11 Aralık 2012 Salı

Çukulata aşkınaaa

Son günlerdeki dijital konuşmalarımın (WhatsApp, MSN, SMS) kayıtları incelense en çok konuşulan şey J'adore Chocolatier:)))))  Beyoğlu'nda minicik bir Fransız pastanesi. Hayalimde hep vardı minicik olsun benim olsun, hep miss kokulu bir cafe'm olsun istedim. İŞTE TAM HAYALİMDEKİ YER!!!!  Oraya gitsek, Beatrice hariç ne yesek, ne zaman gitsek, hangi saatte yer buluruz, tok gitmeyelim vs vs vs... artık günlük rutin konuşmamda bile sürekli hayalini kurduğum bir cennet kendisi. Ben yazıyorum diye sakın meraklanıp da gitmeyin. Bana mekanın adını söylemeyip, "sadece Beatrice yediğim yer" olarak tarif eden biriyle aramızdaki bağı sıkılaştırdığına inandığım bir mekan çünkü:) Bir de zaten küçük sadece bilen biliyor. O nedenle adresini bile vermeyeceğim:p Çok merak eden çoktaan Hz. Gugıla danışmıştır bile:p

Bu kadar girizgahın ardından Beatrice nedir ondan bahsedeyim. Tahmin ettiğiniz üzere bol çikolatalı bir tatlı kendisi. Ben fondünün ağızda dağılan yumuşacık kakaolu pandispanyanın ve bolca meyvenin üzerine cömertçe dökülmesinden oluştuğunu söyleyebilirim:) Gecenin bu saatinde bile canım çekebiliyor kendisini. (Görselini sonradan eklerim). Asıl adı "Oh la la Beatrice".

Mekanı nasıl bulduğuma gelirsek, bir akşam MSN'de  konuşurken resmen pislik olsun diye aklıma soktu. Önce tatlıyı alladı pulladı. Sonra mekanı alladı pulladı. Yerini sordum adını hatırlamadığını söyledi. Bigün gidermişiz!!!!!! Ben bulmayı kafama koymuştum ama çoktan. Derken 29 Ekim'de hazır okul da tatil, fırsat bu fırsat deyip Beyoğlu'na yolumuzu düşürdük canlarımla. Önce Beyoğlu klasiği haline gelen Dilek Pastanesi'nde bir şeyler atıştırdık. O sırada sürekli bir mesajlaşma halindeydik. Bana yine Beatrice deyince detay istedim. Baktım cinslikten söylemeyecek internetten aradım ismini. Önce görüntüsüne bayıldım, sonra mekanın adresini buldum. O arada hızlıca karar verdik sokak isimlerini takip ede ede çıkacağız yukarı. Ama nerdeee... Çıkar çıkmaz meydana doğru yürüyen, slogan atan kalabalığa karıştık. Sloganlar atarak yürüdük yürüdük. Demirören'e gelince kalabalıktan çıkıp yukarıdan bakalım diyerek camlara koştuk. Muazzamdı.

Kalabalık biraz dağılınca çıktık gerisin geri Tünel'e doğru yürümeye başladık. Bu arada öyle bir yer olmadığını söyleyip beni benden aldılar ama ben kafama taktıysam bulurum. Huyumdur:) Harala güre içinde sokağı bulduk ve daldık. Zaten sokağa girdiğimde yayılan dalga dalga çukulata kokusu doğru yerde olduğumu kanıtlar gibiydi. Mekan o kadar minik ki yer bulamadık. Yan binadaki aynı işletmeye ait Fontana'da oturduk. Beatriceler geldi ve yumulduk! Hayal ettiğim kadar güzel ve tok karnına yenmeyecek kadar ağır bence:) Gelir gelmez ilk işim fotoğrafını çekip ibret olsun diye mail attım:)))) Çıldırdı tabii ki:p Beni o günden sonra hafife almamayı öğrendi bence:)

Azmin sonucu olarak bir başarı ve keşif hikayesi okudunuz:))))) Lütfen gitmeyiniz. Hele yakınlarınıza hiç bahsetmeyiniz:) Bu arada ben Beatrice diye tutturdum ama orada en popüler yiyecek olduğu için. Yoksa çikolata mamülü çok çeşit var. Sufle yedim en son o da güzeldi. Özel bir çikolatalı pastası varmış onun enfes olduğunu duydum ama benim aklım fondüde:)))))) 2hafta sonra ordayım:)

Daha yazarım da işte ağzımın suları akmaya başladı iyice:p Kendime eziyeti bırakıp yazıyı noktalıyorum.  Bol çukulatalı rüyalarrr:))))))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder