20 Temmuz 2016 Çarşamba

Neler Oluyor Bize, Bize Neler Oluyor Gülüm?

Merhaba:) Uzuuuuuuun bir aradan sonra Nilesiniz yine burada. Bu arada neler oldu bitti bir yazayım, kendim de göreyim istedim. Geçtim klavyemin başına. Sondan başa dönersek çoook istediğim gaming bilgisayarıma kavuştum sonunda. Devasa bir cihaz 17.3" çik. Nasıl taşıyacağım ordan oraya bu narin?!? halimle bilemiyorum :) Çizim yapmak için aldım garii. Tek sorun paslanmış olmam. Sadece elim değil, ilgili yeri depoladığım beyin parçam da paslanmış. Accio AutoCAD:p

Sonraa başka gelişme??? Mesleğimi yapmaya başlayacağım sonunda. Düşünüp taşınıp karar verdim. Ev hali, ev kafası rahattı, iyiydi hoştu ama bir işe yarıyor olma hissini özledim sanırım. Çalışma sürecini de deneyimlemek istedim. En kötüsü iş arama süreci. Umarım bu sefer şansım yaver gider.
Bazı zorunlu süreçlerden geçip, güncellenip yeniden sahalara dönüciim:)

Ruh halime yatırım yaptım. İyiden iyiye toparladım. Hayatımdaki kamburumu sırtımdan attım. Birine zaafı olmak, iyi gününde kötü gününde yanında istemek çok acizceymiş. İnsanoğlu yalnız doğar, topluluğa karışır, yaşar ve yine yalnız ölür. Yalnız geldiğimiz bu dünyada başkalarına tutunarak yaşamak olayı bana göre değilmiş. Bireyselciyim artık:)  Alışmak... Alışkanlıklar... Bağımlılık... En çok bunlar üzerine düşündüm. Bendeki maddeye değil kişiyeydi. O olmadan yaşayamam hissi, nefessiz kalmak, boğulmak. Her çağırdığımda istisnasız gelen, her arkasını döndüğünde bana zarar verdi. Tek başıma tutunamazmışım gibi. Çok şükür bağışıklığım yükseldi. Etkisi azaldı, kayboldu. Artık hükmeden benim. Haline yansın. Bensizliğe alışması gerek. Çağıran olmicak çünkü :)

Eskiden doğum günlerimde AŞK dilerdim. Sanırım 1 kişi olsun benim olsun demeyi unutmuşum:p Saçma sapan kendimi yıprattıktan sonra anladım. Şimdi tek dileğim iç huzuru ve denge:) Ben kendimi bulayım da hayatıma eşlik etmek isteyen olursa bakarız:)

En zararsız madde bağımlılığım rujlar sanırım:p Üstelik seni güzel yapmak dışında bir misyonu yok. Psikopat değil. Yapışmıyor. Etkisi azaldığında yenisini sürersin. Tazelenirsin. Aynaya baktığında gülümsetir. Daha ne olsun;) Rujum olmadan asla<3

Bende havalar parçalı bulutlu, yer yer güneşli. Kasvetli yalan rüzgarı tadındaki havam değişti şükür. Durumlar böyle. Beni merak edip mailler atan güzellerim var aranızda. Hepsini buradan bir kez daha çok sevdiğimi söylemek istiyorum. Hiç yalnız hissettirmediler hiç. İyi ki varlar <3

p.s Ne zaman bundan sonra blogu boşlamayacağım sıkça yazarım dediysem sözümü tutamadım. Umarım bu kez farklı olur. Dua edin bol malzemeli bir hayatım olsun da size de yazı çıksın :)

Sevgilerimle.

NİLESİ'niz.

6 Aralık 2015 Pazar

Merhaba, Yaşıyorum, İyiyim:)

herkese selam.

bundan birkaç ay önce bir blogum olduğunu hatırlayıp ufaktan yazmaya başlayayım diye bir sürü farklı başlık atmış ve hepsini boş bırakarak çıkmıştım ana sayfadan. yazma yetimi kaybettim bir süre.

aklımda binbir düşünce var ama sanki bir araya getirdiğimde anlamlı bir paragraf oluşturmadılar. anladım ki, tek bir noktaya yoğunlaşıp üzerinde kafa yormaya hazır değilim. bazılarınıza garip gelebilir. "sanki ne üzerine düşündün de kafanı toplayamadın????" herkes bir değil, herkes yaşadıklarını hazmedip hayatın içine kolaylıkla karışıp adapte olamayabilir günlük hayata. günlük rutinler bile tarih olabilir. eskiden çok doğalmışçasına yaptığın şeyler zul gelebilir. işte böyle bir dönemden geçtim. adı tanıdık: DEPRESYON. bir çoğumuzun yaşadığı, bildiği, hissettiği, bazılarının konuşarak bazılarının medikal yollarla atlattığı bir rehabilite yolculuğu. amaç: hayata karışmak, rutinin içinde var olma çabası. hayat gailesi denilen şeyi göğüsleyecek kadar cesaretli olmak, yaşamak için içinde cesaret bulmak, kendini boşvermemek.

sıfırda yani dipte yaşamak... sorumluluksuz, hiçbir şey yapmadan, kimseyle temasta bulunmadan, sadece kendi içinde. hatalarını sorguluyorsun, kendini cezalandırma biçimin bu bir yerde. cezalandırmadan barışamıyorsun da. zor gelince ağlıyorsun ama isyanın da kendine. sonra anlıyorsun hayatta siyah ve beyaz yok. grinin 50den fazla tonu var ve her ton seni başka bir şekilde ve kademede sınıyor. hayatta kalmak için "ben" dememek lazımmış. sen demeden, sormadan ya da konuşmadan ne yardım alabiliyorsun başkalarından, ne de iletişim kurabiliyorsun.

at gözlüğünü çıkarıp aynada kendine bakmaktan vazgeçip etrafına baktığında öyle şeylerle sınanan insanlar var ki nefes aldığın her anına şükretmek geliyor içinden. sağlığıyla sınanan ve ölümle burun buruna yaşayan soğukkanlı ve güçlü insanlar var genç yaşta.bizim sağlığımız yerinde ve ailemizle bir aradayken günlük hayatımızdaki rutinin parçaları yolunda gitmese nolur ki? dağılmaya değmezmiş. biraz utanarak kendime kızdım işte. kalk silkin ve şu pis çirkin hırkayı çıkar at üstünden artık diye.
geçirdiğim süreçler bunlar. umarım bir daha asla yaşamam bunları tekrar.

kaybettiğimiz şey zaman ve paranın satın alamadığı tek şey. doldurmak gerekiyor mutlu olmak için. boşluk anlamsız, ifade etmeye değmeyecek alanlar bütünü.

Mia Wallace  geçenlerde eski bir postuma "geri dön" yorumu yapmıştı. bu yazıyı da ona ithaf ediyorum:) öpücükler.

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Lalalalalalalalala... Ben geldim:)

merhaba

bir süredir "taslaklar" kısmı başlanmış ama sonu gelememiş, yarım kalmış paragraflarla dolu. bir çoğu özür maiyetinde olsa da anlık durumumdan, ruh hallerimden bahsetmeye çalıştığım yazılar silsilesi. yazdıklarımı beğenmedim ya da kelimeler yetmedi yarım kaldılar.

mutsuzdum öncelikle. çok mutsuz. nereden başlamalı, nasıl anlatmalı fikrim yoktu. daha doğrusu fikrim çoktu da seçerek yazayım derken elle tutulur bir şey kalmıyordu benden geriye. bilirsiniz... içten olmayan yazının altına imzamı atmam ben.

şimdi nasılım? toparlanmış. evet bu kelime uygun. kötü değilim. o ruh halini terk edeli çok oldu biliyorum. bir ara hayal kurmaya korkar olmuştum. yanlış hayal kurarsam ve benim için sonuçları iyi olmazsa diye. kabul bu ara "ürkek" oldum. yanlış yapmaktan hiç bu kadar korkmamıştım. belki de hiç bu denli kırılmamış olduğumdandır kimbilir? çok kırılınca itiraf etmesi de güç oluyormuş. hani bu günlük hayalkırıklıkları, üfleyince yıkılan bin bir emek verilmiş kağıttan kuleler gibi de değil bas baya dünya başınıza yıkılmış olduğu hissi. neyseki artık geçti. hayatımda bir sayfa, belki de bir "ben" geride kaldı. ders aldım. daha çok kaderci oldum. bazı şeylerin çok istesek bile gerçekten bizim elimizde olmadığına şahit oldum. zorlamanın hiçbir şeyi çözmeyeceğine inandım. inançlı olmanın önemini kavradım. dua etmenin insanı yatıştırdığını öğrendim.

belki çok sık yazamam ama bir yerlerden başladım işte... beni özleyenler var içinizde biliyorum.

nilesi is back:)))))))

beklemede kalın...