne bir de  gecenin verdiği parlak fikirler = sabaha işe yaramayacak bir yığın çöp:p

durduk yerde 3. başlığımı açtım. yazıp da yayınlamadan sildiklerimi saymıyorum bile. hal bu bugün böyle. yine tuhaf bir gece. gerçi bu gece güneş tutulması varmış. bünye üstünde illaki etkisi olmuştur. An itibariyle uyuşma, baş dönmesi, göz kapaklarımın ağırlaşmasını hatta çift görmeyi sayabilirim:) 2:47de gerçekleşecekmiş halkalı güneş tutulması:)))))) göremeyeceğiz ama sonuna kadar hissetmeye devammm!!!!!!!!

sevgili blogum ilk ayın kutlu olsun... yaşını da görücez inşşşş!!!!!!!!!!!!!

DİKKAT ENERJİ VERİR!




GECENİN BU SAATİNDE KİMİN NE KADAR ENERJİ  İHTİYACI OLDUĞUNA GÖRE DEĞİŞİR TABİİ.

EĞER MİMARLIK OKUYORSANIZ VE TESLİMLERDE İNSANLIK DIŞI PERFORMANSA İHTİYACINIZ VARSA BU ŞARKI HEM GAZ VERİR, HEM GÜLÜMSETİR, HEM DE BALONLU SAKIZ GİBİ BİR TAT BIRAKIR :)))))))

BENİM DİNLEME REKORUM PEŞPEŞE 27 TEKRAR ;) OK BAZEN PSİKOPATLAŞIYORUM  AMA BU BİR ŞEY DEĞİL İNANIN:P

HADİ DİNLEYİN ;)))))

19 Mayıs 2012 Cumartesi

GOSSIP GIRL FENOMENİ

Diziyi ilk fragmanı çıktığından beri izliyorum. Cnbc e de ilk gösterildiğinde Bodrum'da TATİLDEYDİM:) Otel odasında soluksuz izlemiştim. o gün bugündür müptelasıyım. 2. sezonu başladığında okulu bırakmış dersaneye gidiyordum:/ Batmış hayatımın en büyük keyfiydi Serena &Nate'in aşkı. Çok kısa sürdü kesintilerle bölündü falan ama 2 ot kafanın bir araya gelmesi kaçınılmaz bu saatten sonra. Serena 2 sezondur Lonely boy yüzünden sürünüyor. Toparlanmayı denese, dalavere çevirmeden her şey yoluna girecek sanki. Her düştüğünde Nate kaldırmadı mı onu zaten? Kimi zaman dostça kimi zaman sevgilisi olarak. Blair Chuck la evlenirse bir de çifte düğünden başka bişi istemem:)))))) İdol çiftim Nate &Serena <3 Lola da nedir öyle. Fazla taşralı o dizi için. Saçlarının bakımsızlığı, gözlerinin ifadesizliği, çarpık yürüyüşüyle uzaydan gelmiş gibi duruyor sadece. Vanessa'nın ruh ikizi ve zavallılığında. Sadece Nate'i oyalamak için konulmuş çok belli:))))

Diziyi batıran senaristler artık silkinsin de Serena'yı ayağa kaldırıp rötuşlayıp parlatsın. İçindeki keş, zavallı, haz düşkünü, düşmüş kız gitsin artık:) O olmadan dizi çok sıkıcı... 6. sezon için sabırsızlanıyorum. Bitmesini hiç istemesem de artık son sezonu olsun. Mutlu sonla bitsin. Para yiyici Humpreyler tarihe karışsın... Ailesinin intikamını almaya karar veren Jen geri dönsün. Georgina&jen&lonely boy 3lüsü artık kötünün dönüşünü simgelesinler. Lola deff...Ivy tekrar sahaya dönsün... Kimi oyalayacağı pek önemli değil ama Jack olabilir mesela ;))))) Bu da parlak fikir:)

Blair'i dizi başladığından beri yapmacık ve kontrol manyağı bir mürebbiye olduğunu düşünsem bile Chuck la birbirlerini tamamlıyorlar. Tanrım bana da öyle bir aşk nasip etse keşke... Beni özel kılan, aşkından küçücük hissettiğim, gücüne taptığım, daha da ötesi ondan daha fazla kimse sevilemeyecek olmalı benim için. Gözüm hiç bir şey görmese... Chuck artık üzülmese dünya cennet olsa :p Hayat onlara güzel zaten ne diyorum ben:))) Cıvıttım iyice yorgunluk başıma vurdu. Yazının bitme zamanı gelmiş:))))) TİME İS UP!

18 Mayıs 2012 Cuma

Bir İşi Sonuna Kadar Götürmeyi Başarmak...

...İŞTE BÜTÜN MESELE BU! Sanırım ben hiçbir zaman yapamayacakmışım gibi geliyor. Bu yüzden evlilik bana uzak deli gibi korkuyorum. Bu yüzden sanki her dakika çekip gidecekmiş gibi yaşıyorum hayatı çok bir şeye bağlanmadan, maymun iştahıyla. Bu yüzden okulu yarım bıraktım belki şimdikini de bitse de gitsek modunda iteliyorum. Sonunda sadece diplomam olabilsin diye!O kağıt parçası olmadan da ne iş yaparsan yap ciddiye alınmayacağım korkusuyla....Pasta yapıp para kazanma olayı o kadar tatlı geliyor ki kulağa bu aralar... en sevdiğim şey üstünden geçineğim fikri. Bazen diyorum bir dükkanım olsun. İçinde atölyesi de olsun. İnsanlar ya önceden günlük yapılan işleri yesinler... Ya da gelip kendi yiyecekleri şeyi kendileri hazırlayıp, yapıp, pişirip götürsünler:)) Evde üşeneceklerine:)))))) Bi nevi yemek programlarının sanaldan gerçeğe dönüşmüş hali:)

Diğer yandan mesleğimi çok seviyorum ayrı. Mimar olmak, mimar gibi bakabilmek hayata, analiz edebilmek, hem sanatçı hem saygın meslek gözüyle bakılması gurur okşayıcı. Şantiye ortamı keyifli, insanları organize etmek, planlamak, insanlarla iç içe olmak güzel. Home-ofis çalışma özgürlüğü paha biçilemez!

Yadsınamaz tek gerçekse kafası karışık bir öğrenci olmam. Hem gelecek kaygısı hem ne olacağım sıkıntısı, hem öğrencilik çok uzadı bunaltıları, hiç bitmeyen iç sıkıntıları, uykusuzluktan çöken kahve bağımlısı bünye...Hepsi yıpranmışlığıma işaret bir yerde:s Yaşım geçiyor bir yandan hayat için geç kaldığımı düşünüyorum. Sonra diyorum  sorumlulukların olmadan yaşamak kolay sonra ne yapacaksın... Türlü çeşit soruları her gün kendime sorup cevaplamaktan sıkılıp hepsini unutmakla geçiyor her günüm... Bakalım ne zaman huzura ereceğim:)))))

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Erasmus Halleri 1

Almanya'dan başvuru formlarımı mail attılar pek sevinçliyim:))) Biraz geç kaldılar sanki ama bizim okulun ilgisiz hallerine alışık olduğumuz için şaşırmıyorum bile. Adamların bizim başvurumuzdan dün haberleri olmuştur herhalde :p Eğitim dili Almanca imişş :s Napalım artık Ich liebe dich le bağlarım hocaları :p şimdilik böylee gelişmelerden herkesi haberdar ederimm:)

edit: Bugün bir iddia atıldı ortaya: gittiğimde enaz 6 ay kalacağım için sevgili arkadaşlarım hocalarla dil konusunda sıkıntı çekmeyeceğimi ve bu konuda bana çok güvendiklerini belirttiler. Şöyle ki ; gayet sevimli ve dışa dönük bir insan olduğumdan hocalarla İngilizce veya Almanca anlaşamazsam TÜRKÇE öğretebileceğime dair inançları sonsuzmuş:)) sen burada 2 ayda a1 Almanca sertifikası alıyorsan orada 6ayda b1 seviyesinde Türkçe'yi söktürürsün diyorlar:)))) CHALLANGE ACCEPTED!  hiç kaçar mııı  ;))))) Göreceğizzz :)))))

15 Mayıs 2012 Salı

Mısır'da Amcam Olsa....

...sömürürdümm :)))) Eski Yeşilçam filmlerinde olur ya hep Mısır'daki amcanızdan size şu kadar miras kalmış diye... Keşke öyle bir amcam olsaydı. Hadi amcayı geçtim hala, dayı, teyze, amcaoğlu, halakızı ayırt etmezdim bağrıma basardım:p Hazır doğum günüme 1aydan birazcık fazla kalmışken ortaya çıksa şöyle biri hediyelere boğsa.p

Şakası bir yana da, kalabalık bir ailem var aslında ama hepsi birbirinden o kadar kopuk ki bayramlarda anca kısmi olarak bir araya geliniyor. Çok yapmacık yau:)))))) Yarın düğünüm olsa çağırmayı düşünmediğim çok insan var düşününce "aile adı altında".

İşin fenası ben tek çocuğum. Babam da vefat etti. Ben bile tanımıyorum o derece. "-miş" demek daha doğru herhalde. Yarın bir gün çocuğum olsa teyze, dayı, büyükbaba kafadan yok. Kocamın da kardeşi olmazsa vay haline... Şimdiden daha doğmamış çocuğuma üzülerek bu haberi vereyim bari:p Aslında çok da bir şey kaçırıyor sayılmaz. Hani kendimden örnek versem 4tane halam var güya hiç biriyle görüşmüyorum. Samimiyetsiz geleni ne ararım ne sorarım. Neymişş hayat gailesiymiş... AMAN DA AMAN...... Cidden aile dediğin birbirine bağlı, iyisinde kötüsünde kenetlenmeyecekse kalabalık olmasının hiç bir manası yok. Büyükleri ayrı da çocukları farklı mı oluyor sanki... Birlik görmemiş bir yığın kuzen topluluğu. Sokakta görsem tanımam:p Benden yana akraba yoksunu olacak çocukcağız. Uzak akrabalar hatta dıdının dıdısı olanlarla daha çok görüşüyorum :) Samimiyet şartt.

Öte taraftan "Üvey baba"nın ailesi der geçersin. Ne fayda gelir üveyden derler ama bazen kendi ailenden daha yakın gelirler. Hiç yokken birden 6tane amcam oldu. hepsini de çok sevdim öz olsalar bu kadar olurdu. içlerinde en sevdiğim "HALAM" vardı ki Allah rahmet eylesin öldüğünü duyunca çok ağladım çok. İçten, samimi, duygusal, tatlı dilli, iyi kalpli, mükemmel insan. Hiç unutulmayacak bir yere sahip bende. Diğer 4ünün ulaşabileğinin çoook ötesinde. Huzur içinde uyusun "Mürşide Halam". Bu yazı da ona ithaf olsun....

11 Mayıs 2012 Cuma

GÜNÜN TESPİTİ: NTİNİKKD 'YE DESTEK VERİN!

Çok sayıda yüzsüz, çıkarcı insan aramızda dolaşıyor fark ettiniz mi? Bazıları güzelliklerini kullanıp, bazıları alenen, bazıları arkadaş ayağına yatıp, bazıları da insanların duygularıyla oynamak pahasına flörtleşip istediklerine ulaşınca arkalarına bakmadan kayboluveriyorlar. Bazıları zaman kaybı, bazıları can sıkıcı, bazıları lanet edilesi zararlar verebiliyor. Çoğu küçücük beyinleriyle kendilerini aynada "dev" sanırken aslında hiçbir şey değiller. Onlar aslında "hiç kimse"ler. Bana kalsa fark edildikleri anda afişe edilmeliler.

Neden kızgınım bu insanlara? Aslında onların ataları insanlığın varoluşundan beri varlar. İçlerinde belki çok zekiler, saman altından su yürütüp bir baktığında hiçbir şeyinin kalmamasına sebep olanlar, aldatanlar, gurur kıranlar, belki patronun, belki altında çalışan ama seni alaşağı etmeye yemin etmiş biri olabilir. Hepsinin amacı aynı: İNSANI APTAL YERİNE KOYMAK! İşte bu yüzden kızgınım. Neden her şey açıkça konuşulup halledilmez de illa oyun oynayarak, arkadan iş çevirilerek, zafer yaşamanın hazzına varılarak halledilir. İlla biri mağdur olmak zorunda mıdır? İyi niyetler hep sömürülmeli midir?

Ne çok soru sordum. bir çoğu da cevapsız kalmaya devam edecek. İnsanların içinde var; kendilerini göstermek, başkalarını alt etmek. Güç, para, aşk hırsı... Kimse elindekiyle yetinmeyi bilmiyor günümüzde. Hep daha daha daha fazlası. Tanrım sonumuzu hayretsin.



İmza:  NESLİ TÜKENMEKTE OLAN İYİ NİYETLİ İNSANLARI KORUMA VE KOLLAMA DERNEĞİ



8 Mayıs 2012 Salı

FOTOĞRAFSIZ TARİF 4 - Benim Klasiğim: Tavuk Sote & Bulgur Pilavı

Bizim eve ne zaman habersiz misafir gelecek olsa annemden talimat gelir: "Selin hadi akşama bir tavuk sote bulgur pilavı yap. Bir de tatlı için malzemeleri yaz. Ben böreği yaparım. " Bir gün size annemin yufka böreğinin tarifinide yazarım :)))) Ben hiç soğan sevmediğim için koymuyorum. Bu haliyle bile çok lezzetli oluyor. Hele ev yapımı biber salçanız varsa  bir de acıysa tadından yenmez. O zaman tuz bile koymaya gerek yok:) Gelelim tavuk soteyee :))))))


TAVUK SOTE 6 kişilik
 
Malzemeler:


1kg kuşbaşı doğranmış tavuk kalça
350 gr mantar
5 tane kırmızı biber
5 tane sivri biber
2 yemek kaşığı biber salçası
1 büyük domates rendesi
4 diş sarımsak
1 çorba kaşığı zeytinyağı (göğüs eti kullanırsanız 2 kaşık koyun.)
kimyon
kekik
karabiber
pul biber
tuz

Yapılışı:


Genişçe bir tencereye yağı koyun. Orta ateşte sarımsakları küçük küçük doğradıktan sonra yağda kokusunu verene kadar çevirin. Tavukları tencereye ekleyin. Kırmızılığı gidip  beyazlaşana kadar tahta kaşıkla çevirin. Önce suyunu tamamen verecek sonra çekecek. Suyu çekince önce biber salçasını sonra domates rendesini ekleyin. Bolca kekik serpin( Ben 5 tatlı kaşığından az koymuyorum). İyice karıştırdıktan sonra mantarları ekleyin. Mantarlar suyunu verince jülyen doğranmış biberleri ekleyin. Suyu azalmışsa 1 çay bardağı kadar kaynar su ilave edin. Tuzu ve diğer baharatları ekleyin. Biraz karıştırın. Ocağı kısık ateşe alın ve kapağını kapatın. 15 dk. sonra açtığınızda biberler yumuşadıysa altını kapatın. Hala diriyse 5dk daha pişirin ve kapatın.

BULGUR PİLAVI

Malzemeler:


1su bardağı bulgur
2 orta boy kuru soğan
2 diş sarımsak
1 yemek kaşığı biber salçası
1 orta boy domates kabukları soyulmuş küp küp doğranmış( çekirdeği çıkarılmış)
3 tane sivri biber
1.5 yemek kaşığı tereyağı
2 su bardağı su
Tuz
Karabiber
Acı pulbiber( Daha acı sevenler için kurutulmuş süs biberini ince ince doğrayıp atın)

Yapılışı:


Tereyağını pilav tenceresinde eritin. Kızınca soğanları ve sarımsağı atın.pembeleşene kadar çevirin.Yıkanmış süzülmüş bulguru ekleyin. Soğanlarla birlikte kavurun. Salçayı ve domatesini ekleyin. Üzerini çok az geçecek kadar su ekleyin. Tuzunu ve diğer baharatları atın. Ağzını kapatın. Altını kısın. 15 dk. sonra tahta kaşıkla dibine bakın. Sulu ise kapağını açıp harlı ateşte çektirin. Sulu değilse altını kapatın. Kaşıkla alt üst edip kapağını kapatıp demlenmeye bırakın.

Acısı yerindeyse yanında pancar turşusu ve cacıkla  iyi gider;))))))

Afiyet olsunn!!


6 Mayıs 2012 Pazar

Yapı Fuarı 2012 İzlenimlerim

Her yıl mayıs ayının en önemli etkinliği bu bence. Yıllar önce çok angarya gelirdi gitmek: yol uzak, gezilecek çok yer var, mutlaka her standtan broşürdü, varsa numuneydi almak, torbalara istiflemek ve sadece tek bir hall dan elinde 2 torbadan az çıkmayı başaramamak :/ Yıllar geçti saydıklarım hiç değişmedi hala enaz 10 kg broşür yığını yüklenmeden çıkamıyorum ama bakışım cidden değişti.Fuar nasıl gezilmeli onu öğrendim mesela. Kısa önerilerde bulunayım kendimce:

1- Girerken mutlaka yerleşim planları alınıp öncelikler belirlenecek.
2- Yanınızda mutlaka çekçekli çanta götürülecek. Bu en önemli kural.
3- Bol fotoğraf çekin.
4- Firma yetkilisini boş anında hem de anlatmaya hevesli yakaladıysanız kaçırmayın. her firmanın uzmanlıkları farklı olduğundan okulda öğrendiğinizden çok daha değerli verilere sahip olursunuz. ukalalık yapma fırsatı hiç tepilmez :)))))
5- İlk gün gitmek her zaman daha eğlencelidir. En ağır buğur misafirler ilk gün gelir. Girişte izdiham yaşanır. En iyi şovlar o gün için yapılır. İzzet ikram boldur. Fuar mankenlerinin kalitesi bile yüksektir :)Eğer öğrenciyseniz çok kalabalık olacağından hiç umursanmayabilirsiniz.
6- Asla tüm fuarı gezmeye 1 gün yetmez.
7- Kitapevi kısmını boş geçmeyin. Çok ciddi indirimler olabiliyor. Eğer arabanız yoksa benim yaptığım gibi en ağırından seçmemeye özen gösterin bel sağlığınız açısından:)
8- Rahat ayakkabı giyin. YANINIZDA AĞIRLIK YAPACAK EŞYA GÖTÜRMEYİN.
9- Mimar tanıdıklarınız varsa yanınızda kartvizit bulundurun. Bazı firmalar kartvizit gördüklerinde sınır tanımıyorlar:)))))
10- Beyaz ayakkabı giymeyin:))))) Tamamen kişisel bir öneri. Geçen yılki fuarda bir firmanın verdiği battal boy kırmızı bez torba yerlerde süründükçe ayakkabımın her yerini boyamıştı. NEFRET ETMİŞTİM!
11- Okul gezisindense bireysel gitmeyi tercih edin daha çok yararlanırsınız. Zaman kısıtlaması ya da insanlara uyma gibi dertleriniz olmadığından rahat olursunuz.

Bu yıl 7- 8- 9 nolu hall lara bayıldım. Kendimi kaybettim. Ürün çeşitliliği açısından fazlasıyla tatmin oldum. Gitgide daha kullanışlı ürünleri görmek çok daha hoş. Ama bazı ürünlerin fiyatlarını görünce dudak uçuklamıyor değil:)))))) Okuyanlar arasında ilk kez gidecek olan çıkarsa önerilerime kulak vermesi yararına olacaktır:)))))) İlginiz varsa mutlaka gidin.YA DA TADİLATA GİRİŞMEDEN ÖNCE ;) Bu kadar çok ürün yelpazesini başka yerde  birarada göremezsiniz:))))


2 Mayıs 2012 Çarşamba

Yazlık Planlar

Yarınki teslimden önce kafayı dağıtmazsam çatlayacağım az kaldı. Çizimi bitmez, maketi delirtir off ki offf :((( Dün ara verdiğimde blogumun tasarımları için uğraşayım dedim 3 saatim uçmuş bile :/ Yine de pişman değilim cidden eğlendim. Her şey üst üste yığılmaya o denli meraklı ki bir de Final Programını eklemişler okulumuzun sitesine. Görünce resmen yıkıldım. Miss gibi havalarda harıl harıl silikon tabancası elimde fabrikasyona bağlayacağım günler gözümde bir bir canlanıyor. Peşinden de staj başlayacak ve non stop 3 ay geçirdikten sonra valiz hazırlama telaşları, vize işlemleri, almanca kursum bitti bitiyor derkenn uçağıma binip Almanya'ya uçacağım ve 6 aylık maratonum başlayacak:)))) Çok yoğun ve tatilsiz bir yaz beni bekler. Heyecanlıyım haliyle:)) Keşke gözümü açsam kapasam ve En Sevdiğim Ay: EYLÜLgelse:)) Bu yaz kendime bir ödül de vermediğim değil hani, sabırsızlıkla beklediğim ZAZ konseri:))))) Hem de doğum günüme denk gelmesi muhteşem oldu. Geçen yıl 3buçuk saatte tüm biletler tükendiği için gidememiştim. Şanslıymışım ertesi sene gelmez herhalde demeye kalmadı haberi geldi :)))))) Benim yaz planlarım bunlar şimdilik:))))) Herkese güzel bir yaz dilerim:)))))))))