31 Ekim 2013 Perşembe

Happy Halloween Gençler!!!

Şu fotoğrafı görünce Cadılar Bayramı'nın ürkütücü değil lezzetli tarafını daha çok sevdiğimi anladım:)))

Hani ülkemizde yaygın olarak kutlanmasa bile illaki gözümüze çarpmıştır fotoğraflardan... koccaman oyulmuş balkabakları, bol balkabaklı türlü çeşit paylar, turtalar, donutlar, içecekler, cheesecakeler vs.
Beni ilgilendiren kısım işte tam da burası:))))))


















Hava tam da bloody mary içmelik mesela;) Serin havada bol karabiberli, domateslii mmmmmmm! Adı itibariyle Cadılar Bayramı'nda başka bişi içilmemeli diye düşünüyorum:)))) Belki cin tonik olabilir en fazla ;)görsel alıntıdır.

Son olarak bugüne özel bir kozmetik ürünü alınacaksa eğer, Tarte True Blood Koleksiyonu çok uygundur:))
Liptint kaçmazdıııı!!!!!!!!!

Falans filans. Yazmasam olmazdı!!!

Cadılar Bayramınız Kutlu Olsunnn!!!!!!!!



30 Ekim 2013 Çarşamba

Fotoğrafsız Tarifler Serisi#18 Beşamel Soslu Karnıbahar Graten

Merhabaaaaaaaaa:)))))) Malum ekim ayının son günündeyiz. Havaların da soğumasıyla artık kışın geldiğini kabullenme vakti. Domatesin, salatalığın içi çoktan geçti, tatsız yenmez haldeler. Kış sebzelerine merhaba deyip aslında çok seveni olmayan karnıbaharın en güzel halini tarif edeceğim size. Bizim evde oldukça sevilen bu pratik tarifi haftada 1 kez mutlaka yaparız. İsterseniz bir iki değişiklikle kabakla da yapabilirsiniz. Bakalım beğenecek misiniz:)))

Malzemeler:
1 orta boy haşlanmış karnıbahar

Beşamel Sos için;
3y.k tereyağı
2 y.k un
1/2 lt süt
1 yumurta
Tuz
Karabiber

Üzeri için;
1 su bardağı kaşar peyniri rendesi
Pul biber

Yapılışı:
Karnıbaharları  yıkayıp, küçük parçalar halinde tencerede 10dk kadar çok az suyla ve 1 çay kaşığı tuzla haşlayın. (Sap kısımlarının yumuşaması önemli.) Suyunu süzdürüp borcama yerleştirin. Üzerine karabiber serpin. (Süzdüğünüz suyu dökmeyin. Makarnaya sos yaparken ya da çorbalara ekleyin.)

Diğer yandan sos tavasında tereyağı ve unu kokusu gidene kadar kavurun. Üzerine soğuk sütü azar azar ekleyin. Tuzunu ekleyin. Sürekli karıştırarak muhallebi kıvamına getirin. Kaynamaya başlayınca altını kısın, 2dk daha pişirin ve altını kapatın. Ocaktan alır almaz yumurtayı içine kırın ve yumurtanın pişmesine fırsat vermeden hızlı bir şekilde karıştırın. Eğer pütürlü olduysa mikserden geçirin. 

Borcama koyduğunuz karnıbaharların üzerini kaplayacak şekilde dökün. Üzerine kaşar peyniri serpin. Renk vermesi için pul biberi gezdirin. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Ilık servis edin. 

Afiyet olsun;)))))

29 Ekim 2013 Salı

Kozmetik 31# Mac Retro Matte: All Fired Up Ruj

Yine bir ruj yazısıyla karşınızdayım. Hayatımda sürdüğüm en canlı renk ruj bu. Kabında koyu, bence içten içe fosforlu, pembe gibi görünüyor. Aslında dudağa sürdüğünüzde canlı açık bir kırmızı.


Işıkta pembe yansımalar yapıyor. İlginç bir rengi var.  Ben kendimde deneyene kadar "yanına aslaa yaklaşmam!" dediğim bir tondu. Arkadaşım ve Mac mağazasındaki çalışan öyle çok ısrar ettiler ki denemem için dayanamayıp sürdüm ve görüntüye bayıldım. Bence pembelik sadece ışıktaki yansımasında. Ama genel bir kırmızılık hakim. Dikkat çekmemeniz imkansız. Kendinize aşık olabilirsiniz bu rujla;)



Ne kadar aşık olduğumu ifade edebildiysem biraz da yapısından bahsedeyim. Retro Matte serisinden. Söylenildiği gibi dudağı kurutması aşırı değil. Benimkini hiç kurutmadı hatta balmsız sürdüğümde bile rahat rahat kullandım. Tazelediğimde de kat kat durmadı. Dudağınız kendinden kuruysa ona bir şey diyemem. Çatlak çatlak görünecektir. Altına balm sürüp, üzerine sürerseniz görüntü çok daha pürüzsüz olacaktır. Peeling şart. Kusursuz duruş için bence dudak kalemiyle desteklenmesi gereken bir ruj. Mat olduğundan çok düzgün süremeyebilirsiniz. Oldukça kalıcı diyebilirim. Dişe bulaşma vs. yapmıyor. İçinde mavilik barındırdığından dişleri olduğundan beyaz gösteriyor ki almamdaki en büyük etken bu oldu.

Günlüktür ya da gece kullanılır gibi bir yorum yapamacağım bu rujla ilgili çünkü bana çok iddialı da gelse hafif bir salaşlığı da var. İçindeki pembeye güvenip gündüz de olabildiğince sade makyaj ve kıyafetle kombinleyebilirsiniz;) Özellikle dikkat etmeniz gereken nokta, pürüzsüz ten makyajı. Solgun olduğunuzda anında canlandırır:)) Ben alalı 2 gün olmasına rağmen en favorim olarak ilan ediyorum.

 İnstagram'da 2 pozu bulunmakta;)

Sevgilerimle...

Fotoğrafsız Tarifler Serisi#18 Ev Yapımı Kolay Trüf

Merhabalarr... Öncelikle Cumhuriyet'imizin 90. yılı hepimize kutlu olsunnn!!!!!!

Bu sabah kahvaltıya misafirlerimiz vardı. Dünden beri birçok hazırlık yaptık. İnstagram'dan takip edenler görmüşlerdir:) Bugün de trüf resmini koyar koymaz istek geldi. Tarifini vereyim istedim. Buyrun bakalım nasılmışş:)

Malzemeler:
250 gr. kakaolu kek (hazır da olur, evde yaptığınız kek de kullanılabilir)
1 avuç fındık kırığı
1 paket krema
2 paket kare bitter çikolata (ben sütlü çikolata kullandım)

Süslemek için:
File badem
Hindistan cevizi
Fındık kırığı
Çeşitli şekerleme süsleri
Çekilmiş antep fıstığı

Yapılışı:
Keki büyükçe bir cam kasede ufalayın. Kremayı kısık ateşte karıştırarak ısıtın. Çikolataları küçük parçalara bölüp kremanın içine atın ve karıştırarak eritin. Kekin üzerine çikolata karışımını dökün ve fındıkları da ekleyin. İyice yoğurup hamur haline getirin. Buzdolabında en az 2 saat bekletin.

Çıkardıktan sonra elinizle ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayın. İstediğiniz şekilde süsleyin. Tabağa koyun. Üzerine kürdan takıp servis edin.

Teşekkürleri de zevkle kabul edin;)))

Not: Ben evde kahvenin yanına ikram ettiğim için büyük lokmalıklar halinde hazırladım. Siz daha minik de yapabilirsiniz;)

Afiyet olsunnn;)))))

28 Ekim 2013 Pazartesi

Fotoğrafsız Tarifler Serisi#17: Elmalı Crumble

İyi gecelerrr:))))) Bugün size Elmalı Crumble tarifi vereceğim. Ne demekmiş CRUMBLE? Bir çeşit elmalı pay. Evde elma fazlası var. Granny Smith cinsini ben hart hurt yiyemiyorum malesef. Fazla ekşi bana göre. Bir şekilde değerlendirmek gerekiyordu ve düşünüp taşınıp bu tarifte karar kıldım. Pazar kahvaltısında misafirimiz de olunca bahanem hazır oldu:)

Semiciim 'de görmüştüm ilk kez İnstagram'da. Sağolsun beni kırmadı tarifini yazıverdi. Ben de kendimce yaptığım birkaç değişiklikle sizinle paylaşmak istedim. Tabii ki izinli;). Hem pratik, hem hafif, hem çok lezzetli. Bakalım siz beğenecek misiniz?????

Not: Mevsimine göre farklı meyvelerle de süper olur. Vişne, çilek ve erikliyi de deneyeceğim gelecek yaz;)


Malzemeler:
Hamuru için:
100gr. küp küp doğranmış, oda sıcaklığında bekletilmiş tereyağ
Yarım bardak esmer şeker (miktarı ayarlanabilir)
Bir çimdik tuz
100gr. un (ben 1 su bardağı+2 y.k un koydum)

İçi için:
6 tane orta boy sert sulu elma
2 y.k tarçın
3 y.k toz şeker( elmanız tatlıysa şeker eklemeyebilirsiniz)
1 su bardağı ceviz kırığı
1 avuç kuru üzüm
1 y.k kuş üzümü
3-4 damla vanilya konsantresi
1 limonun suyu
yarım limon rendesi

Yapılışı:
Tereyağ,şekerle iyice ufalanana kadar ovun. Daha sonra un ve tuz ekleyip ele yapışan yumuşak bir hamur haline gelene kadar yoğurun. Bu işlemi mutfak robotunda da yapabilirsiniz. Hamuru 20 dk. buzdolabında soğumaya bırakın.

Elmaları irice küp küp doğrayın. Yapışmaz tencereye alın. Üzerine şekeri ve limon suyunu ekleyip kısık ateşte suyunu salana kadar bekleyin. Altını açıp tarçın, kuru üzümlerive rende kabukları atıp suyu çekene kadar karıştırın. Yumuşayınca altını kapatın. Cevizleri ekleyin. Soğumaya bırakın.

Borcamın içine elmaları boşluk kalmayacak şekilde yayın. Buzdolabından çıkardığınız hamuru elinizle ufalayarak elmaların üzerine serpiştirin. ÜZERİNE BASTIRMAYIN.

Önceden 190derecede ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Ilık servis edin.
İsteğe bağlı olarak üzerine pudra şekeri serpebilirsiniz.

Afiyet olsunnn!!!!!!

25 Ekim 2013 Cuma

Fotoğrafsız Tarifler Serisi#16 Tereyağlı Pilav

 Geçen gün istek geldi pilav tarifi yazmam için. Aklıma gelmişken yazayım da unutulmasın. Benimki klasik tarif. Anneannem usulü yapıyorum. Her seferinde tane tane oluyor. Ben de birkaç püf noktası yazayım bari tariften önce:

- Tane tane pilav dediğin baldo pirincinden yapılır. Kırık pirinçten pilav olmaz. Ancak dolmaya konur. O da su emip çatlamasın diye.
- Tavuk suyuna pilav yapacaksanız tereyağı koymayın. Soğuyunca yağ donuyor falan hiç sevmiyorum:/
- Pirinci mutlaka şeffaf renk olana kadar kavurun. Yıkadıktan sonra emdiği sudan arınır. Pilavınız tane tane olur.
- Ben pirinci suda bekletmiyorum. İyice yıkıyorum. Suyunu süzmesi için süzgeçte 10dk. bekletiyorum.
- Yayvan tencerede pişirirseniz daha iyi sonuç alırsınız.

Malzemeler:
1 su bardağı baldo pirinç
1,5 su bardağı kaynar su
1 tatlı kaşığı tuz
3 çorba kaşığı kahvaltılık tereyağı

Yapılışı:
Tereyağını tencerede eritin. Suyu kaynatın. Yıkanmış, süzülmüş pirinci tencereye alın. Orta ateşte rengi şeffaf olana kadar kavurun. Suyunu gezdirerek ekleyin. Tuzunu koyduktan sonra kapağı sıkıca kapatın altını kısın. 20 dk. sonra pilav göz göz olunca kaşıkla dibine bakın. Hala dibinde su varsa çekmesini bekleyin. Suyu çekince tadına bakın. Sertse çok az sıcak su ekleyin. Pişmişse üzerine havlu kağıt gerip kapağı sıkıca kapatın. 15 dk. demlenmeye bırakın. Demlenince havluyu kaldırıp tahta kaşıkla alt üst edin. Servise hazır.

Yanına karnıyarıkla ne güzel gider;)) Mevsimi bitmeden onu da yazarım bi gün;) Afiyet olsunn;))))))

Fotoğrafsız Tarifer Serisi#15 ŞEKERPARE

Bayramda kuzenlerimi ziyarete gittiğimde adet olduğu üzere tatlı yapmam gerekiyordu. Düşündüm taşındım şekerpare yapmaya karar verdim. Baklavagiller hariç şerbetli tatlı sevmem aslında ama şekerparenin ağızda dağılması falan beni mest eder. Çok sık da yapılmaz bizim evde. Anca ağır buğur misafir olacak da menüye özenilecek, yapılacak. Bayram gayet yerinde bir bahane oldu ve ben hasta hasta kalktım mutfağa girdim:( Bu girizgahtan sonra artık mevzuya dönebiliriz:)

Malzemeler:
1 paket oda sıcaklığında bekletilmiş margarin(250 gr tereyağı da olur)
1,5 çay bardağı sıvı yağ(yarım bardak yağı ayırın)
1 su bardağından 2 parmak az pudra şekeri
2 yumurta(1 ini hamura karıştırın , diğerinin sarısını üzerine sürmek için ayırın)
4 yemek kaşığı irmik
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 çimdik tuz
6 su bardağı un(büyük bardak değil yalnız klasik su bardağı ölçüsü)
1 yemek kaşığı limon kabuğu rendesi

Şerbeti için:
1litre su
3 su bardağı toz şeker
1 yemek kaşığı limon suyu

Yapılışı:
İlk olarak şerbeti kaynatıp, soğuması için kenara alın.

Margarini sıvı yağ ile iyice ezip pudra şekeriyle pürüzsüz hale gelene kadar yoğurun. İrmik, tuz ve yumurtayı katıp yoğurmaya devam edin. Kalan malzemeyi ekleyip, azar azar unla yoğurmaya başlayın. Tok, ele yapışmayan bir hamur elde edeceksiniz. Hamurun tamamen homojen olması önemli. Parçalanmaması gerek. Yengem mantı hamuru kıvamında olacak dedi:)

Ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp elinizde top yapın. İyi yağlanmış tepsiye oval şekilde dizin. Birbirine çok yapıştırmayın. Üzerine çatalın tersiyle çizik atın. Kenara ayırdığınız yumurta sarısı ve yarım bardak yağı çırpın. Şekerparelerin üzerine sürün. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 25- 30 dk pişirin. Çıkarır çıkarmaz soğuk şerbeti üzerine dökün.

Not: Eğer yuvarlak şekil verip üzerine fındık koyacaksanız, hamuruna limon kabuğu rendesi koymayabilirsiniz. Ben kokusunu ve aromasını sevdiğim için ekliyorum her 2 türlü de.


Afiyet olsunnnn!!!!!

24 Ekim 2013 Perşembe

FOTOĞRAFSIZ TARİFLER SERİSİ#14 TUZLU LOKUM

Selamlarr sevgilerrr:))) Bayram bitti ve sonunda şehre döndük. Kendi adıma mutluyum evimi çook özlemişim. Günlerdir yatağımın rahatlığını arıyordum resmen.

Neler yaptım bayram süresince? İnstagram'dan takip edenler görmüşlerdir genel hatlarıyla:) Büyüklerimizin gönlünü aldık, ziyaretlerimizi yaptık, bayram tatlıları pişirdik, etlerimizi kavurduk, lüplüp yuttuk, Karadeniz'e gitmişken pide yemeden de dönemezdim:) 8saatte kazasız belasız İstanbul il sınırına geldik ama ilerlemek ne mümkün. E5, TEM, Sahil yolu, Bağdat Caddesi kilit:/ Aralardan derelerden kaça kaça 2.5 saatte ancak evimize vardık.

 Blogu çok boşladım bu ara farkındayım. Bunun için tekrar tekrar özür dilerim:( Mr.E'nin isteğiyle "daha işe yarayan şeyler" paylaşmayı düşünüyorum önümüzdeki birkaç gün:) Çay saati tarifini uygun gördüm ilk olarak. Ne demek tuzlu lokum? Aslında bir çeşit tuzlu çörek. Poğaça kadar yumuşak değil, kurabiye kadar da sert değil. Tarifini vereceğimse Erzurum'da çokça yapılan bir tarif. Şekerlisi de oluyor ama bin çeşit kurabiye varken tuzlusu daha güzel bence:))))

Malzemeler:
Yarım paket margarin
1,5 çay bardağı sıvı yağ
4 yemek kaşığı yoğurt
2 yumurta
1 paket kabartma tozu,
1 çay kaşığı tuz
Aldığı kadar un.

Üzerine: Çörekotu/ Susam

Yapılışı:
Oda sıcaklığındaki tereyağı sıvı yağla iyice ezilir. Üzerine un ekleyerek ufalanan hamur haline getirdikten sonra 1 yumurtanın tamamı, diğerinin sadece akı hamura eklenir. Sarısı üzerine sürmek için ayrılır. Kalan malzemeler de eklendikten sonra iyice yoğurarak sertçe, ele yapışmayan bir hamur elde edilir. Rulo haline getirilerek verevlemesine kesilir. Paralelkenar şeklindeki hamurları iyice yağlanmış tepsiye dizip, üzerlerine az miktarda sıvı yağ ile inceltilmiş yumurta sarısı sürülür. Üzerine çörekotu ya da susam serpilerek önceden ısıtılmış 180 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirilir. (Soğuyunca sertleşecektir.) Soğuduktan sonra hava almayan bir kapta 1 hafta kadar bayatlamadan saklayabilirsiniz.

Ben dumanı üzerindeyken yemeyi çok seviyorum. Tereyağının verdiği o yumuşaklık, ağızda dağılma hissi başka bişi;)

Afiyet olsunnn!!!!

18 Ekim 2013 Cuma

Ojeli Post#6 Oje Yardımcıları

Dayanıklı, pürüzsüz ve pırıl pırıl görünen ojelerin sırrını vereceğim bugün. Özellikle koyu renkli ojeleri tırnaktan çıkardıktan sonra, tırnağı feci şekilde boyar ve ne yaparsanız yapın birkaç gün çıkmaz. Görüntüyü gizlemenin tek yolu daha koyu bir ojeyle kamufle etmek ya da oje tazelemektir. Bu şekilde tırnaklar hava almaz ve sağlıksız görünüm alır. Sararma ve kırılmalar görülür.

Ya da ofistesiniz ve tırnağınızda kırmızı ojeniz var. Kağıtların üzerinde esrarengiz kırmızı ince çizikler var. Farkedince sinir oldunuz. Sebebi ne sizce?

Kesinlikle üzerine koruyucu cila sürülmemiş ojeniz:)))

Bu gibi durumları engellemek için öncelikle tırnağa tek kat baz oje sürmelisiniz. Ya tırnak güçlendirici/sertleştirici, ya tırnak boşluklarını doldurucu yapıda, ya da sararmayı önleyen ürünlerden herhangi biri olabilir. Kuruduktan sonra ojenizin yapısına göre tek ya da 2 kat uygulayın ve kurumasını bekleyin. Yarı yarıya kuruduktan sonra oje kurutucu, parlatıcı ya da matlaştırıcı son kat cilanızı sürün ve pırıl pırıl bakımlı VE dayanıklı tırnaklara kavuşun.

Benim size önereceğim ürünlere bakalım:

1-Yves Rocher Tırnak Bazı
Bu şişenin ömrü 6 ay. Her ne kadar 18 ay yazsa da bir süre sonra macunlaşıyor. Ben genelde dibini gördüğüm zaman karşılaştım bu durumla. O yüzden sıkıntı yaratmadı benim açımdan:)  Ben 2. şişemi bitirmek üzereyim. Çok memnun kaldığım bir ürün. Sürer sürmez tırnaktaki çizgileri nötrlüyor ve size oje öncesi pürüzsüz bir zemin hazırlıyor. Hafif kırık beyaz bir rengi var. Kuruma süresi orta.

Bunu sürdükten sonra renkli ojelerimi gönül rahatlığıyla sürebiliyorum. Çıkartırken problem yaratmıyor. Tırnağı boyamıyor.
Fiyatı 14.90
10ml.



2- P2 Ridgefiller
Sık kullandığım ürünlerden biri daha. Yves rocher'le aynı görevi yapıyor. Bence bir tık daha iyi. Artı olarak kat kat oje sürdükten sonra bile baloncuk oluşturmamasına bayılıyorum. Ne yazık ki ülkemizde yok. Almanya'dan geçerken tesadüfen almıştım. Keşke stok yapsaymışım:( Eğer Almanya'da tanıdıklarınız varsa P2 ürünlerinden getirmelerini isteyebilirsiniz:D Hem çok uygun fiyatlı hem de kaliteli ürünleri var.

Rengi pembe görünse de tırnağa sürüldüğünde mat ince bir tabaka şeklinde duruyor. Kuruma süresi hızlı. Ömrü 36ay.
10ml.
2euro'dan fazla değildi fiyatı.

3- Golden Rose Quick Dry Top Coat

Bu ürünü ilk Rich color serisi çıktığında kioskunda görüp almıştım. Çok memnun kaldığım bir ürün oldu. Uygun fiyatlı, hızlı kuruyan, ojeyi pırıl pırıl parlatan, kocaman fırçası sebebiyle tam kurumamış ojenin üzerinden tek hamlede geçip, ojeyi bozmayan bir ürün.
Benim gibi dalgınlık edip mat ojenin üzerine sakın uygulamayın:))))) PARIL PARIL ojelerinize bakar bakar gülersiniz sonra :)

Bu ara hiç göremedim yalnız. Satıştan kalktı mı, yoksa talep patlaması mı var bilemedim.

3.75lira fiyatı.


4- Seche Vite
Karşınızda oje kurutucuların şahı, ojenin ömrünü uzatan, pırıl pırıl parlatan, aceleniz olduğunda en büyük yardımcınız. Bunu aldığımdan beri diğer kurutucularımı bir kenara attım. Kesinlikle öneririm.

Tamam fiyatı pahalı ama her kuruşunu hakettiğini düşünüyorum.
1 senedir severek kullanıyorum. Yalnız biraz uhulaşmaya başladı dibini görmeye yakın. Bitince yine alırım.

Kullanımı basit. Ojeyi sürdükten sonra 2 dk bekleyip ince bir kat uygulayın ve 2dk. sonra tamamen kuruduğunu göreceksiniz. Özellikle kat kat oje sürüp, nail art yaptığınızda çok işinize yarayacak.

Yalnız dikkat etmeniz gereken nokta şu: hızlı kuruduğunu iddia eden ojeler üzerinde denemeyin. Kabuk gibi çekilme yapabiliyor. Çok dikkatli sürmek gerek.

Fiyatı değişken:) İnternette 27liraya da gördüm 35 liraya da:)

5- Essie Good to go

Seche Vite'ye rakip olacak bir ürün. Tek farkı uhulaşmaması sanırım:) Son kat olarak sürülüyor.

Hızlı kuruyor ama Seche kadar jet değil diyebilirim.

Tam kurumamış ojenin üzerine sürmemenizi tavsiye ederim. Sonra yol yol çizgilenebiliyor. Hafifçe kurumasını bekleyin sonra sürün. 5dk içinde rahatça kullanabilirsiniz.


İşte size uygun fiyatlı ve yüksek fiyatlı işe yarar tırnak ürünleri:))) Hepsini denedim ve memnun kaldım. Tavsiye ederim. İçlerinde daha önce denediğiniz/ memnun kaldığınız ürün var mı? Sizin sıkça kullandığınız tırnak ürünleri neler? Paylaşırsanız sevinirim:))))

Öpüldünüzzz:)))))

15 Ekim 2013 Salı

İYİ BAYRAMLAARR!

Selamlaar... Bayram boyunca ve sonraki birkaç gün buralarda olmayacağım. Ailecek memlekete gidiyoruz. Yorumlarınızı telefondan cevaplamaya çalışacağım. Beni özleyinnn!!!!!

Herkese mutlu bayramlar dilerimm:)))))


14 Ekim 2013 Pazartesi

Kozmetik#30 Revlon Colorburst Lipstick- 090 True Red

Size ilk kırmızı rujumu tanıtacağım bugün. Alalı 2 sene oldu. İlk aldığımda alternatifi olmadığından deliler gibi kullanıyordum ama sonraları farklı kırmızıları keşfettiğimden beri unuttuğum bir ruj oldu:/

Revlon, malesef ülkemizde satışı olmayan bir marka. Eskiden varmış ama bunu hatırlayan insan sayısı bile çok az:)Çok güzel ürünleri var ama biz yalnızca uzaktan bakmakla yetiniyoruz:(

Firma yetkililerine sesleniyorum: 
REVLON, TÜRKİYE'YE GERİ GELSİNNNNNN!

Rengi tam olarak adını yansıtan "net" kırmızı. Çok canlı, enerjik ve seksi bir rengi var. Yılbaşı rujum ilan ettim kendisini. İçinde pembelik ya da turunculuk yok. Satin yapıda, dudağı kurutmayan, rahat sürümlü, kalıcılığı az olan, opak bir ruj. Dudağı homojen bir şekilde örtüyor ve çizgilere dolma yapmıyor. Sürerken yapısından dolayı dikkatli olmak lazım. Dudak kalemiyle mutlaka desteklenmeli. Beyaz tenliler için biraz korkutucu olabilir ama açık buğday tenliler için mükemmel bir renk. Gündüz kullanmayı pek uygun bulmuyorum. İddialı ve kendini gösteren bir renk. İçinde sim, sedef, ışıltı, parıltı yok. Bunlara rağmen buradayım diyen bir ruj;)

Ambalajı plastik ama çok şık bence. Siyah mat üzerine parlak baklava desen çizgileri var. Üzerindeki renkli kısım ise bire bir rengini yansıtıyor.

Rujun üzerinde markanın adının yazması şık bir detay. Benimkinde hala yazı silinmedi:p

Dudağımda duruşu şöyle:
Mevsim itibarıyle ve kırmızının önlenemez yükselişini göz önüne alarak, bu kış bol bol kullanacağım bu ruju.

Tekrar alır mıyım? Bulursam kaçırmam;)))

p.s Şu an satışta değil sanırım. Sitesine göz attığımda göremedim.

12 Ekim 2013 Cumartesi

Alışveriş Post. u # Gratis Alışverişim

Birkaç gün arayla yine bir alışveriş postu yazıyorum. Ne bereketli aymış bu ay:)))) 2 gündür hasta yatan bünyemi kahreden olay indiri kaçırıyor oluşumdu. Bugün iyi hissedince hemen koştum Gratis'e ve talan olmuş rafları hüzünlü gözlerle izledim:( Neyse ki aradıklarımın çoğuna kavuştum.

Genel bakış:
Detaylarda boğulmaca:
 

Tamamen ihtiyaca yönelik şeyler aldım diyebilirim. Bazılarını da stokladım iyi oldu.  Gelelim benim aldıklarımaa...

Ecotools Fondöten Fırçası
The Balm Powder Brush
The Balm İnstain- Houndstood Allık
The Balm Schwing Eyeliner
Essence Long Lasting göz kalemi- 01 Black Fever
Loreal Volume Million Lashes- Extra Black
Sally Hansen Oje- Navy Baby
Sally Hansen Cuticule Remover Jel
Giovanni 2chic Avokado ve Zeytinyağlı  Saç Serumu
                   _._
Wynn Ananaslı Aseton
Benri Makyaj Düzeltme Çubuğu
Nivea Pure and Natural Makyaj Temizleme Mendili
Swisspers Exfoliating Peeling Etkili Makyaj Temizleme Pamuğu
Uni Göz Makyajı Temizleyici Ped
Selpak Ultra Soft Kutulu Kağıt Mendil.
Fresh and Soft 90lı Islak Mendil.

Bu kadarcık. Az zararla kurtulamadım maalesef:p Bir de bir çok üründe gereksiz fiyat yükseltmesi yapmışlar. Çok sevimsizdi:( Dediğim gibi resmen yağmalanmış. Kozmetik adına pek bir şey kalmamıştı. Özellikle Essence'in yeni rujlarını 4 er 5 er almışlar sanırım:p Hiç yoktu:( Yarın da devam edecekmiş ama pek bir şey bulacağınızı sanmıyorum:))) İyi şanslarr...

Öpücükler...

11 Ekim 2013 Cuma

Durum Raporu: İmdaaattt Salgın Vaarrr!!!

Mirebağğ :)))) Ansızın evimize sızan grip virüsüyle boğuşuyoruz 1 haftadır. Önce annem oldu(şimdi iyileşti), sonra da ben. 3yıldır ateşli grip olmayan ben çöktüm desem yeridir. Dün aynaya bi bakış atmamla korkmam bir oldu:/ Mor göz altlarım, kıpkırmızı burun, süzülmüş yanaklar, şiş gözler...

Bir de dayak yemiş gibiydim. Sanki ölümüne dövmüşler de kemiklerim kırılmış gibi. Yürümek işkence, ayakta durmak daha büyük eziyet. Pelte gibi titreyen bacaklarımı nasıl giydirdim, nasıl hastaneye gittim vallahi hatırlamıyorum. 38 derece ateş, zımparalanmış üstüne tuz basılmış gibi ağrıyan boğaz, ne tat ne koku alabilmek zaten ne mümkün, bulanan mide, aç karın, tıkalı burun, vee assolistimiz geniz akıntısı:( Çok pis üşüttüm anlayacağınız. Yün hırkayla titriyordum dün.

Doktora girmek için 1buçuk saat beklemek zorunda kaldım. Aile hekimine gelenler içinde randevulu sapasağlam görünen check up hastaları varmış. Pehh pehhh! Vicdansızlaarr diye bağırasım geldi arkalarından
:( Mühühhh! Girdiğimde doktorum" neyin var?" dedi. "Hastayım" dedim. "Yazık sana" dedi:((( Tansiyon yerlerde, ateş tavan yapmış. Bana antibiyotik vermedi:)))) "Serum al dicem ama sana etkisi olmaz boşuna damar yolu açmasınlar." dedi. "Uyutacak bir iğne yapın" dedim. "Boğazın çok kötü, uyanınca berbat hissedersin. Tuzlu suyla burun banyosu yap. Sonra burun damlanı sık. Miss gibi uyursun." dedi. Hiç içime sinmeden çıktım. Eve gelince dedikleri aynen uyguladım. Sonuç muhteşem bir uyku:))))

Burun banyosunu eczanede satılan ama sigortanın ödemediği Sinus Rinse Kit'le yaptım. İçme suyunu hazneye doldurup, içinden çıkan hazır çözeltiyi döküp çalkalayın. Kafayı eğip ağzınızı açın. Burun deliğine yaklaştırıp sıkın ve ağzınızdan nefes verin. Bir delikten girip diğerinden dökülecek. Yarısını burnunuzun sol deliğine, diğer yarısını da sağ deliğinize uygulayın. Genzinize akma yapmıyor içinize çekmezseniz.
Bu ürünü kullanmak için hasta olmanız da şart değil. Haftada 1 kez rahatlamak amaçlı kullanılabilir. Ben çok memnun kaldım. Herkese öneririm. Günün kahramanııı!!!!!!

Bugün düne göre çok daha iyiyim. Ateşim de düştü şükür. Yalnız ses tellerim harap. Travestiden hallice bir sesim var. Bol bol ayva yaprağı ve ıhlamur kaynatıp içiyorum. Cırtlak sesimi özledim:)))))

En çok üzüldüğüm Gratis indirimini kaçırıyor oluşum:((( Son günü ucundan kıyısından kalanlarla idare ederim artık:)

Herkese sağlıklı mutlu günler dilerim. Her yerde mikrop var aman hasta olmayın:)))))

Öpüldünüzzz!

9 Ekim 2013 Çarşamba

Mim# Duygular

Yine bir mim buldum ve işte cevaplarım...

1- En çok kırıldığın - incindiğin kelime- “durum”
Samimiyetimden şüphe edilmesi ve katı bir şekilde eleştirilmek beni üzer.

2- “Herkesin kullandığı bir kelime olur, ama senin için bir insan olur ve o özel insan o kelimeyi kullandığında alınırsın.” Ne düşünüyorsun?
Kişiliğimi ve davranışlarımı başkalarının yanında eleştirirse çok kırılırım. Kolay kolay da affetmem.

3- Seni en çok duygulandıran şarkı?
Yılların istisnasız değişmezi:  Deep purple- Soldier of fortune.
Çok mutsuzsam dinlediğimde kesinlikle ağladığım şarkı: Anathema- Far Away
(Anathema şarkılarının çoğu aslındaJ
Türkçe:
Gökhan Türkmen- Yan sen
Gripin- Aşk Nereden Nereye

4- Daha önce seni bırakan birisi geldi, senden ikinci bir şans istedi. Sende verdin, ama buna rağmen yine bırakıp gitti. Şimdi pişman, ne yaparsın, ne hissedersin?
Olmuyorsa zorlamayacaksın diye bir laf var ya hani… Bunu hep aklımda tutmaya çalışırım. O saatten sonra karşımdakine güvenim, aşkım, inancım vs. çoktan bitmiştir. Psikopat ruhludur zaten öyle biri. Beni defalarca yüzüstü bırakan birine herhangi bir İYİ duygu hissetmem. Hissetsem de onun açısından hayırlı şeyler olmayacaktır. Aklı varsa benden uzak durur. Samimi olduğuna inanmak çok zor zaten. Yeniden kanmak her seferinde kendine yalan söylemek demek bir yerde. Sonunu bildiğin bir masalı baştan yaşamak gibi. Hep aynı yere gelince bitmeye mahkum.

5- Nefret mi Aşk mı?
AŞK! Nefret etmeyi uzun yıllar önce bıraktım. Bana zarar veriyor. Aşk da beni aptallaştırıyor ilk başta. O ruh halini sevsem de savunmasız kalmak beni ürküttüğü için normalden çok daha tepkili olabiliyorum.” Mantık çerçevesinde” aşık olacağım bigün :p asdfghj

6- Birinin kalbini kırdığında nasıl gönlünü alırsın?
Ağzından girer burnundan çıkarım, olabildiğince mantıklı davranıp dürüstçe hissettiklerimi, neden öyle davrandığımı anlatırım. İçten bir özür dilerim. Gerçekten pişman olduğumu da karşımdaki yüzümden anlar zaten.

7- Nasıl ağlarsın? Bağırarak? İçine Atarak?
Duruma göre değişir. Çok mutsuz, çaresizsem bağırırım, sakinleşmek için konuşurum kendi kendime. Hırsımdan, sinirden ağlıyorsam da içime atarım. Kimse görsün, duysun istemem.

8- En korktuğun şey?
Yalnız ölmek.

9- Ruhun sıkıldığında ne yapmayı seversin? Kendini nasıl sakinleştirirsin?
Evdeysem müzik açarım, kahvemi koyarım,  insanlarla iletişimi keser içime dönerim. Uyumaya çalışırım. Kapalı alan çok bastıysa da kendimi sokağa atar hızlı hızlı yürürüm, sağıma soluma bakmadan. Eğer market, gratis, watsons falana rastlarsam dünyanın en gereksiz alışverişlerini yapar, dükkandan çıktığım anda da pişman olurumJ En son Migros’a girip gerekli gereksiz bir sürü şey alıp 4koca torbayla çıkmıştımL pişmanımL

10- Bazen kızılmasından hoşlanırsın, peki en çok ne için kızılmasını seversin?
İnsanların sabrını sınamaktan hoşlanırım. Ardı arkasına laf sokup karşımdakini sinirden kilitlemeye bayılırımJ

11- Şiir, öykü, müzik, deneme?
Şiir hiçç sevmem. MÜZİK CANDIR!

12- En son ne için ağladın?
Geçmişte kalmış, özlediğim güzel anılar toplaştı bir gece gözümün önüne, fotoğraflar, şarkılar derken…  ağladım gitti.

13- Birinde hemen etkilendiğin özellik?
Zeka ve analiz yapabilme yeteneği.  Akı(l)cı konuşan, ukala insan da çekicidir benim için. Anlatacak çok şeyi olan insanları severim. Bir de konuşurken ellerini kullanmayı bilen insanlardan etkilenirim.

14- Dayanamadığın şey?
Hastalık. Hasta insan gördüğümde uzaklaşıyorum. Moral vermekten, çok üzüldüğümü gösterip daha da üzmekten korktuğumdan kaçarım hep. Çocukluk travması diyelim.

15- En sevdiğin duygu?

Sevilmek... Çok sevilmek. Bir de haklı çıkmakJ

Ben çok severek yaptım bu mimi. Görüp de yapmak isteyen herkes yapabilir:)))) İyi gecelerrr....

8 Ekim 2013 Salı

Dolu Dolu Alışveriş Post.u

Merhabaaa:) Bu yazımda sizinle blog satışından aldığım ürünleri, geçtiğimiz hafta yaptığım Watsons ve Gratis turumu, Amerika'ya giden bir tanıdığımıza verdiğim sipariş sonucu gelenleri paylaşacağım:)

İlk olarak yaklaşık 1 ay kadar önce Seregon's World blogundaki blog satışından aldığım ama Selin'ciğimden zamansızlıktan bir türlü teslim alamadığım Vichy İdelia BB krem ve Estee Lauder Brilliant Shimmer 2numaralı Rose Quartz var:) Sağolsun bugün getirdi ve kavuştuk. İdelia'ya ilk bakışta vuruldum:) Bakalım yüze uygulayınca nasıl duracak:)

Kuzenim İdelia'yı öyle çok övdü ki denemek istedim. O üzerine Nars'ın pudra fondötenini uyguluyor. Duruşu pürüzsüz, kadife gibi muhteşem olduğundan özendim. Çok uygun fiyata bulunca da kaçırmadım:)))) Bendeki açık tonu. Üzerine Mac Studio Fix+ Pudra  uygulamayı düşünüyorum:) Bakalım o görüntüye ulaşabilecek miyim?


Veee gelelim beni en çok heyecanlandıran Amerika'dan gelenlerrr:))))) Türkiye'de bulunmayan tek ürün Maybelline Color Tattoo Metal 24hr 70 Barely Branded. Işıltılı cilt tonuna yakın bir bej tonu. Gelir diye uzun zaman bekledim ama baktım geleceği yok sipariş ettim gitti:))))) Deneyip en kısa sürede yazısını yazacağım. Beklemede kalın.

 Ürünlerse ülkemizde var ama fiyatları gereksiz yüksek buluyorum. Mac ürünlerinde fiyatlar yurtdışıyla kıyasla çok uçuk. Dolayısıyla Mac ve özellikle Pyhsicians Formula'yı buradan alacağıma oradan getirtmek çok karlı oldu.
İlk olarak Mac 4lü boş far paleti ve 4 refill farı toplam 48$ a aldım. Farlar sırasıyla Sable, Twinks, Antique ve Club <3

4ünü de uzun uzun swatchları inceleyerek alttonlarını uydurmaya çalışarak kombinlemeye çalıştım. Elime palete yerleştirilmiş bir şekilde geldiler ve sonuca bayıldımmmm:))) Kullanmaya kıyamadan bakışıyoruz şimdilik. Kıydığımda bir ara swatchlarım sizin için de. Gerçi hepsi ünlü farlar kendi çaplarında. Bilmeyen pek yoktur sanırım. Yine de merak ettikleriniz varsa postun altına yazarsanız dönüş yaparım:)
         
Studio Fix+ pudra fondöteni çok merak ediyordum. Kapatıcılığını çok övmüşlerdi. Mac mağazasında ten rengimin NW25 olduğunu tahmin ettik ve ben de o rengi sipariş verdim. Henüz denemedim gerçekten merak ediyorum uyacak mı diye. Belki yarım ton kadar koyu gelme ihtimali var. Umarım sivilce ya da yağlanma yapmaz. Kimseden duymadım böyle bir şikayet ama cildim hassas. Neye nasıl tepki vereceği belli olmuyor. 27$ a almış oldum çok mutluyum:)

Son olarak da Pyhsicians Formula Sexy Booster serisinden Sexy Glow Blush'ın Natural tonunu aldım. Hafif ışıltılı, pigmentasyonu düşük, şeftali tonlu bir allıktan ziyade aydınlatıcı gibi. Kutusu çoook şık. Kırmızı saten üzerine siyah file geçirilmiş ve minik ayakkabı şeklindeki metal tokasıyla çook güzel. İçindeki ayakkabı detayınaysa ölüp bittim. Açıkçası bunu bayılarak kullanıp bitireceğimi hiç sanmıyorum. Sırf cici görüntüsü için aldım. Altında da çok da iş görmeyen küçük bir fırçası ve aynası var. Türkiye'de en ucuzu 48tl'den satılırken ben 12$'a aldım. Anca bukadar eder zaten. Daha fazla etmeyeceğini düşünüyorum.

Yves Rocher'in kartına sahibim ve bolca indirim yapılıyor kart üzerinden dönem dönem. Çok avantajlı fiyatlara ürün almak işime geliyor. Bazı ürünleriyle aşk yaşarken, bazılarını da bir daha asla almam diyerek çöpe attığım oldu. O yüzden temkinli yaklaşıyorum artık ve her duyduğuma atlamamaya çalışıyorum. Neyse bu seferki alışverişin sebebi, annemin doğum günü sebebiyle karta yapılan 4 al 2 öde indirimiydi. Ben de bayılarak kullandığım eye makeup remover ından 2 şişe aldım. Soyulabilen jel maske ve Monoi de Tahiti kuru vücut yağından aldım. İki ürün de çok övülüyor, merakımdan aldım diyebilirim. Böyle bir kampanya olmasa alacağım da yoktu gerçi:) Üzerine bir de bio organics serisinden aloe veralı duş jelini hediye ettiler. Toplam 5 ürünle mutlu ayrıldım mağazadan:)))))

Hafta sonu Watsons'a uğramadan geçmedim tabii ki. Her gidişimde stokladığım yaseminli ıslak mendillerinden aldım. Blistex Lip Relief'i mevsim itibarıyla dudaklarımı korumak için aldım. Manikür makası aldım. 4 tane de oje alıp az zararla atlattığımı düşünüyorum:)))) Bir de Flormar Deluxe Shine Stylo Gloss DC39 numara mor tonlu olan rengini aldım. Sonbahar rengi. Rengini güzel veriyor ama opak değil. Gloss yapıda gerçekten. Çok yumuşak olmayışını sevdim. Biraz bastırmak gerekiyor sürerken. Ben altına soğuk pembe bir dudak kalemi olan Essence Cute Pink'i sürüyorum. Çok daha opak ve hoş bir ton elde ediyorum.


Gratis'te geçen haftalarda Max Factor pudralarda %50 indirim vardı. Mac'in gelip gelmeyeceği tam kesin olmadığından 13 numara Nouveau Beige tonunu aldım. Şimdilik çok severek kullanıyorum. Bunun haricinde John Frieda boyalı saçlar için Full Repair saç maskesini aldım. 2 kez denedim henüz. Yazısı gelecek.



















Bu da son ürün: Claries bamboo serisinden kabuki brush. Ben bu minik fırçayı Ecotools'lara benzediğini düşünerek aldım itiraf etmek gerekirse. Minicik fırça beklediğimden de iyi çıkıp beni çok şaşırttı. Pudraları tozutmaması, sık kıllı ve yumuşak oluşu, ürünü homojen olarak yoğun dağıtmasını çook beğendim. Yıkadıktan sonra detaylı yazısını yazacağım.




Siz en çok hangi ürünleri beğendiniz? Aralarında favorileriniz varsa yazarsanız sevinirim:))))



5 Ekim 2013 Cumartesi

Kozmetik #29 : Çekmecede Unutulmuş Allıklarım

Bu yazıda size alıp da kullanmak zor geldiği için çekmeceye attığım iki allığımdan bahsedeceğim. Bunlar The Balm Swiss Dot ve Essence Twilight Serisindeki kırmızı allık. Ortak özellikleri pigmentli ve zor kombinlenen allıklar olmaları.
 Swiss Dot canlı bir mercan şeftali tonunda allık. Hayatımda gördüğüm, kullandığım en pigmentli allık aynı zamanda. Tok, sık kıllı bir fırçanın ucuna çok az alıp süratle yaymak gerekiyor. Kesinlikle sür- çık tarzı pratik bir allık değil. Hata yapmaya müsait değil yapı itibariyle. Gün içinde tazelemeye gerek yok. Sabitleniyor güzelce. Biraz fazla kaçırdığım gün şok içinde aynaya bakakalmıştım. Tam anlamıyla yumruk yemiş pembesi rengine sahip:p

Sedefli açık renk farlarla muhteşem kombinleniyor. Far olarak da performansından çok memnunum. Uygun fırçayla sürerseniz çok hoş, aydınlık bir yüze kavuşabilirsiniz. Kullanmayı öğrendiğimden beri en çok iltifatı aldığım allığım:)))

Çook haksızlık etmişim kendisine güzelim yaz günlerinde sürmeyerek:(((

Twilight koleksiyon allığına gelirsek mat kırmızı diyebiliriz. Adı silinmiş malesef okuyamıyorum. Yüzümde tebeşir gibi durmamasını seviyorum. Rengi cidden şahane, sanki koşmaktan pembeleşmiş yanaklar veriyor size:) Aşırıya kaçarsanız tam heidi olursunuz benden söylemesi:) Renginden korkup uzun bir süre kullanmadım ama şu ara nerdeyse her gün kullanarak açığı kapatmaya niyetliyim. Mor alttonlu rujlarla kombinliyorum bugünlerde. Sonbahara çok uygun olduğunu düşündüğüm bir sonuç veriyor:)

Aşağıdaki resimde soldaki Twilight, sağdaki swiss dot.
Sizin de unutup çekmece köşelerine attığınız allıklarınız var mı? Yeni mevsimle birlikte bir şansı daha hakediyorlardır belki:)))) Haydi kızlar çekmece karıştırmaya;)

Yeni keşifleriniz olursa postun altına yorum olarak bırakın olur mu?

4 Ekim 2013 Cuma

Kozmetik 28# Mac Chili Ruj

Yine bir kırmızı ruj yazısıyla karşınızdayım. Kırmızı ruja karşı zaafım olduğunu bilmeyen kaldı mı? Herkes biliyorsa devam ediyorum:) Dönem dönem favori kırmızılarım değişir durur. Mevsim sonbahara döndüğünde de artık mat rujlar piyasaya çıkar, parlak rujlar çekmecelerine geri döner. 

Bugün anlatacağım Chili de Mac'in Matte serisinden. Yapısı yumuşak sayılmaz ve dudak bakımınızı aksattıysanız çok kuru gösterme ihtimali var. Kiremite çalan ama çok da turuncu olmayan bir kırmızı bu. Sıcak tonlu. O yüzden pembe alttonlu fondötenlerle güzel durmuyor. Ne koyu ne açık bir tonu var. Başka markalarda bulmanın pek mümkün olmadığı bir renk olduğu için seçtim. Özel bir ton bence. Gündüz kullanmaya da uygun bir akşam yemeğine de. Yalnız uygun tonlu bir dudak kalemiyle dudağınızı çerçevelemek şartıyla. Bir şeyler yedik içtikçe ortasından silinmeye başlıyor. Tazelemeniz gerekecek ama dağılma yapmıyor diyebilirim. Dişime de bulaşma yapmadı o yüzden 2 kat mutluyum:)

Ben Dubonnet almaya gidip elimde Chili'yle aşk yaşayarak çıktım. Aldığım günden beridir de vurgunum kendisine. Herkese yakışacak bir ton diyemem mesela. Çok beyaz tenliler ve esmerler beğenmeyecektir muhtemelen. Buğday tene yakıştığını söyleyebilirim rahatlıkla.

Sizin sonbahar favoriniz olanı rujunuz nedir? YORUMLARA EKLERSENİZ SEVİNİRİM:)

Sevgilerimleeeeee...


3 Ekim 2013 Perşembe

Kış mı geldi ne?

Sonbaharı çook severim küçüklüğümden beri. Hafif hüzünlü, ideal sıcaklıkta, giyinmenin çok kolay olduğu, şortlardan, sandaletlerden vazgeçmek istemeyenlerin son demlerini yaşadıkları, benim gibi terlemekten hiç hoşlanmayan bünyelerin rahata erdiği, güneşin insanları daha güzelleştirdiği, gün batımlarının başlı başına tablo görünümünde olduğu günlerdeyiz. görsel alıntıdır.

Kırmızının daha kırmızı, yeşilin gitgide sararıp solduğu, bembeyaz bulutların yavaş yavaş gri yağmur bulutlarına yerini bıraktığı zamanlar... Mevsim bu mevsim ama hava İstanbul için Kasım sonu sıcaklıklarında. Bugün 10 derece mesela! İnsanlar çizme giymeye başladı. Dik yaka kazaklara az kaldı. Dünkü yağmuru da yedik iliklerimize kadar ıslanıp, üşüdük:( Hazır değildik ki buna hiçbirimiz:((((

                                                                  Görsel alıntıdır: Buradan.
Benim içimse her zamankinden daha sıkkkın. Bir yolunu bulup neşelenmeyi başarırdım aslında ama enerjim çekildi sanki. İsteksizlik, üretkensizlik, yaratıcılıktan eser kalmama gibi belirtiler çıktı ortaya. Kafam dağılsın diye spora başladım ama uzun sürmedi yine her zamanki gibi. 1hafta gidip bıraktım yine:/ Bağğğzı gereksiz kişiler haklı. Niye zorluyorsam. Sıkıya zora gelemiyorum.

Panik atağım hortladı bugünlerde. Evden çıkınca toplu taşıma araçlarında sanki boğulacakmışım, bi yerlerde kısılıp kalacakmışım gibi hissediyorum. ilk durakta inicem deyip oyalıyorum kendimi işte:) Ne eğlenceli hayatım var dimi?

Okulu özledim.... Özleyecek bişe bulamadın mı diyorum bazen ama okul insanı meşgul ediyormuş ya. 8 yıllık bitmek bilmeyen üniversite hayatım sonunda bitti huzurla doldum 3 ay :) Eee? Sonra? İşe yaradığını hissetmedikten sonra boş boş oturmak da bir yere kadarmış. İnsanların iş bulamadıkları için neden bunalıma girdiğini anlıyorum artık. Bir de hep derdim "ben mezun olunca okulu hiç aramicam, özlemicem, bunaldım, yoruldum..." vs. Lafımı bir güzel çiğnemeden yuttum. Basbayağı hazımsızlık çekiyorum:)

Bloga neden yazmadığımı soranlar var. Hayatımda ekşın yok ki yazayım. Kozmetik blogu da değilim ki önüme gelen ürünü yazayım sürekli. Bir de İNSTAGRAM TEMBELLİĞİ diye bir şey var. Oradan an be an ne hissettiğini, ne yaptığını, ne içtiğini, ne giydiğini, canının ne çektiğini, özlediklerini, aldıklarını, görüp de paylaşmam lazım dediklerini 1 sn. de kısacık paylaşmak çok kolay. Ben de yaklaşık Mayıs sonundan beri çok fena alıştım bu tembelliğe ve çok sevdim:) Sağ cenapta minik bir kutucuk şeklinde "İnstagram'da Ben" gadgeti var. İsteyen beni takipleyebilir.

Ailevi birtakım sağlık problemlerimiz de mevcut bu ara. Onlar için de kafa yormacalı, üzülmeceli, dua etmeceli, moral vermeceli günler... Abim geldi geçenlerde. Gelme sebebi bunlarla ilgiliydi. Doğru düzgün vakit geçiremedik bile. Gitti:(  Yine özledim. Onun bitmek bilmez müzik aşkı vardır. Kulağı da iyidir. Klasik müzik onun için tutku resmen. Beni Metallica'yla tanıştıran ilk kişi odur. Daha 8yaşındayken Nothing Else Mathers'ı son ses dinletmişti bana:) Bu gelişinde de keman sesini hiç sevmediğimi unutmuşçasına elinde David Garret/ Encore albümüyle çıktı karşıma. Lanet olası çalgının tiz seslerini hala sevemiyorum ama albüm genel olarak şahane:)

Bildiğimiz bir çok parçanın yeniden yorumlaması var. En vurucusu da efsanevi Smooth Criminal şarkısı bence:) Gün içinde enerjiniz düştüğünde, pazartesi sendromuna yakalandığınızda son ses dinlemenizi öneririm:) Arabada dinlemeyin... birden gaza gelip 200'e vurursunuz:p Uyarmadı demeyin:)))

Son olarak 50 şarkılık David Garret derlemesiyle sizi başbaşa bırakıp kaçıyorum;)))) Bir dahaki yazıya kadar yorum bırakmayı unutmayın:))))))

Sevgilerimleee...