30 Mayıs 2013 Perşembe

Son kez FİNALLER! BAŞKA YOK!

Son kez finallere gireceğim. Mezun olabilmek için. Son 2 haftam zafer için. Bunca yılın acısını çıkarmak, hoplayıp zıplamak için, özgürlük için... Diplomamı uçak yapıp uçurmak var adağımda... yıllardır içimde ukde. Yapabilmek için son 2 hafta... Deli gibi stresli 1 ayın sonunda bünyeme öyle bir umursamazlık yerleşti ki. Çok tehlikeli benim için. Kendimi biliyorum geçen dönemden. Bu dönem beni benden başka kimse kurtaramaz. Bitmeli artık. Bitmeli. Ben mutlu sonu hak ettim.

Maket malzemelerim hazır ama ben değilim. Korkuyorum. Öyle bir korku ki 3 haftadır proje hocamdan köşe bucak kaçtım resmen. Dün okulun son günüydü. Gitmedim. Kimseyle karşılaşmak bile istemiyorum:/ Kimse projemi/maketimi sormasın. Ne yaptığımı ettiğimi ben anlatmadan ağzımdan laf almaya çalışmasın. Daralıyorum aklıma geldikçe. En sevdiğim şeylerden biri maket yapmak aslında. Tadını çıkaramayacak kadar gerginim, yorgunum, endişeliyim. Uyuyamıyorum, hiç bir şey yapamıyorum. Motive olmalıyım. Konsantre olmayım. Bitecek. Çok az kaldı artık. Yolun sonu.

Öyle bir moddayım ki saklanacak delik, arkasına sığınacak bahane arıyorum. Yapmamak için. Kaçacak yer yok. Köşeye sıkıştım. O DİPLOMA ALINACAK. Başka yolu yok!!!!!!!!

Şans dileyin, dualarınızı eksik etmeyin olur mu??????

23 Mayıs 2013 Perşembe

RUJ DOSYASI #2 Kırmızı Rujlar

Merhabaa:))) Size enn sevdiğim kırmızı rujlarımı seçtim göstermek için:) Kırmızıyı cidden seviyorum ve bana şeftali/nude tonlarından çok çok daha fazla yakıştığını düşünüyorum.
Şimdii şu kırmızı ruj sorununa el atalım. Dudaklarım ince kırmızı yakışmıyor diyenler????
Kesinlikle yanılıyorsunuz hanımlar. Bence kırmızı özellikle çok koyu olmadığı taktirde bordo tonları tam sizin için ideal. GÜZELCE ÇERÇEVELEDİĞİNİZ DUDAKLARINIZA SÜRÜN VE İÇİNİZ RAHAT OLSUN;)) Asıl uzak durmanız gereken mavi alt tonlu tonlar; fuşyalar ve morlar.

Bir çok kırmızı tonu var. Bana yakışmıyor demeyin. Bence her kadına yakışan bir kırmızı mutlaka vardır. İddialı buluyorum deyin:)))) Herkes bana bakıyormuş gibi hissediyorum deyin. Doğru dikkat çekici gerçekten. Ama doğru kombinle uygulandığında sizi gerçekten alımlı ve zarif gösterdiği gibi, yanlış kombinlerle de ucuz ve basit görünmeniz zor değil.

Dikkat edilecek bir kaç nokta var:
-Kırmızı ruj sürecekseniz mat olsun, parlak olsun farketmez dudaklarınız pürüzsüz olmalı. Mutlaka diş fırçanızla dudaklarınızı fırçalayın ve çok iyi nemlendirin.
-Dikkat çekmek istemeyenler tam mat rujlardan, simli lipsticklerden ya da pırıl pırıl glosslardan kaçınmalı.
Sheertone denilen bol nemlendiricili yarı opak rujları içini dudak kalemiyle boyadığınız dudakların üzerinden hafifçe gezdirin. Yansımasını ve verdiği dokuyu seveceksiniz.
- Ben tam mat rujlardansa satin yapılı olanları tercih ediyorum. Dudakları çok daha güzel gösteriyor bence. Hafif parlak, tam opak benim için ideal görüntü.
- Tam mat ruj sürmek cesaret ister. Kuru ve pütürlü dudaklarınız varsa kaçının. Dolgun dudaklı olanlar koyu tonları tercih edebilir. Dudak çizgisine dolar, hata gösterir, pütür pütür durur, kuru dudağı büsbütün kurutur. Altına nemlendirici sürseniz tam verim alamazsınız. Hiçbir zaman tam mat durmaz. Yapısını ve opaklığını bozarsınız.Kullanması zordur. Yeni başlayacaklara önermem:)) Kadife görüntü ve siyah düz bir kokteyl elbisesiyle muhteşem bir kombin olur o ayrı;)
-Dudaklarınızı rujdan önce uygun tonlu bir dudak kalemiyle çerçevelemeyi unutmayın. Kalıcı olmayan ruj kullanıyorsanız mutlaka dudak içini kalemle doldurun. (essence'in dudak kalemlerini şiddetle öneririm. nemlendiren hiçç ama hiç kurutmayan kalemler.) Üzerine tek kat ruju sürün. Fazlasını alın ve tekrar sürün;)

Kırmızı ruj deyince akla ilk gelen soğuk tonlu bir bayrak kırmızısıdır. Benim kırmızı favorilerimse kiremit tonları. Daha turuncumsu ama kahverengine kaçan sıcak tonlar. Fuşya benim rengim değil. Soğuk tonlu ve mora kaçan tonlardan uzak duruyorum. Buğday tenliyim. Sarı alttonlu bir cildim var. Bana en çok yakışan renk cherry red diye tabir ettiğimiz bir ton. Kiraz kırmızısı:)))) Ama gördüğünüz gibi diğer tonlardaki rujlarımdan da bol miktarda var. Sıklıkla kullanıyorum.

Hadi tanıyalım:

1- İnglot 206
Bu ruju 2 yıl önce Malta'dan almıştım. Hiç kırmızı rujum yoktu ve artık olmasını istiyordum. Almışken de kaliteli olsun istediğim için ilk bulduğum İnglot'a dalıp binlerce ruj denedikten sonra bu turuncumsu ruja takıldım kaldım. Dudak rengim koyu olduğundan bende açık kırmızı duruyor. Yapısı satin. Parlak bitişli. Dudak çizgilerine dolmuyor ama kuruluğu affetmiyor. Kendisi biraz kurutabiliyor. Sürümü kolay. Yumuşak yapıda. Kalıcılığı orta. 3 4 saat götürür. Az biraz bulaşma yapabilir dişlere dikkat. Bu arada sarı gösterme potansiyeli var uyarayım. Sim vs. yok içinde.

Ben aldığımda Ağustos ortasında gayet bronz bir tene sahiptim. Ruj gerçekten çok hoş durdu. Tereddütsüz aldım. Severek de kullandım. Yaza uygun muhteşem bir renk. Gel gelelim  rengim açılınca o turuncumsu renk gerçekten çok iddialı gelmeye başladı. Gündüz kullanıma uygun olmadığını farkettim. Beyaz tende, koyu renk saç ve küt kesimle gerçekten çok çarpıcı duruyor. Bilginize;))

2-İnnova Maxi-lip 59
Yapısı muhteşem. Nemlendiricili. Dudağı hiç kurutmadığı gibi oldukça opak bir ruj. Sürümü kolay. Yağ gibi kayıyor. Hafif yağlı bir his bırakabilir ama beni rahatsız etmiyor. Kendinden parlak. Çizgilere dolmuyor, kurutmuyor, beklediğimden de kalıcı. 5 6saat kalıyor. Bir şey yiyip içseniz bile kenarları bozulmuyor. Tam olarak çıkmıyor. Rengi kiremit kırmızısı. Yine hafif bir turunculuk barındırıyor ama renk muhteşem. Gündüz kullanıma uygun. En çok övgü aldığım rujların 2.si. Mutlaka soruluyor markası. Hiç bilmeden tonuna vurularak aldım diyebilirim. Seride daha çok nude tonlu rujlar bulunuyor. Kırmızı bulmak için uğraşmanız gerekecek:)

3- Rimmel Kate Moss 01
 Rengine bayıldığım, yüzlerce kez bloglarda gördüğüm bir ruj. Ama hiç bir ruju sürerken bu kadar zorlandığımı hatırlamıyorum. Yapısı sert. Rengi tam bir kırmızı. Mat yapıda. Opak. Dudağı kurutuyor ve hatayı affetmiyor. Çizgilere doluyor. Hata gösteriyor. Kokusu muhteşemm. Dudak kalemi sürmeden aslaa kullanmayın. Kalıcılığı çok iyi değil. Dişe bulaşma yapmıyor.

4- The Balm Mia Moore
 Tam bir joker. Süren herkese çok yakışıyor. İnce ya da kalın dudak ayırmıyor. Hafif nanemsi bir aroması var. Dudakta hafif bir karıncalanma yapıyor. Satin yapıda. Sürmesi kolay. Dudak kalemi şart. Gündüz kullanıma uygun. Gece makyajıyla muhteşem olabilirsiniz.

5- Revlon True Red
Yine Malta'dan aldığım, o zamanlar Revlon'un adını sanını hiç bilmeden tereddütle aldığım bir rujdu. Keşke daha çok rengini alsaymışım. Pişmanım:/ Yapısı yumuşak. Rahat sürümlü. Açık bir kırmızı. Gündüz de kullanılabilir. İddialı bir ton. Opak. Parlak bitişli. Satin yapıda. Dudak kalemiyle kullanılmalı. Kalıcılığını beğenmiyorum. 2 saat anca dayanır. Bulaşma potansiyeli yüksek. Dudakları çok kurutmuyor ama nemlendirmesi de fazla değil. Sarışınlara çok yakıştırıyorum bu ruju.

6- Sephora 04 The Red
Ayşegül Ruju olarak ünlenmiş bir ruj. İçinde ne mavilik ne turunculuk var. Hiç bu kadar net bir kırmızı görmemiştim. Rengine vuruldum. Yarı mat. Satin yapıda. Dudakta kadifemsi bir duruşu var. Kalıcılığı 3 saat civarında. Sürdükten kısa süre sonra sabitleniyor. Bulaşma riski az. Opak. Sürümü orta zorlukta. İddialı bir renk. Gece kullanıma çok daha uygun. Dudakları kurutuyor. Hata belli ediyor. Öncesinde iyi bir peeling yapılması şart. Siyah saç, beyaz ten kombinasyonu <3 Siyah eyelinerla mükemmel ikili.

7- İnnova 52
Yine aynı seriden nemlendiriciliği bol ama bir o kadar opak bir ruj daha. Bordo görünümünde. Mavi alt tonlu. Koyu fuşyanın 2 kat sürülmesiyle bordo oluyor:) Sürümü kolay. Yalnız yağ gibi kaydığından sürerken kontrollü olmak lazım. Malum koyu renk. Her 2 türlü de kullanılabilir. Tek kat vişne çürüğü/ çift kat bordo. Joker eleman. Seçim size kalmış.

8- Flormar Supershine 512
Veee sırada enn sevdiğim rujuma geldi. Herkesin yakıştırdığı. Dudağı muhteşem gösteren hafif parlak ruj. Dudağı kurutuyor maalesef:( Altına balm sürünce yapısı bozuluyor. Tek başına tam bir cherry red. Pembe kırmızı arası koyu kırmızı bir tonu var. Kırmızı ruj kullanmaya korkanlar için başlangıç seviyesi diyebilirim. Tavsiye üstüne tavsiye ederim. Kalıcılığı kötü yalnız. Tazelemek gerekecek sıkça. Ama değer çok seviyorum.

9- Rimmel London 107
Bloglarda meşhur olduğunu farkettiğim anda koştum aldım. Gayet hoş bir bordo. Asil bir tonu var. Epey koyu ve iddialı bir renk. İnce dudaklılara tavsiye etmeyeceğim tonlardan biri. Tam mat. Sürümü 01 e göre çok daha rahat. Dikkatli sürülmesi gerek. Çerçevelemek gerekli. Kalıcılığı fena değil. Kademe kademe azalıyor. 2 SAATTE 1 TAZELEMEK GEREKLİ. Dudak çizgilerine dolmuyor ama pürüzleri belli ediyor. Kabuklu dudaklarla kullanmayın. Çok kalın dudaklara da fazla yakıştırmıyorum aslında. Renginden dolayı çok göze çarpıyor bence:)) Gündüz de gözlerde ten rengi bir farla çok rahat kullanılabilir. Beyaz tenliyseniz tam sizin renginiz budur.

İşte enn sevdiğim rujlarımı anlattım sizlere:))) Umarım beğenirsiniz. Aralarından kullandığınız var mı??? Birde Flormar'ın renginde High end marka tam kalıcı bir ruja ihtiyacım var. Cherry Red ama fuşya olmayan koyu kırmızıı bir ruj biliyorsanız yazarsanız memnun olurum:))))))))

Sevgilerimle...

19 Mayıs 2013 Pazar

Duyduk Duymadık Demeyinnn: 90'lar dizisi Geliyor!!

Mint Yapım 80ler dizisinden sonra yine muhteşem bir işe imza atmış. Bu kez Atv'de yayınlanacak dizi: 90lar.

Slogana bayıldım:  Sokakta Oynayan Son Çocukların Dizisi!

Geçen gün yaptığım mimde yazmıştım:" Sokakta oynayan son şanslı çocuklardanız biz" diye. 90lar çocuğu olmayı seviyorum. O dönemin şarkılarını, şimdi unutulmuş ama benim zihnimde asla ölmeyecek detayları çok seviyorum. Anılarıma sıkı sıkıya bağlıyım. Dizinin çekildiğini duyunca çok sevindim. Umarım yine muhteşem bir iş çıkarırlar.

Eski kadronun değişmesine üzüldüm. Yeni oyunculara göz atarsak;
- Arif Erkin Güzelbeyoğlu
- Şebnem Bozoklu
- Atılay Uluışık (Bizimkiler'in Ali'si:)
- Beste Bereket
- Ümit Erdim
- Pelin Öztekin
- Derya & Ferhan Şensoy kardeşler
- Hande Soral
- Recep Renan Bilek gibi isimler var bu sefer:) İyi iş çıkaracaklar gibi görünüyor:)) Merakla bekliyorum.


Fragmanlar ve tanıtımlar da ufak ufak yayınlanmaya başladı orada burada... İşte tanıtımlardan bazıları: (Vural Çelik'in anlatımıyla 90lar)

İyi seyirlerrr:))))


Keşke ama keşke hiç bitmeseydi 90lar rüyamız:(((



Veeee soundtrack... Oya Bora - Sevmek Zamanı <3 Harika seçim!



ARŞİVDEN KOPARAN GAZETE HABERİ :))))

2010 Yılında çıkan haber:

İlk Türk Astronot"muşşşş:p

HABERİN ORJİNALİ İÇİN TIKLAYINIZ.


Gülmekten yazamıyorum bile:)))))))))))))))) Bu fotoğraf Tokyo Üniversitesi'nde kendini ilk Türk astronot olarak tanıtan ve doktora tezini kabul ettiren Yıldız teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden mezun birine ait:)))) Fotoğraf tabii ki photoshop:p Ben niye bu kadar güldüm? Adam mimar çıktığı için:p Tamam yaratıcılık, hayalgücü iyi hoş da bu kadarı için de şizofren olmak lazım:p Kandırmış, yutturmuş, etmiş bir de kendini inandırmış iyi mi:p

Haberden kısa bir alıntı:

"Uzay Asansörü” adlı projesiyle Japon ve dünya basınına konu olan, NASA’da iki yıl astronotluk eğitimi alarak “İlk Türk astronot” olduğu iddiasıyla ortaya çıkan Serkan Anılır, Japonya’yı karıştırdı.
2003 yılında Tokyo Üniversitesi’ne verdiği doktora tezinin yüzde 40’ı “aşırma” çıkınca bir anda ülkede bilim dünyasının tüm şimşeklerini üzerine çekti. Anılır’ın Türk Ulaştırma Bakanlığı’nın kendisini NASA’ya gönderdiğine dair belgenin de sahte olduğunun belirlenmesinin ardından yardımcı doçent olarak görev yaptığı Tokyo Üniversitesi, 37 yaşındaki Türk’ün doktora tezini iptal etti, üniversite ile ilişiğini kesti. Rektör Junichi Hamada, Yomiuri Shimbun gazetesine yaptığı açıklamada, “Şok içindeyiz. Bu inanılmaz bir durum. 130 yıllık tarihimizde hiçbir doktora tezini iptal etmedik, kimseyi görevden atmadık” dedi ve Anılır’ın doktora tezini kabul eden heyet hakkında da soruşturma açıldığını duyurdu. Anılır’ın internet sitesinde yayınladığı astronot fotoğrafının da fotomontaj olduğu ortaya çıktı. Illinois Üniversitesi ve İTÜ mezunu olduğunu belirten Türk’ün, bu okullarla da bir ilişiği olmadığı tespit edildi."

"2001 yılında kendisiyle Tokyo Üniversitesi’nde eğitim aldığını söyleyen bir Türk okul arkadaşı, “Onun bir yalancı olduğunu herkes bilirdi. Ama yalanlarıyla çok eğlenirdik. Bir keresinde odasında sahte bir NASA kimliği hazırlarken bile gördük. Bu yalanlarının eninde sonunda başına bir bela açacağı belliydi” dedi. Gelişmeler üzerine daha önce Anılır’ı yere göğe sığdıramayan Japon basını özür yazıları yayınladı. Japonya Uzay Geliştirme Ajansı da, Anılır’a ait olmadığını tespit ettiği 4 makalesini kronolojik listeden çıkardı. Anılır’ın kitabını basan yayınevi ise kitabın basımını durdurduğunu açıkladı.
Hakkında belgede sahtecilik, intihal ve nitelikli dolandırıcılıktan soruşturma açıldı. Fahri Büyükelçilik yaptığı Wakayama vilayeti Kushimoto ilçesi verdiği bu fahri elçilik ünvanını geri aldı. Anılır, hakkındaki bu olayların ardından Japonya’dan ayrılarak Türkiye’ye geri döndü."

O kadar yalandan sonra bile "ben zaten ayrılacaktım" demiş ya :p Karizmayı mı kurtarmak, çizilen kaportayı mı toplamak derler buna bilemedim:p Gerçekten komik:p Hadi yüzüne bulaştırdın da sıvama bari dimi:p

Bunlarda yorumlar da seçmeler:)

YURTTAN SESLER KORUSUNDAN DİNLEDİNİZ:))))
ŞAHANE PAZARLAR DİLERİMMMMM:)

17 Mayıs 2013 Cuma

RUJ DOSYASI #1 Pembe Rujlar

nilesi'nin pembeleri

Evde otururken makyaj çantamdaki bütün rujları ortaya döktüm ve bir ayrım yaptım. 3 serilik bir yazı olacak RUJLARIM. Önce pembelerden başlamak istedim. Hiç High - End marka rujum yok:((((( Elimdekileri bitirince artık farklı alternatiflere yönelmeyi planlıyorum:)))

İlk kez çoklu Swatch yapıyorum. Umarım doğru bir biçimde başarmışımdır. İçlerinde sadece son 2si lipgloss o kadar. Diğerleri stick ruj. Alttan üste doğru başlayalım bakalım.

1- Essence/ All About Cupcake 53: Yumuşacık yapılı, kolay sürümlü. Dudakları hiç kurutmuyor. Zarif duruyor. İçlerinde en yeni rujum bu. Niye bu kadar geç kalmışım almak için bilmem. Kokusu şeker gibi. Kabı plastik, sade, basit görünümlü. Renge bayıldım. Tam baharlık. Pastel tonlarda göz makyajıyla çok uyumlu. Pembe allıkla süper bir ikili. Kalıcılığı yapısı nedeniyle az haliyle. Keşke daha kalıcı olsaymış:/ Yine de alınası bir ruj.

2- Maybelline /146  Metallic Rose: Yazısı için buradan inceleyebilirsiniz. Bu ruj çok tercih edilenlerden. Bir çok blogda görebilirsiniz swatchlarını. İçinde simler olan bir pembe tonu. Frost görünüş bende çok yapay duruyor. Bu ara dudaklarım kupkuru olduğundan iyice kötü görünüyor. Kullanamıyorum malesef:/ Kullanıcıya göre tabii ki değişir fikirler. Rengi için şans verilebilir. Yaza uygun bir renk çünkü:) Bir kalem bir ruj ikilisi işte bu:)

3- Rimmel London /Kate Moss Pembe seri 19: Diğerlerine göre daha mat yapıda, opak, dudaklardaki hataları çok belli etmeyen güzel, uygun fiyatlı bir ruj. Doğal tonlu bir pembe. Dudak rengine yakın. Günlük kullanıma uygun. 3 saate kadar tazelemenize gerek olmayan bir ruj. Severek kullanıyorum.

4- Maybelline /315 Rich Plum : Favori rujum. Aldığım günden beri çok severek kullanıyorum:) Burdan Sequin'e tekrar teşekkür ederim. Yazısı için buradan inceleyebilirsiniz. Kate Moss 19'un bir ton koyusu ve hafif kahveye bakanı.

5- The Body Shop 14: Tamamen rengine kanarak aldığım bir ruj oldu kendisi. Pembenin en tatlı tonlarından biri. Kalıcılığı yiyip içtikçe tazelemenizi gerektirecek türden. İlk aldığımın kokusu berbattı ve ruj 15 gün içinde resmen eridi, ortadan kırıldı ve hamur gibi kullanılmaz hale geldi. Götürdüm, incelediler, ruj yeni tarihli olmasına rağmen nasıl bu hale gelmiş diye çok şaşırdılar ama anında değiştirdiler. Yapısının bitkisel içerikli olduğunu ve bu yüzden çantada taşınmayacağını, buzdolabında saklamam gerektiği söylendi. Yenisini alıp dolaba attım ve hiç açmadım. Geçenlerde aklıma estiğinde açtım, kullandım. Sert yapılı, diğer aldığımla hiç alakası olmadığını gördüm. Kokusu yine kötü ama diğeri kadar katlanılmaz değil. Bazıları da benim aksime seviyorlar bu kokuyu. Kullanana göre değişir tabii. Almadan önce mutlaka iyice inceleyin derim:) Bu arada açalı 1 ay oldu. En ufak bir bozulma, yumuşama yok. Hatta sert bile diyebilirim. Hata diğerindeymiş resmen. Yine de mecbur kalmadıkça kullanmam. Soğudum:/

6- Clinique High İmpact Ruj: Burada yazdıklarımın içinde en eski rujum olur, kendisi 3 yıllık. Artık sona yaklaştık. Epey kullandım hatta sıkıldım diyebilirim. Veda zamanı geldi. Artık bu renk üretilmiyormuş. Numarası yok ama bütün standı inceledim cıkkk... Tatlı bir pembe coral tonlu bir ruj. Nemlendirmesi orta. Rengi bronz tende şahane duruyor. Kendinden sedefli. Çok severek almıştım. Dudaklarım koyu olduğundan 2 kat sürünce kırmızıya çok yaklaşıyor. Ben her 2 türlü de kullanmayı seviyorum. Kalıcılığı orta. SMOKEY GÖZ MAKYAJINA DÜŞMAN:)))) En çok şeftali, bronz tonlu göz makyajlarına yakışıyor.

7- Flormar Longwear L12: İşte şeker pembesii:))) "Artık kırmızı hariç renkte ruj kullanacağım" dediğim bir anda almıştım. Uygun fiyatı, kalıcılığı, opaklığıyla kalbimi çaldı. Tam bir pembe. İddialı bulanlar olacaktır bence. Ciyak ciyak buradayım diye bağırmasa da "buradayım" diyor hani:))) Uygun fiyatlı opak bir ruj arıyorsanız tavsiye edebilirim. Bütün kış severek kullandım. Kalıcılığı tatmin edici. Peçeteyle hırpalamazsanız 4 5 saat götürür. Yoğun göz makyajı yapmışsam sürmekten kaçınıyorum.

8- Revlon Colorburst 090 Sweet tart : İnternette swatchlarını gördüğümde bayılmış ve Türkiye'de neden yokk diye üzüldüğüm bir rujdu. İlk fırsatta giden birinden sipariş ettim ve geldi. Yapısı inanılmaz güzel. Yumuşacık. Hafif sürüldüğünde parlatıcı gibi de kullanılabilir. Ben Essence'in dudak kalemleri üzerine de uyguluyorum:))) Harika duruyor. Ben biraz fazla sürünce neon duruyor:p Tam bir joker eleman. Yazlık bir renk yine cıvıl cıvıl. Kalıcılığı da beklediğimden çook çook iyi. Dudakları hiç kurutmuyor, aksine yumuşacık yapıyor. Lipbutter zaten. Katı yağ havasında ama yağlı değil. Tanımlayamadım:)))) İyi ki almışım çoook seviyorum. 10 günde epey kullandım azalınca üzülüyorum:/ Her türlü göz makyajına yakışıyor.

9-  Rimmel Apocalips 101 Celestial: Apocalips serisinin bence en güzel rengi. Tatlı hafif kahve tonuna kaçan günlük kullanıma çok uygun bir sıvı ruj. SON İNDİRİMLERDE ALMAYAN KALDI MI ARTIK BİLMİYORUM:)))) Yapış yapış değil, sürmesi biraz problemli. Dişlere bulaşabiliyor fazla sürünce falan. En ideali sürdükten sonra peçeteyle fazlalığını alın, ince bir kat daha geçin 2 3 saat götürür:)))) Serinin en alınası rengi budur.

10- Rimmel Apocalips 501 Stellar: Yazısını buradan inceleyebilirsiniz. Canlı mı canlı, kendini gösteren, hiç tarzım olmayan ama evde ara ara sürüp sokağa çıkmaya çekindiğim sıvı rujum:)))) Denemeden almayın derim:) Fazla iddialı neon bir fuşya kırmızı arası. Simsiyah eyelinerla çok yakıştırmışlardı bana. Ateş kırmızısı görünüyor fotoğraflarda :p

Bir de Seregon'umun gönderdiği Avon Pink Winky var:) O da kuzenimde olduğu için çekemedim. Stellar kadar iddialı bir neon pembe daha. Tam bir yaz rengi. Eli sürerken korkak alıştırmak lazım:p Rengine bayıldım ama dışarı sürmeye korkuyorum Banu Alkan muamelesi göreceğim diye:p Beyaz tenli ve açık renk dudaklara sahipseniz size gerçekten çok yakışacaktır.

Pembiş rujlarım bu kadarr:))) İçlerinde en çok kullandığım Rich Plum. Sabah sürmesem bile yemekten sonra ruj tazeleyeceksem elim mutlaka ona gidiyor:))) KURTARICIM! Sabah evden çıkarken de en çok Essence , Rimmel Celestial ve Flormar L12'yi tercih ediyorum.

Siz en çok hangisini sevdiniz?????? Öneriniz olursa yorumlarınızı beklerim:) Sevgilerimleee...

Ojeli Post #4 FLORMAR SUPERMATTE M117

 Havalar ısındı, rengarenk baharlık ojeleri sürmek keyif vermeye başladı sonunda. Bugün enerjik cıvıl cıvıl bir ojeyi tanıtacağım:)))

Supermatte serisi aslında mat olmaktan çok uzak bir seri:)))) Ha opak demeye çalışmışlarsa eyvallah:))))) Mat değil ama rengi/tonu NET bir seri gerçekten çok başarılı. Tek katta rengini veriyor, tırnak çizgisini belli etmiyor. O açıdan klasik Flormar ojelerden 1 tık daha iyi diyebilirim.
Klasik Flormar fırçası. Kapak uzun olduğu için ve 2 yanda fotoğraflarda gösteremediğim kaymaz tutma noktaları var ki iyi düşünülmüş bir ayrıntı bence:)

Renk tam bir şeker pembesi. Işığa göre neonlaşıyor bile diyebiliriz.   Fotoğrafta Coral dursa da pembeye daha yakın. Yanık tende mükemmel duracağına hiç şüphe yok. Ben renge bayıldım tek kelimeyle. Sürün sürüştürün içiniz açılsın:)

P.S Merak eden olursa Serçe parmağımdaki oje Golden Rose 08. Bej tonu. Üzerine de Pastel'in yılbaşına özel çıkardığı seriden 316 Glitter (pembe altın) rengi.

CİAO!
 

Kozmetik# 15 The Balm Put A Lid On iT Far Bazı

Şimdi size "Gratis Anneler Günü İndirimi" ganimetlerimin en kıymetlisini tanıtacağımm:))) Birkaç blogda görüp "almazsam olmazzz!" dediğim anda Urban Decay'ime kavuştum. Ama onu kullanmaya kıyamayacağımı anlayınca ve indirimdeki 12.75lik fiyatı görünce hemen atladım; "istiyorum, bulun!" diye:))) Çekmeceleri talan ettiler, kalan son 1 paketi bulmak için yarış ettiler ve 15dk.lık uğraşın ardından kavuştum:)))) Benden duyan 2 kişi de ısrarla bekleyeceklerini söylediler ve baskı kurdular başımda resmen. Elime aldığımda da panter gibi uzaklaştım reyondan:p Neme lazım çantayı vurup elimden kapıp kaçarlar falan:p

Kısaca bahsedersek:
Bir kere ambalajı kullanışlı. Minicik tüp ağızdan ürün ziyan etmeyi başarmanız mümkün değil. Birer nokta 2 göze de yeter. Bu açıdan uzun süre gidecek bir ürün.
Kapatıcılığı yok.
Kendinden sedefli bir görüntüsü var.
İlk sürüşte yağlı hissettirse de sonrasında his kayboluyor. Kadife gibi görünüyor.
Asla çizgilere dolmuyor, topaklanma yapmıyor.
Kalıcılığı beklediğimden de iyi. Aldığım günden beri kullanıyorum. Bugün 12 saat sonrasında bile göz makyajım olduğu gibi yerindeydi. Akmadan, bulaşmadan. Tazelemeye gerek bile duymadım.
Kullanımı basit: Far bazını gözünüze sürün. O yağlı his 1-2 dk sonra ortadan kalkacak zaten. Gittiği anda farınızı uygulayın. Sonra unutun:)
Her far bazının yapması gerektiği gibi farın rengini belirginleştiriyor, rengini sabitliyor. Bu işi de en iyi şekilde yapıyor.

the balm sedefli far bazı
Elime aldığım miktar 2 kişiye fazla fazla yeter:)))) Siz minicik 2 nokta kadar alın derim :p

İndirimsiz hali 27tl gibi bir şeydi. O fiyattan alsanız bile üzülmeyin. Kesinlikle değecek inanın.
Kullanan var mı aranızda?? Yorumları beklerim her zaman. Öpüldünüz hanımlarr :))))

16 Mayıs 2013 Perşembe

Mekan Önerisi :Viktor Levi Şarap Evi

Ben ilk defa Aralık ayında gittim. Yine kuzenle birlikte. Amaçsızca dolaşıyorduk hafiften kar yağıyordu, çok üşümüş ve ıslanmıştık. ŞARAPPP diyerek aynı anda birbirimize baktık. Veee işte mekandaydık.
Rezervasyonsuz 2 ıslak ve ürkek kedi gibi daldığımız için bizi uzak bir köşeye attılar. Sonra hemen kimi arasak diye düşünüp telefonlara sarıldık:p 3 kişi olunca epey rahatladık:) Masamız değişti falan. Evet çok hoş bir ilk izlenim değildi ukala garsonun yaptığı ama o gün keyifliydik ve bunu hiç kimse bozamazdı.

 Listenin en üstündeki beyaz şaraba odaklandık. Bence gayet iyiydi. Kendi şaraplarından biriydi. Denemenizi tavsiye ederim. Kırmızı şaraptan pek anlamam. Çok da bayılmam çünkü uykumu getirir 2. kadehten sonra. O gün de tıkabasa yediğimizden ne peynir tabağı ne yemek sipariş etmedik. Şarap da güzeldi( yumuşak içimli). 2 kişi gayet rahat bir büyük boyu bitirdik. Fiyat da uçuk değil genel olarak. 

Ortam güzel. Sıcak döşenmiş. Ağırlıklı olarak ahşap kullanılmış. WC girişindeki (çarpma)kovboy kapısı bana oldum olası itici gelmiştir. Bence tek eksisi bu. Onun dışında gayet zevkli dekore edilmiş diyebilirim.

Yaz içinse 2 kademeli bir bahçesi var. Orta büyüklükte diyebilirim. Genelde Fransızca klasik şarkılar çalınıyor. Oldies dersem aşağı yukarı tanımlamış olurum sanırım:) Aslına bakarsanız ortam gayet romantik:) Sağımızda solumuzda romantik çiftler de vardı. Mekanın en gürültücüleri bizdik. Hatta bir ara kovacaklar herhalde dedim. Neyseki lise buluşması falan sandılar da kimse bir şey demedi:p 

Yemeklere gelince menü içeriği orta karar diyeyim. Herkesi memnun edecek belli başlı yemekler mevcut. Başlangıç, ara sıcak ve ana yemekler var. Salatalar ve makarnalar var. Fajitasını övmüşlerdi onu söyleyebilirim. Ben yemedim. Hellimli rozbifli salata yedim son gidişimde. Orta karar diyebilirim. Kuzenim mozarellalı salatadan pek memnun kalmadı :)))) Peynir tabağı lezzetliydi. Yalnız tabaktaki haşlanmış kabuklu yumurtaya anlam veremedik:))) Eğlencemiz oldu epeyce:D Gecenin sonunda yumurtayı dilimleyip karabiberleyip ortaya koymuştuk:))) Bir baktık nasıl olduysa yenmiş:p Kimse yediğini kabul etmedi ama :p Neyse...

Biz geçen hafta 10 kişi gittik. 8kişilik rezervasyon yaptırmıştık ama +1lerle 10'u bulduk. Son sandalyeleri bulmak için epey mücadele eden ekibe teşekkür ederiz:)))) 2 yıl önce yaz dönemi EC Malta'daki arkadaşlarla buluşalım dedik. Bu arada grubun tamamı Türk. Kuzenim ve ben hariç herkes birbiriyle Paceville'deki Hugo's un terasında tanıştı:))) Ve orada kaldığımız 1 ay boyunca hiç ayrılmadık. Hastayken ilaç götürdük, çorba pişirdik birbirimize vs. Şanslıydık. İyi ki tanışmışız:)))))) Herkes çok alakasız yerlerden üşenmedi kalktı geldi. Silivri, Avcılar ve İzmit'ten kalkıp gelen vardı.  Bu sefer Kadıköy'de olsun, hem kasmasın, hem ulaşım rahat olsun, hem mekan güzel olsun istedik vee doğru yerdeydik. Bir çoğu ilk kez geldi mekana ama hepsi çok sevdi. Kuzenle birbirimizi seçimler için tebrik ettik gecenin sonunda :)))) 

Hafta arası olmasına rağmen kalabalıktı. Rezervasyonsuz gitmemenizi öneririm. Özellikle de 3 kişiden kalabalıksanız. Bahçesi yeşillik içinde, hafif esintili, insanı boğmayan, Kadıköy'ün ortasında olduğunuzu hiç hissettirmeyen huzurlu bir mekan. Hem arkadaşlarla buluşup iş çıkışı muhabbet edilecek, hem sevgiliyle gidilebilecek bir mekan. Akşam gidecekseniz şal almanızı öneririm:) Biz donduk.

Bu yazı da bu kadarcık:)) Seveni, müdavimi olanı var mı aranızda??  Umarım gider beğenir, hoşça vakit geçirir beni anarsınız:)) 

İyi gecelerrr!!!!

Adresi: Adres: Caferağa Mahallesi Moda Caddesi Damacı Sokak No:4 Kadıköy (Reks Sinemasının arka sokağı)
Telefon: +90 216 449 93 29

14 Mayıs 2013 Salı

Roaccutane Günlüğü#6 Kontrol

Bugün tahlillerimi göstermeye doktoruma uğradım. Aslında sonuçları 2 hafta önce aldım ama göstermeye  fırsat bulamamıştım bir türlü. Randevusuz gidince sorun çıkarıyorlar bankodaki kızlar:/ Efenim tekrar hatırlatayım 40 mg.lık doz kullanıyorum. Şu an 3 haftalık aranın 2. haftasındayım. İlacı kullanmaya başlamadan önce kolestrol problemim yoktu. Ailemde genetik bir yatkınlık var kalp rahatsızlıklarına ve kolestrole karşı. Kilolu da hiçç kimse yok aslında ama bir tombik benim:((( 1 ayın sonunda kolestrolüm 70 puan birden yükseldi. Genetik yatkınlığın da ani yükselmede etkisinin olduğunu söyledi. Halsizliğimin sebebi buymuş. Beslenme düzenimi hiç değiştirmedim, alkol almadım, aşırı yağlı yemedim vs. Sadece çikolata ve dondurmayı biraz abartmış olabilirim:) Doktorum şaşırdı sonuçları görünce.  Yine çok vahim bir durum yok tam sınırdayım ama devam edersem neler olacağını merakla bekliyoruz. Haftaya aynı dozla başlayacağım tekrar ve 1 hafta kullanmamın sonunda tekrar testler yapılacak. Sonuçları değerlendirip karar vereceğiz.

Bunun dışında baş ağrıları ciddi bir yan etkiymiş. Ciddiye alınması gerektiğini söyledi. İlacı bıraktıktan sonra baş ağrım da azaldı haliyle. Takip edelim dedi en son. İlacı bıraktığımda yüzüm pamuk gibiydi ama bu ara yine bozuldu:/// 2 Akne, 2 de beyaz başlı minik sivilce çıktı. 1 i de yolda hissediyorum. Yine de kötü olmadığını beklenen bir gelişme olduğunu söyledi. Son gördüğüne göre iyi bulduğunu belirtti. Cildim aşırı hassas deyip duruyordum ya bugün kendi de inandı artık:)) Koluma ve sırtıma baş parmağını bastırarak kuruluk ve kızarıklık testi yaptı. Ortalama 20sn. de kaybolması gereken beyazlık ve kızarıklık kaybolmadı:p Akne sonrası lekelerin neden kaybolmadığı anlaşıldı dedi. Leke bırakmaya çok meraklı bir cildim var. Hayırlısı:/

Bir de spor yasak ama acilen kilo vermem gerektiğini söyledi. Kolestrolü düşürmek için diyet yapacağım artık. Tam final dönemim, proje tepetaklak, bir de mezuniyet stresi derken nolacak bu halim hiç bilmiyorum:/// Çıldırmalarla dolu 1 ay olacak tahminimce. Allahım sen bana sabır ver!!!

Gelişmeler bunlar şimdilik. Haftaya extra bir durum olursa yine post yazmaya çalışırım. Roaccutane Günlüğü'nün yanında bir de diyet günlüğü tutacağım anlaşılan:))) Bakalım neler olacak:))) Sıkıntıya gelemeyen bünyeyi adam etmeye uğraşacağım bakalım. Sabır testi işte şimdi başlıyorrr!!!!

Öpücüklerr!

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Tasarım #3 Apple ve Tasarım Aksesuarları



MİREBAĞĞĞĞ:))))) YİNE BEN. Niye tasarım aksesuarları dedim? Çünkü Apple artık günlük hayyata kullandığımız aksesuarlara teknolojiyi ekledi. Saç bantı hep vardı ama buna kulaklık özelliği ekledi. Ne lüzumu vardı:p

Şu kulaklığa bakar mısınız allaşkınıza:)))) Tasarımcısı Sang-hoon Lee Tamam klasik Apple çizgisinde. Konsepte, vermek istedikleri imaja uygun. Sade. Geometrik ve simetrik ölçülerde. Tamam BEYAZ! Bunu gözümüze sokacak kadar beyaz. Ve taca benziyor. Saçımız önümüze düşmesin diye taktığımız bildiğimiz taca.  Zaten adı da : The Apple Hairbands:))))) Buradan İnceleyebilirsiniz.















Şık değil. Kablosu olmaması cabası. Dümdüz hareketsiz hatlarıyla kafamda ne idüğü belirsiz, esprisi olmayan bir zımbırtı. Kafa ağrıtır bir süre sonra bence. Katlanabilirliği yok. Malzemesinden ötürü boyunda durmaz. Yanında sürekli orta boy bir çanta bulunması lazım sıkılınca koyabilmek için. Sırf tasarım diye kullanışsız bir ürüne yüzlerce dolar vermek niye???  Miss gibi Sennheiser Kulaklıklar dururken. Pehhhh!


Buyrun burdan devam edelim. 2. ürün ise yüzük:)))) LOTR'dan apartmadılarsa nolim bak. Bu kadar da iddalıyım. Bir yüzüğün güç sembolü olması, dünyayı ele geçirecek anahtar olması ve aynı zamanda karanlık olması ilham verici:p Çok klişe çook. Nerdler için tasarlanmış muhtemelen. HeadBAND fikrinden daha estetik ve kullanışlı olması su götürmez. Designed by Victor Soto in 2007 olduğuna göre kesinlikle haklılık payım var:) 



Buradan inceleyebilirsiniz.        

Bu gecelik bu kadar:))))) Yepisyeni tasarımlar bulur bulmaz paylaşacağım:)))))))))))

NOT:  Epıl ürünlerini sevmediğimi söylemiş miydim;))))) Bir tek Ipod'um var. O da hediye zaten:)  Iwatchz özelliği sayesinde gayet kullanışlı oldu:) Bileğime takıyorum hoop handsfree :)))) Ciao!

                                                         

KOZMETİK 14# Maybelline Rimeller / The Colossal Cat Eyes ve The Falsies Black Drama

Uzun zamandır bu 2 rimeli de kullanıyorum ve bayılıyorum. Niye bu zamana kadar yazmadım hayret doğrusu:) Bugün 3. kez 2sini birden stokladığıma göre yazma zamanımın geldiğine karar verdim. Maybelline rimelleri oldum olası sevmişimdir. İlk rimelim yine Maybelline'di. Klasik Volume Express Waterproof (açık mavi kapta)tu. Sıradan ama iş gören bir rimeldi. Neden daha çarpıcı olmayayayım diye düşünüp, bir gün Cat Eyes'ı almamla birlikte yılların alışkanlığına son verdim.

Fırça tipi olarak kıl fırçalardan hoşlanırım. Silikon fırçalar yapıştırıyor kirpiklerimi uzatmak yerine:/ Bir de geçenlerde L'oreal standındaki görevli hatundan Lancome, L'oreal ve Maybelline'in aynı gruba ait olduğunu ve ürün içeriklerinin aynı olduğunu öğrendim. Lancome'un satış stratejisi olduğunu, basit farklar ve daha ucuz ambalajlarla farklı kesimlere hitap ettiklerini öğrendim. Ki Lancome'un gül kokulu rimellerinden hoşlanmadım diyebilirim. Gözüme sürdüğüm bir ürünün parfümlü olması aklıma direkt olarak milyonlarca kimyasalın varlığını çağrıştırıyor. Herhangi bir alerjik reaksiyona sebep olmadı ama huylandım bir defa.

Ayrıca madem öyle sırf janjanlı ambalajı için ekstra para ödeyeceğime uygun alternatiflerinden gayet memnunken bildiğim gibi devam edeceğim:) Bu kadar girizgahtan sonra konuya serbest dalışa geçme vaktidir.

Kirpiklerimden bahsedersem eğer seyrek, uzun ve kıvrıktır. Gündüz makyajlarımda genelde Cat Eyes'ı kullanırım. Bu rimel kirpiklerimi ekstra dolgunlaştırmadan tek tek ayırır, uzatır 2 katta örümceksi ama gayet doğal ve belirgin kirpiklere kavuşursunuz. Bu rimelin çok beğenilmediğini okumuştum bazı yerlerde. Kimin ne beklediği çok önemli. Dolgunluk beklerseniz maalesef bu rimel bu işleve göre yapılmamış. Fırçasına bakarsak yapı itibariyle OVAL yapıda ve kısa kıllı bir fırça. Ben hatta ilk gördüğümde bu çubuk mu uzatacak demiştim:/ Kullanılışı basit. Yay kısmını kirpiğinizin dibine kadar getirip tam olarak oturtmalısınız. Sonrasında tarayarak 2 3 defa üzerinden geçin. Tam kurumadan 2. katı geçin. Bir süre kırpıştırmayın:))))) Bulaşabilir benden söylemesi. 1. aydan sonra sıvımsı yapısı daha bir toklaşmaya başlıyor. Rahatça kırpabilirsiniz:p Gerçi artık alışacağınız için sürmeye sıkıntı yaşamazsınız. Sulugözlüyüm. Bu rimelle de ağladım ama pandaya dönmedim. En fazla olan kaş altıma bulaştı birazcık siyahlık o kadar. Onu da ıslak mendille toparladım bitti:p Onun dışında akma bulaşma dökülme yok. Alt kirpiklere de çok rahat sürülüyor. 


Falsies Black Drama ise simsiyah dolgun kirpikler için ideal. Bu fırça uzatmak için değil dolgunluk vermek için tasarlanmış yapacak bir şey yok:p Gündüz çok tercih etmiyorum ama eyeliner sürmüşsem eğer mutlaka bu rimeli sürüyorum. Gece makyajımdaysa Cat Eyesla birlikte kullanıyorum. Önce 2 kat Cat Eyesla uzatıp üzerine Falsies sürdüğümdeki görüntüden memnunum. Gerçekten belirginleştiriyor. Vermeye çalıştığınız vurguyu tam 12den vuruyor. Başka bir rimelde bu etkiyi göremedim. Takma kirpik etkisi dersek bence en çok bu rimelle yaklaşırsınız o görüntüye. Cat eyes size bunu vermez.

Bu rimelin tek eksisi kirpiklerden zor temizlenmesi:/ Onu da Yves Rocher Çift fazlı temizleyiciyle çözdüm. Mutluyum:))
Ben ambalajına da ayrı vurgunum. O siyah dantel detayı falan gerçekten hoş düşünülmüş ayrıntılar:) 
Annem de Klasik Falsies'i kullanıyor. Ben sıradan buldum. Bayılmadım ekstradan. Ha kötü mü tabii ki değil. Ben mükemmel kombinasyonumu bulduğum için tatmin etmedi diyelim:)

Ortak eksi yanları ağladığımda az da olsa bulaşması:/ O da sanırım kat kat sürmemden ötürü. Uygun fiyatlı, sıkça indirimde yakalayabileceğiniz, çabuk kurumayan ve kullanmak için kafa yormayacağınız rimeller istiyorsanız iç rahatlığıyla önerebilirim. Umarım memnun kalırsınızz;))) Öpücüklerrr!

P.S iLK BAŞTAKİ YAZIM HATASI İÇİN ÖZÜR DİLERİM:))))) THE COLOSSEUM YAZMIŞIM DA:/ THE COLOSSAL OLARAK DÜZELTTİM.. MESLEK AŞKI İŞTEE <3 NAPARSINIZ:)))) Anlayışınız için teşekkür ederim:))))

10 Mayıs 2013 Cuma

Yazısı Yazılacaklar / En Yeniler

Bu ara parça parça o kadar çok şey almışım ki farkında olmadan birikti bir sürü şey. Zaman içinde deneyip gözlemlediklerim de var, sayısız kez bitirip yenilediklerim de. Sırasıyla yazacağım elimdeki ürünleri. Siz de öncelikle istediklerinizi yorum olarak belirtirseniz en çok oy alandan aşağı doğru sırayla yazmaya başlayacağım.

2 hafta sonra SON finallerim başlayacak. Biraz aksatabilirim yazıları. Belirtmek istedim:) Sonra mezunum ve iş arama dönemine gireceğim:)))))) O zaman bolca birlikteyiz:)

1- Lancome Hypnose Doll Eyes Rimel
2- Lancome Tresor Midnight Rose EDP kofre
3- L'Oreal Wings Rimel
4- Bourjois 08 Tekli far (sedefli bej)
5- Urban Decay Primer Potion
6- Physicians Formula Happy Booster Allık Rose
7- Make Up For Ever 20- Satin Blood Orange Sculpting Blush
8- Babor HSR Göz kremi
9- Revlon Lip butter - 090 Sweet tart
10- The Balm Put a Lid On it Far bazı
11- Seche Vite Top Coat <3
12- Lush Mint Juups
13- Rival De Loop 101 nolu Ruj


Liste şimdilik bu kadar. Bloglarda çokça rastladığım ürünlere yer vermemeye çalıştım. Arada oje yazıları da eklerim. Nefis renklerim var:))))) Beni izlemeye devam edinnn;)

YORUM BIRAKMAYI UNUTMAYINNN!

ANNELER GÜNÜ İNDİRİMİ/ ALIŞVERİŞ POST.U #5

Alışveriş çılgınlarını her türlü tavlayacak Gratis indirimi cepleri boşaltmaya devam ediyor hanımlar:)) Benzer bir alışveriş yazısı için buradan. Bu sefer pek bir ihtiyacım yok nasılsa deyip girdiğim Gratis'ten ufak bir siftah yaptım:p Bu sefer sadece kendime değil gerçekten anneme de allık ve kalem aldım:)))) Bu arada annem hiççç makyaz yapmaz:p Doğal güzellik kendisii. 3 defa maşallah maşallah maşallahh diyeyim:p Uzun zamandır hiç olmazsa bir kapatıcı, bir allık sürsün diye uğraşıyorum ama cıkkk! Fratboy'un güzelliğine vurulur diye ümit ediyorum:/ Olmadı yine bana kalacak çünkü.

Genel görünüş budur. Bir tek FratBoy eksik:/ Onu da artık görmeyen kalmamıştır diye düşünüyorum:))

1- Benri BeyazSabun kokulu el bezi
2- Swisspers 32'li fondöten süngeri
3- Cala Salatalık özlü makyaj temizleyici mendil
4- Maybelline cOLOssAL vOluME eXpReSs Cat Eyes Mascara
5- Maybelline The Falsies DraMA bLACK Mascara
6-The Balm Put a lid on it Far bazı
7- The Balm FratBoy Allık
8- Essence Bling Bling göz kalemi yazısı için buradan.
9- Essence 67 ve 68 numara farlar.

Bu alışverişte genelde sevdiğim ürünleri topladım. Essence farlardan genel olarak fiyat performans açısından çok memnunum. Belki bir iki tane vardır sevmediğim ama onun dışında sevdiğim bir marka. Göz kalemi dersen Bling- Bling hayatımın kalemi diyebilirim. İnsanlar her makyajımda görmek istiyorlar:) Bana çok yakıştığını düşünüyorum. Her farla inanılmaz uyumlu. Kirpik dibine incecik çekin ve tataaa:)))) Aydınlık bir görüntü elde edeceksiniz.:)
Maybelline rimellere aşığım resmen. Çünkü kirpiklerimle gerçekten çok uyumlular. Bu 2 rimeli de 3. alışım. Çok memnunum ikisinden de. Kıl ve oval(yay şeklinde) fırça olduklerını söylemeliyim. Detaylı yazılarını yazma zamanım gelmiş:))))) Uzun, kıvrık ama seyrek kirpiklere sahibim. Bana önerebileceğiniz WATERPROOF rimel varsa lütfen yazın:))
The Balm ürünlerine zaten bayılmayan yok. Memnun kalmadığım hiç bir ürünü yok elimde. Urban Decay'im olmasına rağmen far bazını aldım. Çünkü günlük kullanımda The Balm kullanmak istiyorum:))))) UD'ye gerçekten kıyamıyorum.
Makyaj süngerlerini önceden alıp çok beğenmiştim. Yedekledim. Makyaj temizleme mendillerini ilk kez deneyeceğim. Umarım cildimde yanma vs. yapmaz:/

Bu alışveriş postunun da sonuna geldikk:) Merak ettiğiniz bir ürün varsa öncelikle yazarım:)

SEVGİLER.

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Yine daraldımm

Nedir benim şu küçük insanlardan çektiğim:/ Kimseyle muhattap olmuyorum okulda diye merak edilebilir miydim bundan daha fazla acaba ????? Hakkımda uydurulanlar, çıkan dedikodular falan hepsi bi yere kadar da şu 4 yıl içinde beni nasıl çileden çıkarıp delirttiler ben de anlamadım:s Bu yeni nesil gerçekten bir tuhaf. Nesil tarifim de şu dur: 90 ve sonrası doğanlar! Anlam veremiyorum valla bunları nasıl büyütmüşler????

Öyle bir nesil ki benim gözlediğim kadarıyla ;
- olaylar sadece onun başına gelir ya da sadece onun yaşadıkları önemli, diğerlerininki tü kaka,
- kendini aşırı önemseyen,
- bireysel, yüzeysel,
- küçük kadın gibi davranmaya ta lisede başlamış,
- yaşından beklenmeyen bir bezginlikte,
- sanırsın ki dünyayı yemiş yutmuş, her şeyi görmüş bilmişlikte,
- biri onla muhattap olmuyorsa illa kendini farkettirecek diye kendini paralayan,
- sevgilisinden ayrıldı mı dünyası yıkılan, kankalarını toplayıp nerdeyse woodooo ayinleri düzenleyen,
- her dakka "kankaaa yaa" diyen kız tipleri, önüne gelene "kardeşim" diyen erkek tipleri,
- ileri doz laubalilik,
- ikiyüzlülükte aşmışlık,
- hı ok ok çular
- "haccanımm haccanımcılar"
- yüzüne canım, arkasını döndüğünde ne manyaklığı, ne psikopatlığını bırakmayan dedikodu kazanları kaynatan vs. vs. vs. dahası da var da neyse.

Beni cidden rahatsız eden aşırılıkları, gereksiz samimiyetleri, menfaatçilikleri. Doğrucu Davutluğum sağolsun bozmadan, laf sokmadan duramıyorum. Evet iticiyim doğrudur. Ama etrafımda onlardan olsun istemiyorum ki:)))) Nasıl anlatılır, izah edilir ben yolunu bulamadım. En sonunda kimseyi önemsememeye, nerdeyse dinlememeye başladım. Yok. Bu sefer de arkadan konuşmalar başladı. Yüzüne karşı laf soktuklarım, bi hata bir açık yakalayamayınca kendileri uydurur oldular. Adam olup yüzüme söyleseler ya keşke beni zevkten mahrum bırakıyorlar UNKNOWN DEDİKODULARIYLA:)))))

Kısacası başta eğlenceli olan artık baydı. Benim 4 yıl boyunca tek kelime etmeye tenezzül etmediklerim bile ulu orta saçmalamaya, atıp tutmaya başlamışlar. Birini bugün tesadüfen öğrendim. Kimlikleri gizli maalesef benden. Gider saç baş yolarım, ya da laf söyler morartırım diye sanırım:) 6. hissim de güçlüdür. Birini baştan sevmediysem kesin bişeyi çıkar zaten sonradan:) Herkes şaşar kalır.

Beni sevmeyen takip etmesin, arkadaş olmasın, etrafımda dolaşmasın ama arkamdan da laf etmesin yau. Bitirip okulu defolup gidicem şurda sessiz sedasız. Derdim ORTAM YAPMAK değil ki. Ben HUZUR ARIYORUM... kavga değil ki. Üstelik de gayet hassas, alıngan biriyimdir. Pek kibar sayılmam, kendi halinde denilebilirim belki, insanlarla olmayı da severim, yıldız olmayı da ama mod değiştirip melankolik takılmayı da. Oldum olası sivri dilliydim, lafımı hiç sakınmadım, doğru bildiğimi insan kaybetmek adına bile söylemekten geri durmadım. Kazık atan değil aksine yiyen oldum. Gidenler geri döndü çoğu kez. Kıymeti yokluğunda anlaşılanlardan.

Kaybedilecek biri değilim. Kötü gün dostuyum. Çoğu iyi günde yokumdur hatta nedense. Çok sitem edilir bana. Neden yokum? Olsam nolcak. İyi zamanda herkes etrafında bolca bulunur zaten. Farkım olsun dimi? Asıl neden hep gerilirim nedense kalabalık arasında. Bişi yapar gene moda girerim ama kendimi zorlamaktan yoruldum. Uyumlu olmak, davranmak beni  bunaltıyor. Artık ilgi çekmekle bile ilgilenmiyorum:) Bana gel dert anlat dinliym çözeyim, omzumda ağla... Dert anasıyım ben:)
Benim malzemem insan. Gözlemlerim, incelerim, süzerim. Bunu da uzaktan yaparım. Çoğu kez de eğlenirim. Duvarlarımı çektiğimde bana ulaşamazsın. Demek ki rahatsız edici olabiliyormuşum.

Hep seçiciydim. Etrafımda az ama öz insan olsun diyenlerdenim. Kendime hiç EN İYİ ARKADAŞ DEDİRTMEDİM DE, SEÇMEDİM DE. Herkese eşit davranmayı uygun bulurum.  Kimseyi etrafımda boş yere bi gün lazım olur diye hoş tutanlardan değilim. Ortam insanı hiççç değilim. Biraz huysuzum, epey inatçı ve fevriyim. Yapılanı unutmam ama içten özre de hiç dayanamam. Kinci de değilim. Kızdığım şeyi 5dk da unuturum. Ben kızgınken söylenen her şeyi vıdı vıdı sayar, çoğunu ne dinlerim ne umursarım. Tek dileğim yalnız kalmaktır. Anlayıp susan beni kazanır. Sakinleşiyim başımın üstünde yeri var. Eleştirsin de. Ki gelemem eleştiriye. Tepkim sert olur genelde. Tamam mükemmel değilim. Kabul. Beğenmeyen gelmesin o zaman. Kimse için değişemem ki.
Bugün de benzer olaylar silsilesi yaşadım. Aşırı yıprandım.  Zaten panik atak krizlerim sıklaştı bu ara stresten mi nedir. Bana huzur lazımm.

BİTSE DE GİTSEK YETERRRRR!!!!! Ne çektim beeeeeeeeee!!!!!

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Roaccutane Günlüğü #5 Kullandığım Ürünler

Roaccutane tedavi süresince cildimin tipi değişti. Eskiden yağlıya dönük karmayken şu an yanaklarım kupkuru oldular. Alnım kurudu. Burnum hala parıl parıl:p Siyah noktalar azaldı. Çenemse kurumaya yüz tuttu diyebilirim:p Örneğin, göz altlarım için eskiden Sebamed Q10 yeterliydi. Son zamanlarda öyle çabuk emmeye başladı ki kremi artık daha uzun süre nemli tutan alternatiflere yöneldim. Eskiden cildime nemlendirici sürsem damla emmezdi. Hatta kusar kalırdı. Şimdi nemlendiricilerim bile yetersiz kalıyor. Dudaklarımsa öyle hararetli ki anlatamam. Düzenli olarak günde ortalama 5 defa nemlendirici sürüyorum, çatlama kanama yok ama içten içten kuruduğunu hissediyorum:p Anlatılmaz bir his. Bir dolu ürün deneyip bıraktıktan sonra son favorilerimi yazmaya karar verdim.

Ürünlere bir göz atalım:

TEMİZLEYİCİLER:
-Bioderma SENSİBİO H2O:  İyi ki var İyi ki almışım. Bioderma ürünlerinin çoğunluğu cildime uymasa da bu ürüne bayılıyorum. Waterproof rimelleri temizleme konusunda çok başarısız tek kusuru bu. Onun dışında ten makyajımı bununla temizliyorum. Hiç bir şey sürmesem de eve gelince mutlaka yüzümü bununla siliyorum. Parlamayı anında engelliyor. Tazeliyor resmen. Birazcık gerginlik yapıyor o kadar.

-Yves Rocher Göz makyajı Temizleyicisi: Kullandığım en iyi göz makyaj temizleyici. Hem de en naziği. Göz yaşım bile gözümü yakarken bu sevimli maviş hiç yakmıyor. Kullanmadan iyice çalkalamanız gerekli. Veee voilaaa! Tortusuz kalıntısız göz makyajınız ve suya dayanıklı rimeliniz ovuşturmadan çıkmış bile. Tek eksisi temizledikten sonra bıraktığı yağlı his. Oda yıkayınca geçiyor.

- LRP Effaclar Yüz Temizleme Jeli: Bu ürünü Avene'den artık fayda görmeyince elimde tester'ı olduğu için kullanmaya başladım. Minicik 30ml ürün beni 15 gün götürdü. Tam boyunu almam uzun sürmedi:))) 2. tan boyun dibini görmek üzereyim. Cildim o kadar hassas olmasına rağmen hiç yakmıyor, çok güzel köpürüyor, iyi temizliyor, ferahlatıyor, kokusu miss gibi. Üstelik yeni bir özelliğini de keşfettim. Makyajı kalıntı bırakmadan gözü nerdeyse hiç yakmadan waterproof göz makyajı ve rimelleri temizliyor. Bir gün gözümdeki bol liner'lı makyajı unutmuşum:s Normalde hiç gözüme yaklaştırmam bile denedim ve sonuç mükemmel:) Yine de sadece dalgınlık anlarında kullanırım bu özelliğini:) Şu ara yüzüm çok kuru olduğu için Effaclar h köpük temizleyiciye geçsem mi acaba?????*

*Tonik kullanamıyorum. Gülsuyu bile yakıyor cildimi.

NEMLENDİRİCİLER:
-Endocare Lipocutane Moisturising : Öyle sevdim ki İnstagram'da bile paylaştım. Cildimde emilmeden öylece kalakaldığı günler çok geride kaldı. Kesinlikle yağlı ciltler için değil. Cildimin neme hasret olduğu fil hortumu misali nemlendirici emdiği günlerdeyim. Gerim gerim gerilmekten mahvolan yüzümü rahatlatmakta çok başarılı. Jelimsi bir yapısı var. Su gibi hafif görünse de kuru karma ciltler için ideal. İlk günlerde burun kenarlarımı aşırı yakmıştı. Alışamayacağım desem de alıştı cildim. İlk zamanlar Bepanthenele karıştırıp sürüyordum. Şimdi gerek kalmadı. İyileştirici, cilt onarıcı etkisi varmış. Roaccutane tedavisi esnasında kullanılıyormuş. Evde olduğum günler gündüz de kullanıyorum.

-Avene Hydrance Optimale SPF:20 Beyaz renkli, geç emilen, güneş kremi formunda bir gündüz kremi/nemlendiricisi. Yağlı değil.  Karma ciltler için uygun olduğunu düşünüyorum. Benim cildime yetmiyor nem vermesi artık. Sadece makyaj altına sürüyorum.

-Babor HSR Lifting etkili Göz kremi: Kullanmaya başlayalı 20 gün oldu. Çok sevdim bu kremi. 26 yaşındayım. Ufak tefek başlamıştım göz çevresi kremlerine ama kullandıklarımdan yeterli verimi alamıyordum. Yaşım için ağır bir ürün aslında. Ama yoğun neme ihtiyacım olduğu için kullanıyorum. 20 gündür bol sayılabilecek şekilde sürüyorum sabah akşam ve hiç yağ butonu oluşturmadı. Yumuşacık bir his veriyor. Hemen emilmemesi harika. Gözü yakmıyor. Sürdükten hemen sonra göz kapağım biraz ısınıyor o kadar. Sebamed'ten 10 kat daha iyi diyebilirim. Şiddetle öneriyorum.

-Endocare Lipocutane Dudak Nemlendiricisi: Parlatıcı görünümünde, şeffaf renkli, jel yapıda bir ürün. Sürdükten hemen sonra cam gibi bir görüntü veriyor. Nemlendirmesi başarılı. Ben "salyalarım akıyormuş gibi" görüntüsünü sevmediğimden akşamları veya gündüzleri evdeysem kullanıyorum. Yapısı yağlıca. Kokusu limon/narenciye gibi. Tadı güzel değil. Tüp ambalajda. Sıkarak kullanıyorsunuz. Çok sıkmamanızı öneririm. Fışkırdığında fazlalığı dudağa yedirmek gibi bir durum söz konusu değil.

-Blistex Med Plus Dudak Balmı: Başlarda severek kullanıyordum. 1 aylık tedavi sürecinde 2 kutu bitirdim. Artık yetmez oldu. Bitmek bilmez bir hararet ve kuruma var dudaklarımda içten içe. Gece uyumadan bolca sıvıyorum. Yüzümü yıkadıktan sonra sürüp yarım saat sonra diş fırçamla fırçalayıp ölü derilerden kurtuluyorum. Yumuşatmasını ve ruja hazırlamasını beğeniyorum. Mat olmayan bütün rujların altına sürüyorum. Açık renk rujlarla pek uymuyor ama:/ Renk vermiyorlar. Daha iyisini bilen varsa önerebilir mi?

RENKLİ ÜRÜNLER:
-PF Mineral Wear Pudra Spf :16: Bu ürünü eczaneden aldım. Dalmaçyalı köpekler gibi açıklı koyulu desene sahip. Bendeki Medium beige. Turuncuya yaklaşan sarı alt tonlu diyebilirim rengi için. Cildime 1buçuk ton kadar koyu. Lekelerim koyu olduğundan kapatsın diye bu tonu tercih ettim. Mecburen boynuma kadar sıvamak zorunda kalıyorum. Yine de eli hafif tutarak doğal görüntü almak mümkün. Kapatıcılığı süngerle epey iyi. Hatta doğal duruyor diyebilirim. İyi nemlendirilirse toz toz görüntü oluşmuyor. 10dk da oturuyor doğal, kadifemsi bir görünüme kavuşuyor. Kutunun içinde bir de fırçası var. Ben hiç kullanmadım. Normal sık kıllı pudra fırçasıyla toz toz oluyor. İyi sonuç verdiğini söyleyemem. Kapatıcılık hiç olmuyor diyebilirim. Ürün mineral içerikli olduğundan bende parlama yapmadı. Kalıcılığı 5-6 saat diyebilirim. Daha fazla tutmamaya çalışıyorum. Ekstra bir sivilceye neden olmadı.

-Babor High Protection Sun Make up Spf 50: Pata krem formunda cildimin 2 ton koyusu bir ürün. Bendeki 1numara medium beige en açık tonu. 3 tonu var sanırım. Uygulamaya gelirsek; süngerle sürdüm olmadı. Fırçaya gelmedi. En iyi sonuç parmakla alınıyor. Sürmeden önce cildi iyi nemlendirmek gerekiyor.Yağsız, kremsi, çabuk sabitlenen bir ürün. Homojen sürmeye dikkat edilmeli. Bu arada kat kat sürerseniz arapbacı olmanız işten bile değil:p Ben evin en güneş alan yerinde sürüp çıkıyorum:) İlk sürüldüğünde parlak bitirişe sahip. Biraz bekleyince pudramsı görünüme kavuşuyor. Parlayan kısımlar için üzerinden transparan pudra ile geçiyorum. Allığımı uygulayıp çıkıyorum:) Sivilce yapmadı ama gözenekleri belli bir miktar tıkadığını düşünüyorum. 3saatte bir yenilemem gerektiği söylendi ama tazelediğimde koyulaşıyorum:/ Ben de tamamen temizleyip yeniden sürüyorum:) Bronz olursam şayet daha rahat kullanabileceğim. Pf ile değişimli kullanıyorum.

Bu ürüne alternatif Endocare'in yağlı ciltler için bir ürünü varmış. Yine benzer formda kompakt ve spf 50. İncelenebilir. Doktorum önerdi.

Bunun dışında 3 haftalık arada olduğumdan geceleri sorunlu bölgeye Differin krem ve eğer sivilce çıkarsa Aksil 5 kullanacağım. Bephantene ve el kremlerim en iyi yardımcılarım. Ellerimi nemlendirmezsem çatlayıp kanıyorlar:/ Bende durum bunlar. Sanırım kurumaya alıştım. Gözenekleri az belirgin bir cilde hasrettim gerçekten. İyi nemlendirdiğim sürece halimden memnunum:)

Kullananınız var mı bu ürünlerden herhangi birini?? Önereceğiniz ürünlere de açığım. Aşırı hassas karma cilt için uygun olması tek şartım:)

SEVGİLERİMLE.