6 Aralık 2015 Pazar

Merhaba, Yaşıyorum, İyiyim:)

herkese selam.

bundan birkaç ay önce bir blogum olduğunu hatırlayıp ufaktan yazmaya başlayayım diye bir sürü farklı başlık atmış ve hepsini boş bırakarak çıkmıştım ana sayfadan. yazma yetimi kaybettim bir süre.

aklımda binbir düşünce var ama sanki bir araya getirdiğimde anlamlı bir paragraf oluşturmadılar. anladım ki, tek bir noktaya yoğunlaşıp üzerinde kafa yormaya hazır değilim. bazılarınıza garip gelebilir. "sanki ne üzerine düşündün de kafanı toplayamadın????" herkes bir değil, herkes yaşadıklarını hazmedip hayatın içine kolaylıkla karışıp adapte olamayabilir günlük hayata. günlük rutinler bile tarih olabilir. eskiden çok doğalmışçasına yaptığın şeyler zul gelebilir. işte böyle bir dönemden geçtim. adı tanıdık: DEPRESYON. bir çoğumuzun yaşadığı, bildiği, hissettiği, bazılarının konuşarak bazılarının medikal yollarla atlattığı bir rehabilite yolculuğu. amaç: hayata karışmak, rutinin içinde var olma çabası. hayat gailesi denilen şeyi göğüsleyecek kadar cesaretli olmak, yaşamak için içinde cesaret bulmak, kendini boşvermemek.

sıfırda yani dipte yaşamak... sorumluluksuz, hiçbir şey yapmadan, kimseyle temasta bulunmadan, sadece kendi içinde. hatalarını sorguluyorsun, kendini cezalandırma biçimin bu bir yerde. cezalandırmadan barışamıyorsun da. zor gelince ağlıyorsun ama isyanın da kendine. sonra anlıyorsun hayatta siyah ve beyaz yok. grinin 50den fazla tonu var ve her ton seni başka bir şekilde ve kademede sınıyor. hayatta kalmak için "ben" dememek lazımmış. sen demeden, sormadan ya da konuşmadan ne yardım alabiliyorsun başkalarından, ne de iletişim kurabiliyorsun.

at gözlüğünü çıkarıp aynada kendine bakmaktan vazgeçip etrafına baktığında öyle şeylerle sınanan insanlar var ki nefes aldığın her anına şükretmek geliyor içinden. sağlığıyla sınanan ve ölümle burun buruna yaşayan soğukkanlı ve güçlü insanlar var genç yaşta.bizim sağlığımız yerinde ve ailemizle bir aradayken günlük hayatımızdaki rutinin parçaları yolunda gitmese nolur ki? dağılmaya değmezmiş. biraz utanarak kendime kızdım işte. kalk silkin ve şu pis çirkin hırkayı çıkar at üstünden artık diye.
geçirdiğim süreçler bunlar. umarım bir daha asla yaşamam bunları tekrar.

kaybettiğimiz şey zaman ve paranın satın alamadığı tek şey. doldurmak gerekiyor mutlu olmak için. boşluk anlamsız, ifade etmeye değmeyecek alanlar bütünü.

Mia Wallace  geçenlerde eski bir postuma "geri dön" yorumu yapmıştı. bu yazıyı da ona ithaf ediyorum:) öpücükler.